güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2014 Pazar

0

İnce Dudakları Dolgun Gösterme Teknikleri

İnce dudakları dolgun gösterme teknikleriKadınlar alımlı ve güzel görünmek için dudaklarının dolgun ve kalın görünmesini ister. İnce dudaklara sahip olan kadınların dudaklarını dolgun göstermek için başvurduğu makyaj tüyoları nelerdir?

Aşırı mat ve koyu tonlardaki rujlar dudakları daha ince gösterir. Ruj seçiminizi canlı ve parlak tonlardaki rujlardan yana kullanın. Ruj dudağın ortasına daha koyu sürülmeli çevresinde ise ton hafifletilmelidir. Böylece dudaklarınızı dolgun göstermek isterken yapay bir görünüme sahip olmazsınız. Rujunuzla birlikte piyasada kolayca temin edebileceğiniz dudak dolgunlaştırıcı kremi kullanarak dudaklarınızı dolgunlaştırabilirsiniz.

Dudak veya ruj renginin bir kaç ton koyu dudak kalemi ile dış dudak çizgisini belirgin hale getirerek dudaklarınızın biraz daha dolgun gösterebilirsiniz. Dudaklardaki kalem izini kapatmak için pudranızdan yardım alabilirsiniz. Pudrayla kalem çizgilerini kapatarak dudak makyajınızı daha doğal gösterebilirsiniz.

Kuru ve çatlak dudaklar olduğundan daha ince görünür. Eğer dudaklarınızda çatlama ve kuruma oluşuyorsa mutlaka dudak kremi kullanarak dudaklarınızı ihtiyaç duydukça nemlendirin.

16 Eylül 2013 Pazartesi

0

Makyaj Hileleriyle Cilt Lekelerinden Kurtulun

Cildinizdeki lekeleri makyaj hileleriyle kapatabilirsiniz. Kırmızı lekeleri yeşil, sarı lekeleri mor kalemle kapatın. Doğum lekelerine ise beyaz kalem sürün. Elbette fondöteninizi kullanmayı unutmayın!

Kadınların güzelliğini gölgeleyen cilt lekelerini silmede; dermatoloji doktorunun önerdiği medikal tedavinin yanı sıra makyaj hilelerinden de yararlanabilirsiniz! Yeşil renkte kapatıcı kalemle yüzünüzdeki kızarık bölgeleri, mor kalemle sarı lekeleri, pembe kalemle de doğum lekelerini gizleyebilirsiniz. Tabii fondöteni eklemeyi unutmadan!

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Dermatoloji Uzmanı Dr. Can Cengiz ; kadınların güzelliğini gölgeleyen cilt lekeleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

• Dermatoloji bölümüne muayeneye gelen hastaların üçte biri, cildinde hiperpigmentasyon (cildin belirli kısmının diğer bölgeden daha koyu olması) şikayetiyle gelir. Görünüş olarak rahatsız edici ve inatçı nitelikte olan bu lekeler, hastaların hayatını olumsuz etkiler. Ancak derinin biyolojisi ve hiperpigmentasyon nedenleri bilindiğinde neredeyse herkesi mutlu etmek mümkün olmaktadır.
• Leke, cildimize renk kazandıran melanin hücrelerinin fazla çalışmasından kaynaklanan bir sorundur. Öncelikle söylenmesi gereken, deriye rengini veren melaninin miktarı, kalitesi ve dağılımıdır. Deriye rengini veren melanin; derinin basal tabakasında bulunan melanosit hücrelerin içinde bulunan melanosomlar (pigment üretici makineler) tarafından üretilir.

Leke İçin Neden Çok!

• Cilt lekelerine neden olan melanin hücrelerinin fazla çalışması sorununa birçok faktör zemin hazırlayabilir. Kullanılan ilaçlar, sistemik hastalıklar, yanlış kozmetikler, genetik nedenler, yoğun güneşe maruz kalınması, hormonlar, bazı enfeksiyon hastalıkları ve dermatolojik hastalıklar lekeye neden olabilecek başlıca sebeplerdir.
• Dermatoloğa en sık gelen lekelenmeler şunlardır: 1- Melazma  (gebelik lekesi), 2-Solar lentigo (güneş lekesi), 3- Postinflamatuar hiperpigmentasyon, 4- Göz altı koyuluk (morluk).

5 Eylül 2013 Perşembe

0

L'Oréal Paris Elseve Mucizevi Yağ


Saçlarınızı ne kadar seviyorsunuz? Saçlarınızın bakımı ve güzelliği için ne yapıyorsunuz? Ben saçlarımı çok seviyorum ama onun güzelliği için farklı farklı onlarca ürün kullanmak beni çok yoruyor.


Markete gittiğimde saç bakım ürünlerinin olduğu bölümde geçirdiğim zamanı size söylesem ilk başta abartıyor diyebilirsiniz ama detaylı düşünürseniz, siz de harcadığınız zamanın ne kadar fazla olduğunu göreceksiniz. Öncelikle hangi saç tipine uygun olduğuna göre ayırıyoruz, kuru – normal – yağlı, daha sonra ne zaman kullanacağımıza bağlı olarak değişiklik gösteriyor alacağımız ürün, yıkama öncesi -sonrası gibi, daha bitmedi bir de ıslak - kuru iken kullanılabilmesine göre ayırıyoruz. Eve gelince de, aman şimdi parlaklık için bunu mu sürecektim, dur bir dakika, öncesinde beslensin diye şunu mu süreyim, son olarak üzerine… derken geçirilen onlarca zaman ve sonuç maalesef koca bir sıfır oluyor…

Öyle bir ürün olsa ki, biz “ne zaman istersek”, “neye niyet edersek” ona uygun olsun :)

Yıkamadan önce süreyim, zarar gören saç tellerimi onarsın
Yıkadıktan sonra süreyim, saçlarımı yumuşacık yapsın, kolay taransın
Fönden önce süreyim, saç tellerimi ısıya ve fönün zararlı etkilerine karşı korusun
Fönden sonra süreyim, son bir dokunuşla saçlarım göz alıcı bir parlaklığa kavuşsun
Her saç tipine uygun olsun,
Saçlarım misssslerr gibi koksun,
Ee tabi fiyatı da uygun olsun ve
Her ihtiyacım olduğunda kolayca ulaşabileceğim yerde olsun… :)

Sizce bu bir hayal mi??
Peki o zaman şimdi sıkı durun!! :)

Ben bu ürünle tanıştım, şimdi sıra sizde : L’Oréal Paris Elseve Mucizevi Yağ

Saçlarımı besleyen, onaran, parlatan, yumuşacık yapan mucizevi bir yağ…

Gün içinde parmaklarınızı saçlarınızın aralarına geçirip, aşağıya doğru tarak gibi çekerseniz, muhakkak saçlarınız ellerinize takılır… Bu durum, saç uçlarınızın ne kadar yıpranmış olduğunu size gösteren en büyük gösterge… Ayrıca saçlarınız böyle oluyorsa, saçlarınızla çok fazla zaman harcıyorsunuz ama bir türlü şekil almıyor demektir…

L’Oréal Paris Elseve Mucizevi Yağ’ı ilk kullandığınız gün, bakın burası bence çok önemli, belli bir kullanım sonrası demiyorum, İLK KULLANIMDA, saçlarınızı  ipek gibi yapıyor ve saatler geçmesine rağmen, saçlarınız mis gibi kokmaya devam ediyor, saçlarınız o kadar yumuşak oluyor ki, ellerinizi saçlarınızdan çekemiyorsunuz… Tabi, saçlarınızı elleyen başka birileri varsa onlar da hemen bu yumuşaklığı fark ediyor ;)

Benim saçlarım balyajlı olduğu için, yıkadıktan sonra kolay tarayabilmek için saç kremi kullanmam gerekiyordu. Bugün krem kullanmadım ve saçlarımı yıkadıktan sonra, avucuma sıktığım birkaç damla L’Oréal Paris Elseve Mucizevi Yağ’ı saçlarımın boylarına sürdüm. Birkaç sn bekledim ve sonuç inanılmazdı… Tarak saçlarımdan kayıyor gibiydi… 1saat kadar sonra, bir nikah törenine katılacaktık, makyaj, kıyafet ve saçlarımın yapılması gerekiyordu, hiç panik olmadım, çünkü L’Oréal Paris Elseve Mucizevi Yağ’ın bana yardımcı olacağını biliyordum. Kuaföre gidemeyeceğim için, saçlarıma kendim fön çekmeye karar verdim ve 10 dakikada saçlarım hazırdı. Fön fırçası saçlarımda ipek gibi kayıyordu, çünkü saçlarım yumuşacık olmuştu.

Hala inanamadığım şey ise, bu mucizevi ürünün çok uygun fiyatlı oluşu, o yüzden bir tane de kuaförüme götüreceğim…  Eminim, o da her kullanımda saçlarımdaki bu değişime hayran kalacak…

Ben, bendeki mucizevi değişimleri anlattım ve hatta fotoğrafladım,  sizlerin de yorumlarınızı en kısa sürede bekliyorum :)

İçerik: e-nsisters.blogspot.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

22 Ağustos 2013 Perşembe

0

5 Soruda Makyaj Temizleme

Makyaj temizleme; her kadın için çoğu zaman rutin bir işlem... Oysa cilt bakımında oldukça önemli bir yere sahip ve dikkat edilmesi gereken bir dizi de kuralı bulunuyor.

Biz de sizler için söz konusu altın kuralları uzmanlarından öğrendik. İşte makyaj temizleme hakkında merak edilen 5 soru ve cevapları...

1- Bazı Akşamlar Makyajımı Silmeye Üşeniyorum. Böyle Zamanlarda Sabah Kalktığımda Ne Yapmalıyım? 

