sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2012 Çarşamba

0

Yiyecekleri Hazırlarken Dikkat!

Yiyecekleri hazırlarken ve besinleri saklarken nelere dikkat etmemiz gerekiyor? İşte uzmanından tüyolar...

Diyetisyen Nil Şahin Gürhan'ın verdiği bilgiler şöyle:

Yiyecekleri Hazırlarken:

- Temizlik kurallarına dikkat edin: Ellerinizi ve besinleri iyice yıkamadan yemek yapmaya başlamayın.

- Kurbaklagilleri pişirmeden iyice yıkayın bir gece önceden suda bekletin, ıslatma suyunu dökün, yeni su ilave edip pişirin. Pişirme suyunu dökmeyin.

- Sebze ve meyveleri yıkarken deterjan ve sabun kullanmayın: Meyve ve sebzelerin sabun ve deterjanla yıkanması faydadan çok zarar getirir. Sabun ve deterjanda bulunan kimyevi maddeler meyve ve sebzelerinizde kalır. Meyve ve sebzeleri önce bol su ile yıkadıktan sonra temiz su dolu sirkeli bir kapta bir süre bekletiniz.

- Meyveleri soyduktan ve doğradıktan sonra bekletmeden yemeye özen gösterin: Doğranmış meyve beklediği zaman vitamin kaybeder. Salatayı ise sofraya oturulacağı zaman hazırlamalısınız.

- Etli yemeklere yağsız et ilave edin, yemeği pişirdikten sonra bir miktar sıvı yağ ilave edebilirsiniz.

- Etleri ve yemeklerinizi kızartmaktan kaçının. Etler tencerede haşlama veya sebze ile pişmiş, veya ızgara şeklinde pişirilmelidir.

- Yemeklerinizi pişirirken katı yağ kullanmayın. Sıvı yağ tercih edin. Katı yağ kan kolesterol seviyenizi yükselttiği gibi yağ değerlerinizi de bozar. Kalp hastası olma riskiniz artar.

- Sebze yemekleri az su ilave edilerek veya susuz olarak pişirilmeli ve pişirme suyu dökülmemeli. Sebzeleri haşlayıp suyunu dökerseniz suyu ile birlikte içinde bulunan suya geçen bütün vitaminleri de kaybetmiş olursunuz.

- Yemeklerinizi az tuz kullanarak yapmalı ve tuz olarak iyotlu tuz kullanmalısınız. Çok tuz kullanmak ödem yaptığı gibi kilo vermenizi zorlaştırır.

- Yemeklerinizi az tuz kullanarak yapmalı ve tuz olarak iyotlu tuz kullanmalısınız. Çok tuz kullanmak ödem yaptığı gibi

Besinleri Saklarken:

- Çelik tencereler değil; en sağlıklı saklama kapları cam kaplardır.

- Yumurtayı silmeden ve yıkamadan buzdolabında en fazla iki hafta saklayın. Kullanmadan önce yıkayın.

- Yağları serin ve karanlık bir yerde saklayın. Yağlar güneşe maruz kaldığında yapısı bozulur sağlığınız için riskli hale gelir.

- Hazır besinlerin son kullanma tarihine dikkat edin. Son kullanma tarihi geçmiş besinler gıda zehirlenmesine neden olur.

7 Kasım 2012 Çarşamba

0

Duygusal Açlık Şişmanlatıyor

Yemek yediğinizin farkında olmuyor ve kendinizi bir türlü yemekten alıkoyamıyorsanız, kilolarınız da her geçen gün artıyorsa duygusal aç olabilirsiniz!

Kişi bazen hatta çoğu zaman fiziksel açlıktan ziyade doyuramadığı duygusal açlığından ötürü yeme davranışında bulunabiliyor. Ruhen bazı eksiklikler yaşayan kişi bu alandaki açlığını gidermek için kendini yemeğe verebiliyor. Hal böyle olunca da birey, gereğinden fazla beslendiği için şişmanlayabiliyor.
Tüm dünyada günümüzün en büyük sağlık sorunlarının başında şişmanlık, hatta daha ileri boyutu ise obezite geliyor. Ciddi bir halk sağlığı sorunu olan obezite, fiziksel görünümün yanında kişinin ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor. Böyle olunca kişi evine kapanıyor, yalnızlaştıkça yalnızlaşıyor, ciddi psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.

Aşırı şişmanlığın yani obezitenin en büyük nedeninin yeme bozukluğu olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu rahatsızlığın en büyük nedenlerinden başında duygusal açlığın geldiğini belirtiyor.

Ruhun doyurulmadıkça fiziksel açlığın giderilmesi, fiziksel doygunluğa ulaşmanın mümkün olmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Dilbaz, bazı konularda ruhsal açlık yaşayan kişilerin kendini yemeğe verebildiklerini ifade ediyor. Dilbaz, duygusal açlıklarını yemek yiyerek giderme eğiliminde olan ancak bu şekilde mutlu olabileceklerine inanan kişilerin bu şekilde duygusal açlıklarını doyuramayacaklarını vurguluyor.

Karın doyurmakla ruhu doyurmanın aynı şey olmadığını ifade eden Dilbaz, kişilerin hep aç kalma korkusuyla hareket ettiklerini söylüyor. Bu hisle kişilerin kendilerini güvende gördüklerini belirten Dilbaz, aslında bunun bir yanılsama olduğunu kaydediyor. Dilbaz, fiziksel açlıktan ziyade kişilerin duygusal açlıklarını gidermek için karınlarını doyurduklarını ifade ediyor.

Mutsuzluğu Giderme Arzusu Bir Kısır Döngüye Ulaşıyor

Şişman olan kişilere bakıldığında kişisel çatışmalardan kaçmak adına yemek yeme davranışlarında bulunduklarının da altını çizen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu duyguyla kişilerin kısır döngüyü girdiklerini belirtiyor. Dilbaz, içine düşülen kısırdöngüyü şu şekilde ifade ediyor:
“Kişi mutsuzluk, bazı ruhsal açlık ya da yaşanılan çatışmalardan dolayı yemek yiyerek haz almanın peşine düşüyor. Yeme anında o hazzı alıyor ancak sonrasında inanılmaz bir pişmanlık hissediyor ve suçluluk yaşıyor. Yaşadığı bu ruhsal durumdan yine yemek yiyerek kurtulma gayretine düşüyor. Mutsuzluğunu giderme arzusu bir kısırdöngüye dönüşüyor. Sarmal büyüdükçe büyüyor ortaya obezite çıkıyor. Beyin artık şu mesajı veriyor. ‘En ufak bir mutsuzluk halinde yemek ye mutlu ol.’ Haz alınmayan hiçbir şeye bağımlılık oluşturmaz.”

Açlık Hissiniz Fiziksel mi, Duygusal mı?

Fiziksel açlıkla ruhsal açlığın aynı şeyler olmadığını, belirtilerinin de farklı olduğunun altını çizen Dilbaz, bu farklılıkları şöyle sıralıyor:

• Fiziksel açlıkta kişinin karnında bir aşınma, burukluk olur fiziksel belirtiler verir. Kan şekeri düşer ancak duygusal açlıkta böyle bir şey olmaz ve aniden başlar.
• Fiziksel açlıkta kişi doygunluğa yedikçe ulaşırken duygusal açlıkta ne kadar yerse yesin doygunluğa bir türlü ulaşamaz.
• Fiziksel açlıkta kişi bekleyebilir ancak duygusal açlık hissedenler hemen yemek ihtiyacını karşılamak ister ve işe girişir.
• Fiziksel açlıkta kişi ufak bir atıştırmayla doygunluk hissederken duygusal açlıkta aperatif atıştırmalar doygunluk vermez.
• Fiziksel açlıkta yemeyle ilgili kişi ne yiyeceğinin planını yaparken duygusal açlıkta bir plan olmaz. Kişi ne bulursa onu yer ve doymak bilmez.
• Fiziksel açlıkta mideyi doyurmak mideden beyine giden uyaranlarla olurken duygusal açlıkta ağız ile beyin arasında bir bağlantı söz konusu değildir.
• Fiziksel açlıkta kişi meyve yiyerek de açlığını giderebilirken duygusal açlıkta daha çok kalori tutan şeyler tercih edilir.

Kilolu Olmak Kader Değil

Kişi duygusal açlık hissediyorsa ne yerse yesin o açlığını doyuramayacaktır diyen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, kişinin kendini iyi hissetmesi için kesinlikle ne yaptığını bilmesi gerektiğini söylüyor. Duygusal açlık halinde kişinin yemekten ziyade o açlık hissini nasıl giderebileceğini düşünüp çözümü doğru yerlerde araması gerektiğini vurgulayan Dilbaz, yemek yerine çok daha farklı aktivitelerin koyulabileceğini hatırlatıyor.