Akşam yapmanız gereken işlemi sabah yapabilirsiniz. Cildinizi makyaj temizleyicisi bir ürün ile temizledikten sonra sabah kullandığınız toniğinizi uygulayabilirsiniz. Ancak tekrar makyaj yapacaksanız, biraz beklemelisiniz. Temizleme işleminden hemen sonra fondöten sürerseniz, cildiniz parlar ve fondötenin dayanma süresinde azalma meydana gelebilir.

2- Makyaj Temizleyici Ürünlerin Cildi Tedavi Edici Bir Etkisi Var Mı? 

Her gün cildinizi temizleyerek cildinizin yaşlanma sürecini geciktiriyorsunuz. Yani makyaj temizlemek gelecek için yatırım yapmak demektir. Bazen bu temizleme işlemi sayesinde farkında olmadan cildinizde meydana gelen bakterilerden arınırıyorsunuz, bazen ise tıkanmış gözenekleri boşaltıyorsunuz. Bir şekilde cildinizin yaşlanmasına neden olan sorunları tedavi etmiş oluyorsunuz.

3- Çok Yoğun Bir Göz Makyajı Yapıyorum Ve Makyajı Silerken Zorlanıyorum. Kirpiklerimin Kopacağından Korkuyorum. Ne Yapmam Gerekiyor? 

Yoğun göz makyajı yapan kadınlara genellikle gözler için özel olarak üretilmiş makyaj temizleyici ürünler tavsiye ediliyor. Yalnız göz makyajınızı temizlerken kullandığınız pamuğa çok miktarda ürün dökmek yerine birden fazla pamuk kullanmaya özen göstermeli, pamuğu bir müddet gözünüzün üstünde tuttuktan sonra kirpiklerinizi aşağıdan yukarıya doğru silmeyi denemelisiniz. Böylece kirpiklerinizde herhangi bir kopma işlemi meydana gelmez.

4- Bazen Suya Karşı Dayanıklı Maskara Kullanıyorum Ama Daha Sonra Silmekte Zorluk Çekiyorum. Bunun İçin Özel Bir Yöntem Var Mı? 

Su ve yağ olmak üzere iki bazlı ürünleri tercih etmelisiniz. Ürünün yağ bazlı kısmı makyajı temizlerken, su bazlı kısmı yumuşatıyor ve kirpiklerin zarar görmesini engelliyor.

5- Sadece Yüz İçin Olan Makyaj Temizleyici Ürünü Gözlerimde De Kulanabilir Miyim? 

Tabi ki kullanabilirsiniz. Ancak uygulama sırasında gözünüzü kapalı tuttuğunuza özen göstermeli ve gözünüzü açmadan önce iyice yıkamalısınız. Göz makyajınızın tamamen sildiğinden emin olmak için de pamukta herhangi bir iz görmeyene kadar silme işlemine devam etmelisiniz. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey aynı pamuğu birkaç kez kullanmamak. Uzmanlar makyaj temizlerken sürekli temiz pamuk kullanılmasının daha yararlı olduğunu dile getiriyor.

3 Ağustos 2013 Cumartesi

0

Hayalinizdeki Dudaklara Kavuşun

Rujun en sevilen makyaj malzemesi olmasına şaşırmamak gerek! Çünkü ruju sihirli bir değnek gibi kullanarak dudaklardaki kusurları kapatabilirsiniz.

Dudaklarınızın çok daha dolgun ve ışıltılı görünmesini mi istiyorsunuz? Kozmetiklerinizi hazırlayın ve hayalinizdeki dudaklara kavuşun.

Doğru baz: Fondöteninizi her zaman dudaklarınıza da uygulayın. Nötr renkli bazın üzerinde rujunuzun rengi öne çıkacaktır. Özelikle açık renk rujlarda bu daha önemlidir. Diğer bir getirisi de, kırışıklıkların ortadan kaybolması!

Dudak çevresi: Rujunuzla aynı renk veya bir ton açık dudak kalemiyle dudaklarınızın dış kenarlarını çizin. Böylece rujunuz için bariyer oluşturmuş olacaksınız.

Ruju özenle sürün: Ruju küçük ve sert bir dudak fırçasıyla sürün. Bu şekilde hem daha dikkatli sürmüş olur, hem de rengi daha kolay işleyebilirsiniz. Ayrıca rujunuz daha kalıcı olacaktır. Rujunuzu sürerken kalemle çizdiğiniz dış çevrenin üzerinden taşırmamaya özen gösterin.

Hafifçe sabitleyin: Fazla gelen boyayı alarak kalıcılık sağlayın. İnce bir kağıt mendili dudaklarınıza bastırın, kısa bir süre bekletin ve çekin.

Parlatıcı: Dudaklarınızın tatlı bir ışıltıya sahip olmasını istiyorsanız, kenarlarını çizip içini boyadığınız dudaklarınızın üzerine bir parça parlatıcı sürün.

Tekrar üstünden geçin: Kağıt mendili dudaklarınıza bastırdıktan sonra üzerinden tekrar rujla geçebilirsiniz. Bu işlem rengi güçlü kılacaktır.

Kusurlarınızı Kapatın

Dudaklar çok inceyse: Ruju taşırmış etkisi yaratmadan daha dolgun görünen dudaklar için bazı hileler var: Dudak kalemi ile yumuşak bir hat çizin ve dudaklarınızın köşe kıvrımlarını da boyayın. Sonra ruj fırçası ya da parmağınızla dudağınızın ortasına doğru rengi dağıtın veya daha açık renkte bir rujla üzerinden geçin.

Dudaklar asimetrikse: Üst dudağınız ince ve alt dudağınız dolgunsa, sadece üst dudağınızın kenarlarını çizin. Kalemi dışarı taşırmayın, bu çoğu zaman yapay bir görünüm verir. Alt dudağınızı çerçevelemeyin. Sonra da her zamanki gibi rujunuzu sürün.

Ağzınız büyükse: Ağzınızı biraz daha büyük ya da küçük mü göstermek istiyorsunuz? Bu mümkün, ama abartmayın. Hileye başvururken size yardımcı olacak malzemeler: Dudak kenarına kapatıcı krem ve doğal hatların üzerinden yeni bir çerçeve çizeceğiniz dudak kalemi. Dudaklarınızın daha az dolgun görünmesini istiyorsanız mümkün olduğunca mat, dikkat çekmeyen renkler kullanın. Kalemle dudak çizgilerinizi düzeltip içini boyayın veya dudak pudrası kullanın.

Ruj kalıntıları: Makyajınız bittiğinde rujunuzun diş üzerinde kalıntı bırakmasını istemiyorsanız kağıt mendilinizi parmağınıza dolayın ve ağzınıza sokup dudaklarınızı kapatın. Bu işlem fazla boyayı alacaktır.

Rujunuz pastel tonlarındaysa: Dudak kaleminizin rengi mutlaka açık olmalı. Aksi halde ruj yerine dudaklarınızın çerçevesi ön plana çıkacaktır.

Makyajla aranız yoksa: Hiç olmazsa rujunuzu eksik etmemeye çalışın. Böylece yüzünüze tatlı bir ışıltı gelir.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

0

Göz çevrenize iyi bakın

Cildimizin en hassas bölgesi olan göz çevresi, yaşlılık belirtilerinin de kendini ilk gösterdiği bölge. Göz çevreniz için kullanacağınız doğru ürünlerle yaşlılık belirtilerini en aza indirebilirsiniz!

Göz çevresi önemlidir! Çünkü yaşlılık belirtisi önce göz çevresinde kendini hissettirmeye başlar. Mimiklerle birlikte daha da belirginleşen ince çizgiler, yaş ilerledikçe ortaya çıkan kaz ayakları, torbalanmalar, yorgunluk izleri vs...

Bütün bunların üzerine bir de hassasiyeti eklenirse, göz çevresi bakımı daha da önem kazanıyor. Clinique Ürün Geliştirme Bölüm Başkan Yardımcısı Debbie D’Aquino, göz çevresi hakkında sorularımızı yanıtladı. D’Aquino, öncelikle göz çevresinin neden hassas olduğunu anlattı: “Cildin diğer bölgelerinden çok daha incedir. Ayrıca bu bölgede daha az yağ bezi olduğundan kuruluk ve nemsizliğe daha yatkındır, diğer bölgelerde görülen doğal esneklik burada daha az görülür. Göz çevresi sürekli hareket halinde olduğundan sorunların ilk ve en sık görüldüğü bölgedir.”

Doğru ürün kullanın 
D’Aquino, “Herkes göz çevresinde ilk kuruluk-nemsizlik belirtilerini görmeye başladığı andan itibaren uygun bir göz kremi kullanmalı” diyor. Doğru antioksidanlarla zenginleştirilmiş bir göz kreminin yaşlanma belirtilerini önlemeye yardımcı olduğunu belirten D’Aquino, antioksidanların yanında kolajen dokusunu ve nem bariyerini destekleyici içeriklerin çizgilerin önlenmesinde anahtar bir rol oynadığının altını çiziyor.

Kaşımayın, kısmayın!
Göz çevresinde sorunlara neden olabilecek bir diğer faktör de cilt temizleyicileridir. Bu temizleyiciler, göz çevresiyle temas ettiğinde genelde hassasiyete neden olabilirler. Bu nedenle cildiniz için hassas temizleyicileri tercih edin ve göz çevrenize getirmemeye özen gösterin. Ayrıca yüzünüzü yıkarken cildinize çok fazla baskı uygulamayın. Fazla baskı ciltte ince çizgi ve kırışık oluşumunu destekler. Ayrıca gözünüzü kaşımaktan ve kısmaktan kaçının, çünkü bunlar çizgi ve kırışık oluşumuna neden olur.
0

Otuzlu yaşlarda cilt sağlığı için dikkat

Hayatın dönüm noktalarından olan otuzlu yaşlarda; yılların izleri yüzümüzde belirmeye başlar. Bu durumda panik yapmak yerine, bazı önlemler alarak ve doğru bakım yöntemleri uygulayarak, yaşlılık izlerine dur diyebilirsiniz!

Yaşlanmayı geciktirmek için antiaging ürünlere başlayın, antioksidan içerikli kremler kullanın. Geceleri meyve asidi içerikli kremler sürmeden uyumayın! Erken kırışıklıkların yerleşmesini peelingle durdurun, sarkan cildinizi mezoliftingle toplayın… Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; hem ruhsal hem de fiziksel açıdan önemli bir dönüm noktası olan otuzlu yaşlardaki cilt bakımının püf noktalarını anlattı.

Ruhu da etkiler cildi de
Otuzlu yaşlar; hayatın önemli bir dönüm noktası. Hayatın sorumlulukları bu yaşlarda artar; yoğun iş temposu, evlilik düzeni ve çocuk yetiştirme arasındaki dengeyi düzene koymak için zorlu bir mücadele verilir. Dönüm noktasının olduğu otuzlu yaşlarda yaşlanma belirtileri de görülmeye başlar.

Ciltte birtakım değişiklikler gözlenir. Ancak alınacak bazı önlemlerle yaşlanma süreci geciktirilip,  kişinin kendisini daha iyi hissetmesi sağlanabilir; bu ruh hali hayata karşı daha güçlü mücadele verilmesine de katkı sağlar.

Cildiniz kurur korkmayın
Ergenlik dönemi boyunca devam eden yoğun yağlanma ve akne sorunu ilerleyen yıllarda azalmaya başlar, cildin yağ salgısı ve nem salgısında azalma görülür. Bu da otuzlu yaşlarda, kişilerin daha az yağlı ve daha nemsiz bir cilde sahip olmasına neden olur.

Ergenlikteki güneş olgunlukta leke demek
Cilt lekeleri kendini gösterir
Ergenlik döneminde bilinçsizce yoğun güneşe maruz kalınması bu yaşlarda ciltte etkisini gösterir. Kılcal damar genişlemeleri, cilt lekeleri belirmeye başlar. Ergenlik döneminde solaryuma girenlerde bu sorunlar daha belirgin olarak gözlenir. Yaşa bağlı olarak ciltte kollajen ve elastin salgısında azalma başlar ki
kırışıkların başlamasının ana nedeni bu maddelerin azalmasıdır.

Doğru ürünleri seçin
Otuzlu yaşlara merhaba diyenler, öncelikle kullanmış oldukları günlük bakım ürünlerine dikkat etmeliler. Cilt yapısına uygun olan bir temizleyiciyle cilt temizlendikten sonra, nemlendirici kullanılmalı. Yağlı cilt yapısına sahip olanlar, cildi kurutucu bir temizleyici tercih etmeli. Kuru cildi olanların da deriyi kurutmayan bir ürünle ciltlerini temizlemeleri gerekir. Tonik tarzı ürünler kuru cilde sahip olan kişiler önerilmezken, yağlı cildi olanlara tonik kullanımı uygun olur.

Şimdi antiaging zamanı
Kreminiz koruyucu olsun
Kullanılacak nemlendiricinin yağlı cildi olanlarda hafif olmasına, kuru cilde sahiplerde ise yoğun yağ ve nem içermesine önem gösterilmeli. Nemlendiricide güneş koruyucu bulunması, güneşten kaynaklanan lekelerin tedavisi açısından faydalı olur.

Antioksidan kremi iyi gelir
Yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılacak antiaging ürünlerde; vitamin C, vitamin A, koenzim Q ve meyve asidi içermesine önem verilmeli. Otuzlu yaşlar, bu ürünlerin kullanılmasına başlanması açısından uygun bir zaman. Özellikle düzensiz beslenen, sigara içen ve yoğun stres altındaki kişilere antioksidan içerikli kremler önerilir.

Ölü cilt için meyve asidi
Geceleri meyve asitli krem
Meyve asidi içerikli kremler ciltteki ölü tabakanın atılmasını kolaylaştırmanın yanında cilde parlaklık da kazandırır. Özellikle gece kullanımları tavsiye edilir. Gündüz kullanılacaklarsa da, arkasından güneş koruyucu sürülmeli. Göz çevresinde erken yaşlanma belirtilerinin hafifletilmesi amacıyla dermokozmetik
ürün kullanıma başlanmalı.

Kırışıklıkları durdurun
Otuzlu yaşlar peeling uygulamaları için çok uygun bir zaman. Peeling hem oluşmaya başlayan erken kırışıklıkların yerleşmesini durdurur, hem de ciltte bulunan lekelerin tedavisini sağlar. Özellikle derin yerleşimli olduğu düşünülen lekelerde peeling işlemi,  krem tedavisiyle birlikte iyi bir tedavi yöntemi.

Peelingle yıllara meydan okuyun
Peelinginiz de meyveli olsun
Peelingin üst tabakadaki hücrelerin soyularak atılmasını ve alttan sağlam canlı deri gelmesini sağlar. Peeling iki ya da üçer hafta arayla dört ile altı seans arasında yapılır. Peeling işlemi için kullanılacak asidin gücü, kişinin cilt yapısı ve mevcut olan soruna göre belirlenir.

Güneşten korunun
Peeling sonrası ciltte kızarıklık, hafif kabuklanma, kepeklenme gibi bulgular gözlenebilir. Bu bulgular birkaç günde nemlendiriciler ile hafifler. Peeling sonrası yeni gelen deri güneşe karşı çok hassas olacağından, güneşten korunmak çok önemli. Güneş koruyucu kullanımına tedavi sonrası da devam edilmeli.

Mezoliftingle gençleşin
Sarkan cilde neştersiz önlem
Otuzlu yaşlarda ciltte görülmeye başlanan sarkma, elastikiyet kaybı ve kırışıklıklar, mezolifting ile tedavi edilebilir. Cildi yenileyen antioksidanlar, vitaminler ve mineraller, cilde nem kazandıran hyarülonik asit maddesi minik iğnelerle cilt altına enjekte edilir. Cilt nemlenmiş, parlak görünüm kazanmış ve yenilenmiş olur. Ortalama 4-6 seans, 2-4 haftalık aralıklarla uygulanır.

Boynunuz da kuğu gibi olsun
Yüz dışında boyun, dekolte bölgesi ve eller mezolifting uygulanabilen diğer alanlardır. Ağrısı minimal olduğu için uygulama öncesi lokal anestezik krem uygulanması yeterli olur. Mezoliftingin yan etkisi yok denecek kadar az.

Botoksla çizgilerin yerleşmesini engelleyin
Çizgiler kader değil
Otuzlu yaşlarda hafif belirmeye başlayan çizgiler botulinum toksini ya da bilinen ismiyle botoks işlemiyle tedavi edilir. Bu yaşlarda yapılacak botoks, çizgilerin yerleşmesini engeller. Özellikle yüzün üst kısmı ve göz çevresinde bulunan çizgilerinin ortadan kalkmasında faydalı olur.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

0

Makyajla Gelen Tehlike!

Her geçen gün artan estetik kaygılar, güzel görünme isteği, yaşlılık bulgularını gizleme ve daha genç görünme arzusu kozmetik piyasasını canlandırarak, bakım ürünleri yanında, kamuflaj ürünlerinin de gelişmesine neden oldu. 

Özellikle kadınların tercihi olan makyaj malzemelerinin kullanımı yavaş yavaş erkeklerin de tercihi olmaya başladı. Kişisel bakım ürünleri açısından en ön sıralarda yer alan makyaj malzemelerinin ne kadar doğru kullanıldığı tüm dünyada tartışma konusu haline geldi. Bu ürünlerin sağlıklı olup olmadığı bile bilinmiyor. Bilinmeyenler dünyasında en azından doğru yapılması gerekenler konusunda kişilerin bilinçli olması gerekiyor.

Memorial Etiler Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal'ın verdiği bilgilere göre, makyaj malzemelerinin en büyük yan etkisi alerjik reaksiyonlardır. Özellikle yüze sürülen fondöten, pudra ve far malzemeleri alerjiye daha çok neden olan malzemelerdir. Bu riski engellemek için ne yapmalı?

Önce Test Edin

Bu ürünleri almadan önce test ürünü alıp kullanmakta yarar vardır. Bir ürün 72 saat sonra herhangi bir alerjik reaksiyona yol açmazsa, ilerleyen günlerde alerji gelişme ihtimali düşüktür, ama yine de olabilir. Özellikle hassas deriye sahip olanlar dikkatli olmalıdır.

Makyajla Yatmamak Çok Önemli

Uygulanan ürünler yüzde uzun süre kalmamalıdır. Özellikle yatarken mutlaka bir sabunla yıkanmalı, nemlendirici sürülmelidir. Bu reaksiyonlardan kaçınmak için, aşırı derecede makyaj yapmamak, makyaj ürünlerini kullanmadan önce deriyi temizlemek ve nemlendirmek yine uyulması gereken kurallardır.

Yanlış Makyaj Sivilce ve Siyah Nokta Yapar

Makyajın bilinen en önemli yan etkilerinden biri de komedondur. Gerek “siyah nokta” olarak bilinen açık komedonlar, gerekse de “kapalı komedon” olarak bilinen “beyaz nokta”ların oluşmasında en büyük pay, bilinçsiz kullanılan makyaj malzemelerinindir. Kişi deri tipine uygun olmayan ürünleri kullandığında gözenekler tıkanır, tıkanmış gözenekler içinde biriken yağ yüzde akneye ya da komedonlara neden olur. Cilt tipini iyi bilmek kuru deriye sahipse yağlı ürünler kullanmak, yağlı cilde sahipse su bazlı ya da matlaştırıcı ve de yağ emici ürünler kullanmak gerekir. En iyisi profesyonel kişilerin önerisine uyarak alınan ürünleri kullanmak daha doğrudur.