Bu noktada farkındalığın önem kazındığının da altını çizen Dilbaz, kişinin hangi duygusal alanda eksiklik hissettiğini düşünmesi gerektiğini söylüyor. “Bir oturup düşünmek gerekir, elde etmek istediği düşünce ne, daha önceki yaşamda bunu nasıl elde etmiş.. Ne aradığınızı, neyi doyurmak ve bastırmak istediğimizin farkına varmalıyız” diyen Dilbaz, duygusal açlığı yemek yiyerek giderme gayretine giren kişilerin ilerleyen dönemlerde şişmanlayarak depresyona kadar sürüklenebildiklerini ifade ediyor. Yapılan araştırmaların diyet yapılarak kilonun ancak yüzde 15’inin verildiğini ortaya çıkardığını söyleyen Dilbaz, sadece diyetle bir noktaya varılamadığını, kiloda duygusal boyutun önemli olduğunu vurguluyor. Dilbaz, bu noktada psikiyatrik yardımın kaçınılmaz olduğunu hatırlatarak, “Yemek, fiziksel bir ihtiyaç. Duygusal açlığı gidermenin sonu yok. Kilolu olmak kader değil” diye konuşuyor.


17 Ağustos 2012 Cuma

0

Vazgeçilmez Lezzet Çorba

ben çorba severimKim acıktığı zaman dumanı üzerinde tüten bir tas çorbaya hayır diyebilir ki? Üşüyünce, geniş sofralarda buluşunca, hafif bir şeyler yemek isteyince, hastalanınca yardımımıza koşan çorba, Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri. Üstelik, hafif ve doyurucu yapısı sayesinde üç öğünde de zengin çeşitleriyle sofralarda yerini alıyor.

Çorba kelimesinin kökeninin ise Farsça "tuzlu haşlama" anlamında kullanılan "shorba"dan geldiğini biliyor muydunuz?

İyi beslenme anlamına gelen Sû ve Pô kelimelerinden türeyen çorba kelimesinin kökeni Sanskritçe'ye kadar dayanıyor.

Çorba: 10 bin yıldır tüketilen bir besin!

Yaklaşık 10 bin yıl öncesinde bile çorba hazırlandığını ve içildiğini gösteren kayıtlar mevcut. Et ve sebzeyle birlikte pişirildiğinde, malzemelerinin sahip olduğu besin değerlerinin bütünlüğünü taşıyan çorba, o tarihlerden günümüze kadar sofraların en değerli besinlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Türk Mutfağı'nın da yıldızı

Dünyanın sayılı mutfaklarından birine sahip Türkiye ise çok zengin bir çorba kültürüne sahip... Mutfaklardaki altın standardın temsilcisi ev yapımı çorbaların yanında, klasik ve yöresel pek çok çeşidiyle hazır çorbalar tüketicilere mutfakta saatler harcatmadan, ailelerinin seveceği lezzetli ve değişik tarifler sunuyor.

Hazır çorbalar, her geçen gün tüketicilerden gelen talepler doğrultusunda geliştirilirken, geniş ürün yelpazesiyle tüketicilerin hijyenik koşullarda taze ve kaliteli malzemeler kullanılarak hazırlanan birbirinden farklı lezzetleri güvenle tüketmelerini sağlıyor.

Tarhanaya Dünyanın İlk Hazır Çorbası demek mübalağa sayılmaz…

Çorbayı oluşturan malzemelerin başında gelen yoğurdun çorba kültürüne kattığı en büyük eser, kuşkusuz tarhanadır. Bir zamanlar göçebe atalarımızın hazır yemeği olan tarhana, hala her zaman ve her yerde çabucak lezzetli bir yiyeceğe dönüşebilecek, taşınması ve saklanması en kolay ve muhteşem üründür.

Tıpkı tarhana gibi, hazır çorbalar da mevsiminde toplanan ve özenle seçilen sebze ve baharatların yüzyıllardır uygulanan, tamamıyla doğal bir koruma yöntemi olan kurutma işlemine tabi tutulması ve harmanlanmasıyla üretiliyor.

Yazın da çorba içilir

Çorba denilince çoğumuzun aklına dumanı tüten sıcacık bir tabak gelse de, Anadolu ve Türk mutfak kültüründe soğuk çorbaların da ayrı bir yeri vardır. Özellikle soğuk ayran kullanılarak
yapılan çorbalar, serinletici özellikleriyle yaz günlerinin hafif ama keyifli yiyeceklerine dönüşüyor. Bu tür çorbaların en başında Sivas'ta yapılan bulgurlu pazılı soğuk çorba ile buğday ve ayranla yapılan soğuk çorba yani ayran aşı çorbası geliyor. Sivas'ta pazı katılan soğuk çorbanın diğer bölgelerdeki yöresel çeşitlerine sarımsak ve nane gibi baharatlar eşlik ederken, kimi bölgelerde ise salatalık gibi yaz sebzeleri eklenebiliyor.