Cildiniz Nemlendiriciyi Emdikten Sonra Makyaj Yapın

Renklendirici ürünler olan allık, far, maskara, ruj ve diğer ürünlerin kullanılmasında da dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Yüze uygulanan bir nemlendiriciden hemen sonra uygulanacak makyaj malzemeleri ciltte hoş olmayan görüntülere neden olur. Bu yüzden nemlendiricinin emmesini beklemek gerekir.

Ruj Dudağınızı Kurutabilir

Aşırı ve su bazlı rujlar bazen dudakta çatlamalara ve kurumalara neden olur. Bunu engellemek için dudağa ya yağ bazlı bir nemlendirici sürülmeli ya da yağ bazlı rujlar kullanılmalıdır.

Bitkisel Denilen Ürünler Bile Cildinizi Bozabilir

Maskaralar ve farlar, yüzde görülen alerjik reaksiyonların en önemli sebebidir. Bir ürüne karşı gelişen reaksiyon genelde bir başka ürüne karşı da gelişebilir. Bu durum, derinin toleransının düşük olduğunu gösterir. Bazı hassas derili kişiler hayatları boyunca makyaj ürünleri kullanamayabilir. Natürel, mineral, bitkisel ürünler başlığı ile pazarlanan ürünlere karşı bile alerjik reaksiyon gelişebilir. Çoğu zaman yapılan alerji testleri de bu konuda kişilerin toleransız olduğunu gösterir.

İyi Temizlenmeyen Cilt Erken Kırışabilir

Yapılan hataların başında yapılmış makyajın temizlenmemesi gelir. Deride kalan makyaj ürünleri, derinin kalınlaşmasına, erken kırışıklıklara, gözeneklerinin genişlemesine, derinin mat ve homojen olmayan renk değişikliklerine neden olur. Bu yüzden uygun bir ürünle makyajın çıkarılması makyaj yapmak isteyen kişi için gerekliliktir.

Güneş Altında ya da Karlı Havada Makyajla Dolaşmayın

Güneşlenme, uzun yolculuklar, kayma, çok sıcak ortamda bulunma dönemlerinde makyaj yapmamak daha uygundur. Özellikle makyajlı derinin güneşe maruz kalması renk değişikliklerinin en önemli nedenlerinden biridir. Yüzde kahverengi, siyah görünümünde pigment dalgalarının ortaya çıkmasına neden olur.

Yolculuk esnasında yapılmış yoğun makyajlar, kaza ya da oluşabilecek deri hasarlarında enfeksiyona yol açar. Özellikle yoğun sürülmüş maskaralar gözde kornea yırtıklarına neden olabilir.

Arkadaşınızın Makyaj Malzemesini Kullanmayın

Bir başkasının makyaj ürünlerini kullanmamak dikkat edilmesi gereken en önemli kuraldır. Bu sayede kişisel enfeksiyon ajanlarının kişiden kişiye yayılması söz konusudur. Hele kişide açık yara varsa bulaşıcılık riski da ha da artar. Kozmetiklerin yanı sıra kozmetikleri uygulamak için kullanılan fırça, pamuk, sünger gibi ajanların birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması, kişiler arası mikropların yayılması açısından büyük bir sorundur.

Makyaj Yapmadan Önce Ellerinizi Yıkayın

Kozmetikler uygulanmadan önce eller mutlaka yıkanmalı, uygulanacak deri mutlaka temiz olmalıdır. Uygulama aparatları mümkünse tek kullanımlık olmalı, fırçalar ise temizlenmeli ve de sık sık değiştirilmelidir.

Makyaj Malzemelerinizi Doğru Muhafaza Edin

Ürünler kullanım talimatına göre uygulanmalı, kapakları sıkıca kapatılmalı, sıcak ortamda tutulmamalı (özellikle araç içinde ) , kullanım zamanı geçmiş ürünler atılmalıdır. Güneşe ve sıcağa maruz kalmış ürünler, koruyucu maddelerini kaybederler. Bu da ürünün kullanım zamanının azaltır. Erken bozulmasına, bakteri üremesine neden olur.

Cilt Yaralarınızı Makyajla Kapatmayın

Deri bütünlüğünü bozan yara, sıyrık, enfeksiyon, ekzema gibi bir durum varsa bu bölgelere makyaj yapmaktan kaçınmak gerekir. Aksi takdirde enfeksiyon gelişebilir yada problemin daha da şiddetlenmesi söz konusu olur.

Çocuklarınızı Makyaj Malzemelerinizden Uzak Tutun

Özellikle çocukların çok erken yaşta başlayan süslenme istekleri, zararlı olabilecek sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden küçük çocukların makyaj ürünlerinden uzak tutulması doğru olacaktır.

Güzel görünmek herkesin hakkı, fakat bunu sağlarken deriye zarar vermemek gerekir. Bu yüzden aşırıya kaçmadan kişiye uygun ürünlerin kullanılması zarar verici bu uygulamaları minimuma düşürecektir.

25 Haziran 2013 Salı

0

Parlak bir cilt için yapılması gerekenler

Doğal ışıltının kaynağını gıdalarda, sporda ve vitaminlerde arayın…

Sağlıklı, canlı ve parlak bir cilt hepimizin hayalidir öyle değil mi? Dergi karıştırırken, internette oyalanırken, televizyon seyrederken karşımıza çıkan ünlülerde ilk fark ettiğimiz genelde sağlık fışkıran güzel yüzleri, pasparlak, belirgin elmacık kemikleri ve aydınlık taşıyan bakışları oluyor. Güzel görünen bir cilde kavuşmak aslında hayal değil… Bunun için yaşam tarzınızda yapacağınız birkaç değişiklik ve doğru ürünleri kullanmak yeterli!

Tabii içten gelen bir ışıltı için en başta cildin sağlıklı olması gerekiyor. Çünkü sağlıklı cilt kendini hemen belli ediyor. Unutmayın ki insanın mutlu olması ve kendine güvenmesi de güzel görünmesinin altında yatan etkenlerden. Öyleyse haydi, gülümseyin, mutluluğunuz yüzünüze yansısın…

Doğru beslenme
Dengeli beslenmek ve bir takım gıdalardan uzak durmak cildiniz için büyük önem taşıyor. Yağlı yemekler, gazlı içecekler yasak! Tamam, arada kendinize müsaade edebilir, aşırıya kaçmadan size çok çekici gelen o patates kızartmalarından atıştırabilirsiniz. Ama aklınızın bir köşesinde bebek gibi bir cilde kavuşma hayalleriniz olsun… Peki, o zaman hangi gıdalara yönelmeliyiz? Sebze ve meyveler listenin üst sıralarında. Özellikle böğürtlenin içindeki antioksidanların cildi yaşlılığa karşı koruduğu iddia ediliyor. Havuç malum, içinde bol miktarda A vitamini var ve cilde çok iyi geliyor. Somon balığı da zengin bir Omega 3 kaynağı… Hücreleri sağlıklı ve formda tutuyor. İçeceklere değinecek olursak bitki çayları ama özellikle de yeşil çay cilt kanserine yol açan serbest radikallerin ortadan kaldırılmasında büyük rol oynuyor. Ayrıca cilt hücrelerinin sağlığı açısından da faydalı bir içecek.

Su, su ve yine su!
Su içmenin önemi hakkında yorum yapmaya gerek var mı? Günde en az sekiz bardak su içmek hem sindirim sisteminiz için çok faydalı hem de cildin nem kazanması, kurumaması için şart. Yeteri kadar su içip içmediğinize çok basit bir gözlemle karar verebilirsiniz. İdrarınız rengine bakın. Eğer koyu renkse yeteri kadar içmiyorsunuz demektir.

Vitamin takviyesi 
Eğer düzenli besleniyorsanız normal şartlarda vitamin takviyesine ihtiyacınız yoktur. Kışın bazen kendimizi güçsüz hissederiz veya hastalık sonrası toparlanmak için biraz takviye almayı tercih edebiliriz. Cilt problemleri söz konusu olduğunda da dermatologlar vücudun vitamine ihtiyacı olduğunu saptayabiliyorlar. Mesela A vitamini eksikliği (havuçta olduğunu söylemiştik) yüzünüzde siyah ve beyaz noktaların çıkmasına yol açabiliyor. Işıltı eksikliği de demir gibi (tüm kadınların problemi değil midir, demir eksikliği?) bir takım vitaminlerin eksikliğine işaret eder. B vitaminlerinin de cilde olan pozitif etkilerinden bahsedilir hep. Unutmayın, vitamin almadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.

Cilt bakımı ve spor
Yeni spor yapmış insanların ne kadar sağlıklı göründüklerini hiç fark ettiniz mi? Fiziksel aktivite vücudu çalıştırıyor, kalp atışlarının hızlanmasıyla yüzümüz de renk alıyor. Ancak, spor hayatımızın önemli bir parçasıysa cilt bakımı rutinimizi de ona göre düzenlemeliyiz. Yüzümüzü günde iki kez bol suyla yıkamalı, gözenekleri kapayan ter damlacıklarından kurtulmalıyız mutlaka. Arada bir duş almak da cildinizin parlamasını sağlar. Yeter ki cildi nemli tutun ve duş sonrası hemen nemlendirin. Ilık suyla yıkamaya ve cilt tipinize uygun bir temizleyici ürün kullanmaya gayret gösterin. Ayrıca, yüzünüzü yıkarken cildinizin temizlik ürününden tamamen arındığından, hiçbir kalıntı kalmadığından emin olun.

Hayatınızda uygulayacağınız bu değişikliklere hemen alışacak, kendinizi daha sağlıklı ve zinde hissedeceksiniz. Sonuçları sizi mutlu edecek çünkü hem ışıl ışıl gülümseyecek, hem de güzelliğinizle büyüleyeceksiniz!

2 Haziran 2013 Pazar

0

10 Adımda Kusursuz Bir Cilt

Sağlıklı bir cilt sayesinde her zaman daha dinç ve daha genç görünebilirsiniz. Ancak hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi pek çok faktör cildinizi olumsuz yönde etkiler. İşte, daha sağlıklı bir cilde sahip olmanız için pratik yöntemler...

Epila Slimed Club Genel Koordinatörü Ayşe Bocan, kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenler şöyle sıraladı:

1. Makyajınızı temizlemeyi unutmayın; Özellikle yorgun bir günün ardından makyaj tazelemeyi ihmal edebiliriz. Ancak makyajlı bir ciltle uyumak gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Bu da uzun dönemde cildinizin daha çabuk yaşlanmasına neden olur.

2. Vitamin içeren besinler tüketin; Cilt sağlığı için beslenmenin önemi azımsanamayacak kadar fazladır. Özellikle B, C, E, A ve K vitaminleri cildinizin canlı kalması sağlar.

3. Bol bol su için; Su, sağlınız kadar güzelliğiniz için de çok önemlidir. Cildin nem kaybını karşılar, erken yaşlanmasını engeller.

4. Ayda bir cilt bakımı yaptırın; Şehir hayatının kaosu ve iş hayatının stresinden biraz uzaklaşmak ve cildinize gereken özeni göstermek için kendinize biraz zaman ayırıp cilt bakımı yaptırın. Cildinizin ihtiyacına göre yapılacak olan cilt bakımlarında cildiniz yoğun bir şekilde nemlendirilerek canlılık kazanacaktır.


5. Sigarayı bırakın; Sigaranın verdiği zararlar ilk olarak cildinizde gözlenir. Ciltte sivilcelerin çıkmasına, kırışıklıkların artmasına neden olan sigarayı bırakarak hem sağlığınızı hem de cildinizi korumuş olursunuz.

6. Uykusuz kalmayın; Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın.

7. Doğru ürünleri kullanın; Her bakım kremi her cilt tipi için uygun değildir. Kuru, yağlı ve karma olmak üzere üç farklı cilt tipi olduğunu belirten Ayşe Bocan cilt tipinize uygun bakım ürünleri kullanmanın oldukça önemli olduğunu söyledi. Yanlış bakım ürünlerinin ciltte yağlanmalara ya da kurumalara neden olabileceğini de belirten Bocan cilt tipinizi öğrenmek için güvenilir bir klinikten yardım almanın faydalı olabileceğini de ifadelerine ekledi.


8. Cildinizi Nemlendirin; Nemlendiriciler cildiniz için gereken nemi kazandır ve  aynı zamanda onu zararlı dış etkenlerden korurlar.


9. Düzenli egzersiz yapın; Egzersiz, cildin kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı görünmesini, parlamasını sağlar.


10.  Stresten uzak durun; Uykusuzluk ve stres, cildin baş düşmanlarıdır. Gün içinde stresli   ortamlardan uzak durmaya çalışın.

16 Mayıs 2013 Perşembe

0

Kadınlar nereye koşuyor

Sosyal ve ekonomik dünyada çok daha aktif ve güçlü kadınlarla karşı karşıyayız son zamanlarda. Erkeklerse çoğu zaman onları geriden takip ediyor. yoksa ataerkil düzenin sonumu geliyor?

SELİN MİLOŞYAN



Usame Bin laden'in öldürüldüğü operasyonu konu alan Kathryn Bigelow'un ''Zero Dark Thirty'' filminde, entelektüel ve güçlü bir kadın olan CIA ajanı ''maya'yı canlandıran, Pakistanlı teröristleri alaşağı eden Jessica Chastain; bu rolle sadece aksiyon filmlerindeki erkek egemenliğini yıkmakla kalmıyor, özellikle post endüstriyel toplumlarda görülen bir paradigma değişikliğine de atıfta bulunuyor. bu rolüyle altın küre'de ''en iyi kadın oyuncu'' ödülünü kazanan Chastain , izleyicinin kadınları farklı rollerde görmeye alışamadığını söylüyor. Oysa kadınları, özellikle gelişmiş ülkelerde önemli pozisyonlarda görmeye alışmamız gerek. Kadınlar bir zamanlar erkeğin rol tanımına giren birçok görevi başarıyla yerine getiriyor. 2012 sonlarında Amerika'da yayınlanan, gazeteci- yazar Hanna Rosin'in kaleme aldığı ''the end of men'', kadınların bu yükselişinden bahsederken erkeklerin güç kaybettiğini vurguluyor.

The Atlantic'te çalışan, ''Kitabım asla bir feminist bir manifesto değil; sadece günümüzde kadınların kendi kurallarını empoze etmeye başladığını gözlemliyorum'' diyen Amerikalı yazar Rosin'in savunduğu, ''Yeni Ananerkil Düzen'' bir ütopyadan mı ibaret, yoksa gerçek mi?

KADINLAR MATEMATİKTE DE BAŞARILI

Genel anlamda bazı önemli verilere dayanarak erkelerin bazı alanlarda etkinliklerini kaybettiklerini, kadınlarınsa yükselişe geçtiğini savunuyor Hanna Rosin. Özellikle sosyal zeka ve iletişim yeteneğinin fiziksel gücü alaşağı ettiği günümüz post- modern çağında, kadınların gerçekten de sosyal ve ekonomik arenada öne çıktığı yadsınamaz bir gerçek. Bu gelişme elbette kadınların eğitim alanındaki başarılarıyla yakından ilintili. Ünlü Fransız Sosyolog François de Singly, kadınların kürtaj hakkı ve doğum kontrol hapı gibi kazanımlardan sonra en büyük ''fetih''lerinin matematik dünyası olduğunu vurguluyor.Singly, "bir zamanlar sadece erkeklere bahşedilen bir alan olan matematikte artık kadınlar da oldukça başarılı" diyor. Genel anlamda eğitim hayatında da kadın sayısı artıyor. Öyle ki Amerika, Kanada ,İngiltere, Brezilya'da üniversite öğrencileri, ağırlıkta olarak kadın. Hanna Rosin'de kitabında, ABD üniversitelerinde her beş mezundan üçünün kadın olduğunu hatırlatıyor. Ve " kadınlar özgürleşmenin okul ve diplomadan geçtiğinin bilincinde" diyor. 

KADINLAR ERKEKLERDEN DAHA ÇOK KAZANIYOR!

Ellerinde diplomalarıyla iş dünyasına atılan kadınlar, ekonomik ve sosyal konjonktürün elverişli olduğu ülkelerde önemli pozisyonlarda görev alabiliyor. Bugün kadınların iş gücüne katılımı dünyada %51 bu oran AB ülkelerinde %52'ye kadar çıkabiliyor. Hanna Rosin özellikle Amerika'daki verilere dayanarak kaleme aldığı çalışmasında kadınların aile bütçesine katkı paylarının yükselişte olduğunu, ortalama bir çalışan kadının bütçenin % 42'sini karşıladığını vurguluyor. Amerika'da 30 yaş altındaki çocuksuz kadınların ortalama olarak erkeklerden %8 daha fazla maaş almaları da, Rosin'in kadınların etkinliklerinin yükselişte olduğu argümanını doğrulayan verilerden biri olarak sayılabilir. 

EVDE SON SÖZ KADINLARIN

Kadınlar eğitim ve iş dünyasında erkekleri sollarken evde de önemli kararların altına imza atmaya devam ediyorlar. Öyle ki, çocukların hangi okula gideceği, nereye tatile çıkılacağı ya da hangi semt de ikamet edileceği hakkında son söz kadınlara ait. Rosin özellikle Las Vegas, Houston gibi banliyölerde anaerkil düzenin egemen olduğunu, sabah buzdolabının üstünde post itini bıraktıktan sonra işe giden, kredi almak için bankaya başvuran, çocuk yapma kararı alan ya da almayan kadının, geleneksel kadın erkek dengesini bozduğunu vurguluyor.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

0

Kusursuz makyaj için uzman önerileri

Makyajın en önemli kısmı, gözü etkileyici bir şekilde öne çıkartmaktır. Makyaj artisti Eve Pearl deneyimleri sonucu elde ettiği püf noktalarını göz farı teknikleri için şöyle derliyor…

1. Göz kapağına fondöten uygulayın

Fondöten göz kapağında baz gibi duracak ve farı gün boyu tutacaktır. Farı sürdükten sonra da kalıcılığı için üzerine sabitleyici bir pudra sürmek makyajın dayanıklılığını artırır.

2. Göz kapağına eyeliner uygulayın

Likit eyelinerlar tercih sebebi. Eyelinerı uygularken kalem gibi tutmayın. Göze paralel bir şekilde tutup çizgi çizin. Göz kapağının tamamını çizmemeye özen gösterin. Aksi takdirde göz düşük görünecektir.

3. Buğulu gözler

2. aşamadaki eyeliner uygulaması sırasında oluşan hataları her zaman düzeltmek mümkün. Kahverengi ve yeşil renkteki göz farlarını karıştırıp eyelinerın üzerine sürün. Bu iki rengin karışımı her zaman harikalar yaratıyor.

4. Belirgin yapmak için

Buğulu efektinin üzerine gözleri daha belirgin hale getirmek için göz kapağının hemen yanından yan “V” harfi çizilir. V harfinin ucu dışarıya bakmak suretiyle koyu renk farlar kullanılır. Daha sonra bu V harfini içeri doğru dağıtmak lazım. Yaz ayları için V harfini şeftali ve bronz tonlarda seçebilirsiniz.

5. Temizlemek için

Açık renkleri, uyguladığınız farı düzeltmek için kullanabilirsiniz. Önerim, içinde bir sürü renk olan bir göz farı paletiyle çalışmanız. Böylece istediğiniz her rengi karıştırıp farklı tonlar elde edebilirsiniz. Göz farı uygulamasında gözün altına bulaşan farları nemlendirici kreminizi sürerek de temizleyebilirsiniz.

6. Rimel

Gözün altına kahve ya da siyah eyeliner uygulayabilirsiniz. Yine buğu efekti için pırıltılı altın sarısı ya da şeftali uygun olacaktır. Ardından göz makyajınızı rimel ile tamamlayabilirsiniz.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

0

Yeni Keşfim: Vichy Idealia BB Krem


Yazın sıcak ve nemli havalarının geldiği şu günlerde makyaj malzemelerinde de değişiklik yapmanın zamanı geldi. Nasıl ki kışlık elbiselerimizi dolaplara kaldırıyoruz, şimdi de kışın kullandığımız fondötenleri kaldırmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.

Ben kıştan yaza geçerken Vichy BB kremi keşfettim. UVA/B ışınlarına karşı cildimi korumak ve cildimde var olan renk tonlarını düzeltmek isterken kullandığım Vichy BB krem bunların yanında cildimi nemlendiriyor, kırışıklık görünümünü azaltmaya da yarıyor.

Hassas ciltlere de uygun yapısıyla rahatça cildinize yayılıyor, ciltte taptaze bir görüntü bırakıyor. Yüzünüzdeki ışıltıyı ilk günden farketmenizi sağlayacak Vichy BB kremin fiyatı da etkisiyle karşılaştırıldığında gayet uygun. 40 ml Vichy Idealia BB Krem’in tavsiye edilen tüketici satış fiyatı 49.90 TL.

Açık ve orta ton olarak iki çeşidi bulunan Vichy BB kremden ben açık ton olanını cildime daha yakın buldum ve tercihim o oldu.

Yoğun iş hayatı, stres, az uyku gibi nedenlerden solgunlaşan cildime canlılık kazandıran Vichy BB kremi aldığımdan beri elim fondötene gitmez oldu. Cildim çok kuru olmadığı için altına ekstra nemlendirici bile sürme ihtiyacı duymadığım gibi BB krem tek başına cildimi hem korumama yardımcı oldu hem de ışıltı verdi. BB kremle başladığınız makyajınıza hafif bir allık ve rimelle tamamlayabilir ve kendinizi dışarıya atabilirsiniz.

https://www.facebook.com/VichyTurkiye
https://twitter.com/VichyTurkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Mayıs 2013 Cuma

0

Gözlerinizdeki Işıltıyı Artırın

Bakır içerikli dolgu sayesinde gözaltı torbaları ve morluklarından kurtulmanız mümkün...

Genetik özellikler, fiziksel özelliklerimizin yansımalarının oluşmasını sağlıyor. Yaşlanmanın erken mi geç mi olacağı, cildimizin ne zaman sarkacağı, gözümüzün altında torbalar ve morluklar oluşup oluşmayacağı gibi pek çok konuda genlerimiz fiziksel özelliklerimizin adeta resmini yapıyor. Ancak genlerimiz etkili olsa da, istemediğimiz sonuçlara karşı, tıbbı veya kozmetik çözümler arıyoruz. İşte bunlardan biri de göz altı morlukları ve torbaları… Artık, özellikle kadınların çok şikayetçi oldukları ve çeşitli makyaj ürünleriyle kapatmaya çalıştıkları gözaltı morlukları, içeriğindeki bakır nedeniyle yeşil bir ton oluşturan yeni bir dolgu maddesiyle kapatılabiliyor.

Gözaltında oluşan torbalanmalar zaman içersinde morluklara da neden oluyor. Bu bölgeye özel olarak üretilen yeni bir dolgu maddesi, torbaların altında oluşan çizgiye şerit halinde enjekte ediliyor ve gözaltı-yanak arasındaki çizgiyi ortadan kaldırırken mevcut morluğu da azaltıyor. Bu ürünün vücutta doğal olarak bulunan hyarulonik asit içerdiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ferit Demirkan, sözkonusu ürünün yaklaşık 1,5 yıl boyunca etkili olabildiğini söylüyor.
Gözaltı morluklarını gideren bu ürünle ilgili merak edilen soruları yanıtlayın Prof. Dr. Ferit Demirkan, şu bilgileri veriyor:

- Gözaltı morluklarını gidermede bu yeni dolgu maddesi nasıl etki ediyor?
Bu ürünün içinde vücudumuzda doğal olarak bulunan hyarulonik asit var. Moleküler yapısı sadece gözaltı uygulamaları için geliştirilmiş. İçinde bir miktar bakır var, bakırın yeşilimsi ışıltısı morlukla birleşince gözaltında oluşan koyu rengi nötralize ediyor. Zaten sahne için üretilen profesyonel makyaj ürünlerinde de benzer bir renk nötralizasyon yöntemi uygulanıyor. “Gözaltı ışık dolgusu” olarak biliniyor. Ama bence böyle bir dolgunun asıl önemli faydası 40’lı yaşlarla ortaya çıkan alt göz kapağı ve orta yüz sarkması durumunda farklı bir seçenek sunması.

- Göz çevresinde oluşan yaşlanmaya karşı neler yapılabiliyor?
Yaşlanmanın ilk bulguları göz çevresinde başlıyor diyebiliriz. Kaşlar hafifçe düşüyor, üst kapak sarkıyor ve alt kapakta bir balonlaşma oluşuyor. Alt kapaktaki balonlaşma yanaklarımızın da sarkması ile daha belirgin hale geliyor çünkü yanak ile alt kapaktaki şişkinlik arasında derin bir çizgi oluşuyor. Eskiden alt kapak ameliyatı yaparken sadece oluşan balonlaşmayı gideriyorduk. Artık orta yüzü de kaldırmamız gerektiğini düşünüyoruz. Endoskopla alından veya gözkapağından girerek orta yüzü de kaldırıyoruz. Aksi takdirde sadece alt kapağa müdahale edince, torbalanmanın altında bulunan çizgi düzelmiyor, alt kapakla beraber orta yüzü de kaldırmak doğru çözüm oluyor. Zaten bizi uzaktan yaşlı gösteren iki şey var: Yaşlanmanın iki belirtisi var, biri gıdı bölgesinin yağlanması ve sarkması, diğeri de çapraz profilden bakınca gözaltında torbalanma oluşması.

- Bu ürün gözaltındaki balonlaşmayı kamufle etmek için nasıl uygulanıyor? Sadece bu ürünü kullanmak istenilen başarıyı sağlıyor mu, cerrahi operasyona da gerek duyuluyor mu?
Ürün ince bir iğne yardımıyla gözaltındaki torbalarla yanak arasındaki oluğa şerit halinde ya da nokta nokta uygulanabiliyor. Bu dolguyu uyguladıktan sonra özel bir roll-on masaj ürünü ile uygulama hattına masaj yapılıyor ve dolguya ait düzensizlikler gideriliyor. Bu arada alt göz kapağı cildi çok ince olduğu için dolgunun rengi mevcut olan morluğu hafifletiyor. Bu dolgunun yapılmasıyla gözaltındaki torba yok edilmiyor ancak göz kapağı - yanak arasındaki derin çizgi doldurularak yükseltildiği için bir çeşit illüzyon yaratılıyor. Tabii ki çok ileri vakalarda bunu tercih etmiyoruz ve hastaya ameliyat öneriyoruz. Dolayısı ile bu ürün için en uygun hasta grubu 35-45 yaş arasında olanlar. Bir alt kapak-orta yüz ameliyatı için vakti olmayanlar veya ameliyattan çekinenler de bunu yaptırabilirler. 50’li yaşlarda gözaltı torbaları daha da büyüdüğünden cerrahi işlem yapmak gerekiyor, yüz germe operasyonu kaçınılmaz oluyor.

- Göz çevresi bu işlemle gençleşiyor mu yoksa ek işlemler de gerekli mi?
Aslında gözaltı ışık dolgusu işin zor kısmını hallediyor. Kaş düşüklüğü ve yanlardaki kazayağı denen mimik çizgilerini düzeltmek için botulinum toksin uygulamaları zaten çok başarılı sonuçlar veriyor. Dolgu ve toksin uygulamalarını birleştirmek göz çevresinde daha dengeli bir görünüm sağlıyor.

- Gözaltındaki torbalarının cerrahi olarak alınmasıyla kadınlar kaç yıl gençleşebiliyor?
Eğer hastanın üst kapağında belirgin bir sarkma yoksa, bu dolgu ve toksin enjeksiyonu ile 30’lu yaşlara dönmek mümkün olabiliyor. Bazen bunu yanak dolguları ile de desteklemek gerekiyor.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

0

Selülitlerden kurtulmanın 10 yolu

Güzellik uzmanları, yiyecek ve içeceklerden destek alarak, dar pantolonlar giymeyerek, tuzu az kullanarak birçok kadının güzelliğinin baş düşmanı olan portakal görünümünden yani selülitlerden kurtulabileceğinizi söylüyor. İşte, selülitle mücadelenizi kolaylaştıracak 10 pratik öneri…

Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Diyetisyen Esra Güneş, selülitlere son vermenin 10 yolunu anlattı…

1. Günde 5-6 porsiyon sebze-meyve tüketin.

2. Tuzu az kullanın. Özellikle tuz içeriği yüksek salam, sosis gibi gıdalardan uzak durun. Tuz dokularda çok su tutar. Ayrıca iştah açarak diyet yapmayı güçleştirir.

3. En az 2 litre (yazın 3) su için. Su, böbreklerinizin zehirli atıkları vücuttan uzaklaştırmasını sağlar. Yeterince su içmek selülitli dokuları temizleyerek bu dokulardaki tuzu atar.

4. Unlu, şekerli, baharatlı, salçalı yiyeceklerden, kola, kahve gibi kafeinli içeceklerden, alkol ve sigaradan uzak durun.

5. Et, peynir gibi besinlerin az yağlısını tercih edin.

6. Hiç mayonez kullanmayın. Soslardan uzak durun.

7. Margarin, tereyağı gibi katı yağlardan kaçının. Yemeklerinizde bitkisel yağ tercih edin. Etsiz pişirdiğiniz yemeklere ve salatalara zeytinyağı koyun. 1 kilo sebze pişiriyorsanız 2 yemek kaşığı yağı geçmeyin.

8. Abur cubur ve fast food’tan (hazır yiyecek) uzak durun.

9. Kan dolaşımınızı hızlandırmak için egzersizi hayatınızda alışkanlık haline getirin. Bol bol yürüyüş yapın.

10. Çok sıkı iş çamaşırı, pantolon, çorap gibi giysileri kullanmayın. Dar giysiler topardamarları sıkıştırarak düzenli kan dolaşımını engeller.

13 Nisan 2013 Cumartesi

0

Modası geçmeyecek 5 makyaj trendi

Yıllardan beri kadınların vazgeçilmezi haline gelmiş, her kadını baştan yaratma imkânına sahip ve hiç eskimeyecek makyaj trendleri...

Kadınların kendilerini daha güzel hissetmelerini sağlayan en büyük yardımcıları; makyaj malzemeleridir. Doğru uygulandığında sizi olduğunuzdan daha güzel gösteren makyaj, yanlış uygulandığında ise olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çok basit makyaj trendleriyle olduğunuzdan farklı bir görünüm elde ederek güzelliğinize güzellik katabilirsiniz.

Dumanlı gözler
Eğer yüzünüzde ön plana çıkmasını istediğiniz kısım gözlerinizse; gözlerinizde siyah göz kalemi, koyu gri göz farı ve kirpiklerinizi vurgulayacak bir rimel kullanın. Yüzünüzün diğer bölgelerinde ise fazla makyajdan kaçının; yanaklarınızda şeftali tonlarında çok açık allık kullanın ve dudaklarınızda da ten renginize uygun tonlarda bir parlatıcı tercih edin.

Kırmızı dudaklar
Çekici ve iddialı gözükmeyi seviyorsanız şanslısınız çünkü kırmızı dudaklar modası hiç geçmeyecek makyaj trendlerinin başında geliyor. Fakat seksiliği basite indirgememek için kırmızı ruju doğru kullanmak çok önemli. Sadece dudaklarınızdaki kırmızının ön planda olması için; çok hafif tonlarda bir allık ve rimel kullanın.

Doğal görünüm
Bu senenin diğer bir trendi ise makyajlı bir yüzle bile hiç makyajsız gibi görünmek. Bunun için en önemli malzeme ise kendi ten renginize uygun tonlarda fondöteni yüzünüze iyice yedirerek sürmek. Daha sonra fondöteninizin tonuna göre çok açık pembe bir allık seçin. Gözlerde sadece rimelin olacağı bu makyajı dudak renginizde bir rujla tamamlayın.

Romantik bakışlar
Gözlerinize romantik bir anlam katmak istiyorsanız eyeliner kullanın. Ancak eyeliner kullanırken düzgün bir şekilde sürmeye özen gösterin. Gözlerinizdeki eyelinerı pudra tonlarında fondöten ve uçuk pembe bir allıkla tamamlayın. Eğer biraz daha eskilere gitmek isterseniz süreceğiniz bordo veya şarap kırmızısı tonlarında bir ruj ve kırmızı tonlarında bir allıkla makyajınızı tamamlayın.

Parıltılı gözler
Özellikle renkli gözlere sahipseniz parıltılı makyaj malzemeleriyle gözlerinizi daha fazla ön plana çıkarın. Bunun için hemen hemen her renkte simli eyelinerlar ya da simli farlar bulunuyor. Makyajınızı gözünüze uyguladığınız simin rengine uygun hafif bir allık ve rujla sonlandırın.

11 Nisan 2013 Perşembe

0

Kalıcı Makyajla Süresiz Güzellik!

Yataktan kalktığınızda, banyoya girip çıktığınızda, spor yaparken ya da yüzmeye gittiğinizde gözleriniz hep sürmeli dudaklarınız da pembe olsun ister misiniz? 

Normalde en dikkatli, en özenli makyajlar bile uzun bir günün sonunda silinir. Akar, bulaşır ve yüzümüzü oldukça yorgun ve bakımsız gösterir. Oysa bizi birkaç yıl süreyle terketmeyecek makyaj seçeneğimiz var; kalıcı makyaj!

Doktor Murat Topoğlu, kalıcı makyaj uygulamalarıyla ilgili olarak bilgiler verdi...

Sık ve Biçimli Kaşlar İçin...

Kalıcı kaş makyajı, tamamen hijyenik şartlarda yapılan yüzde 100 bitkisel olan ve 3 yıl gibi uzun bir süre kullanılabilen bir işlemdir. Kemoterapi ve kortizon kullanımı sonrası seyrelmiş, çok açık renk ya da tamamıyla dökülmüş kaşlarda kişinin yüzüne ağlamaklı yorgun ifade veren düşük kaşların şekillendirilmesinde, kaşta doğuştan ya da daha sonra kaza veya ameliyat sebebiyle oluşmuş yara izlerinde, kalıcı makyajla şekil vermek mümkündür. Örneğin; sarışın ve beyaz tenli insanlarda kirpikler ve kaşlar pek belirgin değildir ve yüze soluk bir ifade katar. Bu durumu ortadan kaldırmak ve ifadeleri belirginleştirmek amacıyla yapılan kalıcı makyaj kişiye büyük rahatlık sağlamaktadır. Kalıcı makyaj normal makyaj gibi cildin üzerine yapılmadığı için koyu ve parlak renklerde olmaz. Cildin içine pigment uygulamasından sonra cildin iyileşme aşamasında pigment cildin içinde kalır ve üzerini cilt örter. Rengin görünmemesini sağlayan cildin şeffaflığıdır. Üzeri cilt ile kaplanan pigment ve yapılan renkten daha açık bir renk alır. Bu da kalıcı makyajın daha doğal görünmesini sağlar. Kalıcı makyajla hem makyajlı kadar bakımlı, hem de doğal görünüme sahip olursunuz.

Biçimli ve Dolgun Dudaklar İçin...

Asimetrik dudaklarından veya ince dudaklarından şikayetçi olan kişilerde dudakların çevresine yapılacak, ince bir kontur; dudakları daha dolgun gösterir, hatları belirginleştirir ve çevresindeki kırışıklıkları kamufle eder. Kalıcı makyajla bu sorun 3 yıl gibi uzun bir süre boyunca ortadan kaldırılmaktadır. Dudak konturu uygulamasında önemli olan kişinin ruj kullanmadığı zamanlarda da dudaklarının doğal görünmesidir. Makyaj yapmadan dolgun dudaklara kavuşmak için, kalıcı makyaj uygulamalarını denemelisiniz. Kalıcı makyaj son derece doğal bir görünümle yüzdeki kontrastları arttırır, hatlarını belirginleştirir, bazı kusurları giderir. Gündelik yaşamda ve her anınızda bakımlı olmanın özelliğini keşfedeceksiniz. Kalıcı makyaj gözlere, kaşlara dudaklara uygulandığında onları belirginleştirir.

Belirgin ve Alımlı Gözler İçin...

Zayıf kirpikleri olan, gözleri belirginleştirmek için uygulanan eye-liner, üst ve alt göz kapaklarında kirpik diplerine uygulanır. Eye liner çizemeyen bayanlara büyük kolaylık sağlayan ve her renk uygulanabilen kalıcı makyaj ile harika bakışlara kavuşursunuz. Sabah uyandığınızda, sporda, havuzda, denizden çıkınca bozulmayan dolgun dudaklar, alımlı kaşlar, çekici bakışlar, canlı bir yüz ifadesi günün her anında güzelliğinize güzellik katacaktır.

Uygulama Nasıl Yapılır?

Kalıcı makyaj öncesinde, duyarlılığı en az seviyeye indirmek amacıyla işlem yapılacak bölgeye lokal anestezik bir krem yardımı ile 15-20 dk. anestezi sağlandıktan sonra özel kalıcı makyaj cihazıyla uygulanır. Bu işlem de pigment maddeleri ile steril tek kullanımlık iğneler yardımı ile cildin alt tabakalarına yerleştirilir.

25 Mart 2013 Pazartesi

0

Cilt kuruluğu hastalık mıdır?

Cildinizde gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, çatlaklar ve kaşıntı varsa cildiniz kurumuş olabilir! Peki ama neden?

Her türlü nemlendiriciyi ve kozmetik ürünü denemenize rağmen cilt kuruluğundan kurtulamıyorsanız bir uzmana başvurmanızın zamanı gelmiş demektir.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar, cilt kuruluğuyla ilgili bilgiler verdi:

Kimlerde cilt kuruluğu görülür? 
İnsanlar yaşlandıkça daha çok ortaya çıkan bir tablo olan kuru deri ‘Kserozis’ olarak bilinir. Yaşlanmayla beraber daha kuru ve daha az yağlı bir cilt oluşur. Derinin üst tabakasının yaklaşık yüzde 10 kadarlık bir kısmını su oluşturur. Bu tabakadaki suyun azalması deride çatlama, kaşıntı ve kuruluğa neden olur.

Cilt kuruluğu olan kişilerin çoğunda altta yatan bir hastalık yoktur. Kuru cilde sahip olan kişilerin büyük çoğunluğunu ise sık duş alan kişiler oluşturur. Son yıllarda insanlarda duş alma sıklığı arttıkça kserozis sıklığının da arttığı dikkati çekmektedir.

Cilt kuruluğunun sebepleri nelerdi?
Kuru cilde neden olan çevresel etkenler; sıcak su, deterjanlar, giysilerden dolayı oluşan sürtünme, sık hava yolculuğu, rüzgara maruz kalmak, çevre kirliliği, klima ve diğer kimyasal maddeler olarak sıralanabilir. Atopik egzama, kalıtsal bazı hastalıklar, ihtiyosis, sedef gibi cilt hastalıkları, metabolik faktörler, tiroit bezinin yeterince çalışamaması, aşırı kilo kaybı ve ilerleyen yaş kuru deriye neden olan diğer faktörlerdir.

Cilt kuruluğu nasıl anlaşılır, belirtileri nelerdir? 
Deri kuruluğunun ilk belirtisi, deride donuk gri beyaz bir renk oluşmasıdır. Kuruluk arttıkça renk değişikliğine ek olarak ciltte gerilme hissi, pul pul soyulmalar, kepeklenme, deri yüzeyinde pürüzlenme, çatlaklar, yarıklanmalar oluşur. Kaşıntı, kuru derinin neden olduğu diğer bir şikayettir. Kuruluk tedavi edilmezse sonunda egzamalar oluşabilir.

Cilt tipinin (kuru, yağlı, karma) nasıl olduğunu anlamak mümkün mü? 
Deride kepeklenme, gerilme hissi ve kaşıntı şikayetleri varsa kuru cilt tipi olarak değerlendirilir. Akneye meyilliyse, gün içerisinde ve sabah uyandığında ciltte parlama oluyorsa, gözenekler genişleme ve siyah noktalar varsa yağlı cilt olarak değerlendirilir. Bazı kişilerde ise yüz bölgesinde özellikle yer yer kuruma, kepeklenme fakat belli bölgelerde ise yağlanma, parlama şikayeti olur. Bu tip ciltler ise karma cilt olarak değerlendirilir.

Cilt kuruluğu özellikle hangi bölgelerde görülür? 
Su kaybı vücudun bölgelerine göre farklılıklar gösterir. Kuruluk kollarda, bacaklarda ve gövdede daha belirgin olur; çünkü bu bölgelerde daha az yağ bezleri vardır. Yüz diğer vücut bölgelerine göre daha su geçirmezdir. Deri geçirgenliğinde ise lipitlerin (yağların) kritik rolleri vardır. Sık duş alındığında doğal deri lipitlerinin yeniden oluşabilmesi için yeterli süre olmadığı için kuruluk özellikle yağ bezleri daha az olan kol ve bacaklarda daha belirgin olur.

0

Sezon Modasını Saçınla Yansıtmaya Hazır Mısın?

Farklı renk ve yapılardaki saçlara özgü farklı ürünler sunan TONI&GUY Saç Bakım ve Şekillendirme Ürünleri ile Haute Couture saç stilleri yaratmak mümkün.

Londra Moda Haftası’nın 17 yılı aşkın süredir saç sponsoru olarak ''Saçın Tarzındır'' diyen TONI&GUY Saç Bakım ve Şekillendirme Ürünleri ''Moda, artık yalnız güzel bir kıyafet almak değil! Bugün modada STİL satın alıyorsunuz'' diyen tasarımcı Elif Cığızoğlu ile Mercedes Benz İstanbul Fashion Week kapsamında muhteşem bir iş birliğine imza attı.

Modanın giyilen üründen çok seçilen stile dönüştüğünü söyleyen Elif Cığızoğlu, koleksiyonunun stilini TONI&GUY Türkiye saç danışmanı Kemal Baykar ve ekibinin yarattığı saçlarla tamamladı.

''TONI&GUY Presents ELIF CIĞIZOĞLU'' ismiyle anılan bu muhteşem görsel şölen 14 Mart 2013 Perşembe günü Pera Palace Hotel Jumeirah’ta moda severlerin beğenisine sunuldu.


Modanın ayrılmaz parçasının saçlar olduğunu çok iyi bilen TONI&GUY, Londra Moda Haftası kulislerinde edindiği deneyimle geliştirdiği yeni saç bakım ve tarzına özel şekillendirme ürünleriyle Türkiye’de de saçının tarzıyla buluşmasını isteyenlerin bir numaralı tercihi oldu!

Tarzın ister klasik, ister ışıltılı, ister yaratıcı olsun http://www.sacintarzin.com/sendeuygula adresindeki videolar ve diğer zengin içeriklerle dünyadaki moda trendlerine uygun saç tasarımlarını saçlarına yansıtman çok kolay!

Sezon modasını saçlarınla buluşturmak istiyorsan, TONI&GUY’ın Şekillendirme kategorisi altında yer alan Casual, Glamour, Classic ve Creative koleksiyonlarını daha yakından tanıman için detaylar aşağıda;


Casual: Zamanın karmaşasına inat, pratik, hızlı ve doğal bir stil sunuyor. Serideki ''Deniz Tuzu Etkili Şekillendirici Sprey'', ''Şekillendirici & Yağ Emici Saç Pudrası'' ve ''Esnek Tutuşlu Saç Spreyi'' favorin olacak!

Glamour: Eğlenmeden duramayan, dikkatleri üzerine çekmeyi seven, gösterişli ve parıltılı bir stil. Serinin ürünlerinden ''Işıltı Verici Köpük'', “Nemlendirici & Parlaklık Verici Sprey'', “Işıltı Verici & Elektriklenmeye Karşı Koruyucu Serum'' ve “Yüksek Tutuşlu Saç Spreyi'' seni bekliyor.

Classic: Asla modası geçmeyen, zamanın ötesinde bir stilin altın anahtarı. ''Parlaklık Verici Serum”, ''Bukle Belirginleştirici Sprey'', ''Orta Tutuşlu Saç Spreyi'' ile nostaljik ve sofistike saçlara sahip olmak hiç de zor değil!  

Creative: Hayatın sınırlarını zorlayarak yaşayan ve her zaman cesur olanların stili. ''Şekillendirici Krem Jöle'' ve ''Ekstra Yüksek Tutuşlu Saç Spreyi'' ile hayal gücünü yansitan saçlar yarat!

Men: Şampuandan saç şekillendiricisine sadece erkeklere özel bir koleksiyonla saçın tarzınla buluşuyor! ''Yoğun Arındırıcı Şampuan'', ''2'si 1 Arada Kepeğe Karşı Etkili Şampuan ve Saç Kremi'' ve ruhunu hayatina yansıtan birbirinden değişik stiller icin ''Şekillendirici Wax'' ve “Şekillendirici Krem Jöle'' seni bekliyor.

TONI&GUY hakkında daha detaylı bilgi için:
www.sacintarzin.com
www.hairmeetwardrobe.com
facebook/hairmeetwardrobe
twitter/hair_wardrobeTR
youtube/hair_wardrobeTR

Bir bumads advertorial içeriğidir.

13 Mart 2013 Çarşamba

0

İstifa Ettiren Bir Hastalık!...

Hastalığın tıbbi adı, “Dismorfofobi”... Sıklıkla aynaya bakma ve kendilerinde kusur arama belirtileri gösteren bu hastaların beşte birinde intihar eğilimleri de görülebiliyor. 

Hastalar içinde, görünmemek için toplum içine girmekten çekinenler, hatta işinden istifa edenler bile var. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Atalay, hastalık hakkında şu bilgileri verdi…

“Amerika nüfusunun yüzde birinde rastlanan ‘Beden Dismorfik Bozukluğu” ya da diğer adıyla ‘Dismorfofobi’, tedavi edilmesi gereken psikiyatrik bir hastalıktır. Genellikle diş hekimleri ile estetik cerrahlara çok sık giden bu kişilerin en çok kusur buldukları yerler saç, deri ve burun olarak saptanmıştır. Dismorfofobinin saptanması kolay değildir. Dismorfofobi, genellikle gizli kalan bir rahatsızlıktır. Bu kişilerin sıklıkla aşırı aynaya bakma veya farz edilen kusuru saklama girişimleri vardır. Kırışıklıklar, yara izleri, damar lekeleri, ten rengindeki solukluk veya kızarıklık, ödem, akne veya diğer lezyonlar, yüzde asimetri veya orantısızlık, saçın inceliği veya yüzdeki aşırı kıllanma gibi, yüz ve baştaki hayali veya abartılmış kusurları olduğunu düşünürler. Dismorfofobili hastaların hemen hemen tümü sosyal ve mesleki ortamlardan kaçınır. Hatta abartılmış kusurları nedeniyle alaya alınma endişeleri yüzünden evden çıkamaz hale gelir…

Sürekli Gizlenme İhtiyacı!

Bu hastaların beşte birinde intihar eğilimleri görülmektedir. Çoğu zaman bekar veya boşanmış kişilerdir, toplumsal becerileri eksiktir, ilişkilerinden memnun değildirler. Birçoğunun kendilik imgesi kötüdür ve beden imgesinde bir değişikliğin kendilerine verdikleri değeri artıracağına ve hayatlarını belirgin bir şekilde düzelteceğine inanırlar.

Kendilerini başkalarıyla kıyaslarlar ve gerek aileden, arkadaşlardan, gerekse hekimlerden görünüşlerine dair sürekli güvenceye ihtiyaç duyarlar. Bu hastalar genellikle obsesif, utangaç ve çekingen karakterdir. Bedenleri ile ilgili eleştirilere fazla duyarlıdırlar. Eğer bozukluk ergenlikte başlarsa, daha az arkadaş ve sevgili edinirler. Yaşıtlarından uzaklaşırlar. Bazı kişiler kusurlarını ayrıntılı inceleyebilmek için büyüteç kullanır ve aşırı kendine bakım davranışı sergileyebilirler. Ciddi olgularda bireyler görünmemek için evlerini sadece gece terk edebilir veya tamamen eve kapanabilirler. İşlerinden istifa edebilir, okuldan ayrılabilir veya gizlenme girişimi nedeniyle kapasitelerinin altında çalışabilirler.

Nasıl Tedavi Edilir?

Beden dismorfik bozukluğu olan kişiler, çelişkileri çözmek için psikiyatri dışı tıbbi branşlara başvurmaktadırlar…

Dermatologlar ve plastik cerrahlar bu hastaların sık temas kurduğu hekimler arasındadırlar. Bu kişiler öncelikle estetik cerrah, diş hekimi gibi uzmanlardan sık sık istekte bulunurlar. Ancak bu geçici bir rahatlama sağlar. Beklentileri yüksek olduğu için sonuçtan mutsuz olurlar. Beden dismorfik hastalığı için ilaç, psikoterapötik tedavi ve davranışçı tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.”

back to top