Siz de bir çorba severseniz lezzet dolu çorba dünyasını keşfetmek için www.bencorbaseverim.com adresini ziyaret edin…

Bir bumads advertorial içeriğidir.

19 Temmuz 2012 Perşembe

0

Vücut ağırlığına değil, yağ oranına dikkat

Uzmanlar, vücuttaki yağ miktarının anormal artışının tehlikeli olduğu, özellikle "elma tipi obezitenin" ciddi sağlık sorunlarına yol açtığıuyarısında bulunuyor.

Ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen ve başta diyabet, kanser, kalp krizi, yüksek tansiyon ve inme gibi hastalıkların ortaya çıkmasında önemli olan obezitede, vücut ağırlığı değil, yağ oranındaki anormal artış tehlike sinyali veriyor.

Uzmanlar, yağın vücutta biriktiği yerin de önemli olduğu, özellikle erkeklerde sıkça görülen karın bölgesindeki yağlanmanın risk taşıdığı ve obezitenin çocukları da tehdit eder bir düzeye geldiği uyarısında bulunuyor.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Harmancı, obezitenin her geçen gün giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Obezitenin, genel olarak vücuttaki yağ miktarının anormal şekilde artması olarak tanımlandığını belirten Harmancı, sıklıkla vücuttaki yağ miktarındaki artışa paralel olarak vücut ağırlığında da artış ortaya çıktığını ifade etti.

Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.    

Söz konusu hesaplamanın obezitenin tanısı için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Harmancı, "Çünkü unutulmaması gereken konu, obezite vücut ağırlığının değil, vücuttaki yağ miktarının anormal artışıdır" diye konuştu.

Harmancı, yağların vücudun farklı bölgelerinde biriktiğini ve biriktikleri bölgelere göre de klinik önemlerinin değiştiğini ifade ederek, "Örneğin, kadınlarda yağ birikimi sıklıkla kalça ve basen bölgelerinde ortaya çıkmaktadır ve ’armut tipi’ obezite olarak adlandırılmaktadır. Erkeklerde ise yağ birikimi başlıca karın bölgesinde ortaya çıkmakta ve ’elma tipi’ obezite olarak isimlendirilmektedir. Her iki durumda da vücut yağ oranı artmıştır" dedi.

"Yapılan çalışmalar elma tipi obezitenin daha ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını göstermektedir" diyen Harmancı, bu nedenle obezite değerlendirilirken mutlaka bel çevresi ölçümünün de yapılması gerektiğine dikkati çekti.

-"Tedavi, mutlaka kişiye özel yapılmalı"-
Harmancı, obezitenin genel olarak kişinin harcadığından daha fazla enerji alımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olduğunu söyledi.

Bu dengenin bozulmasında çok farklı nedenlerin rol oynadığını dile getiren Harmancı, bu nedenle obezite tedavisinin mutlaka kişiye özel olarak planlanması ve farklı branşların işbirliği ile yapılması gerektiğini ifade etti.

Harmancı, hastaların tedavi öncesinde mutlaka, altta yatan başka bir hastalığının olup olmadığının belirlenebilmesi için bir endokrinoloji uzmanı tarafından detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Obezitenin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğinin altını çizen Harmancı, şunları kaydetti:"Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, kalp krizi, inme, safra kesesi hastalıkları, karaciğerde yağlanma, gastro-ösefagial reflü, adet düzensizlikleri, uyku apnesi, psikolojik sorunlar, eklemlerle ilgili hastalıklar ve bazı kanser türlerine neden olabildiğinden mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir."

-"Türkiye’de 10 erişkinden 4’ü fazla kilolu, 3’ü ise obez"-
Harmancı, obezitenin Türkiye’de de giderek artış gösteren bir hastalık olduğunu belirterek, şu bilgiyi verdi:"Ülkemizde son yapılan araştırmalar göstermektedir ki 10 erişkinden 4’ü fazla kilolu, 3’ü ise obezdir. Konunun bundan daha da üzücü ve endişe verici olan yanı ise obezitenin artık çocukları tehdit ediyor olmasıdır. Yapılan araştırmalar, anne-babası obez olan çocuklarda obezitenin daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bunda genetik etkenlerin yanı sıra yaşam şekli ve beslenme alışkanlıkları da rol oynamaktadır. Bu nedenle hem kendi hem de çocuklarımızın sağlığı için obezitenin mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu gerçeği kavranmalı ve büyük bir kararlılık ve azimle bu hastalıkla savaşılması gereklidir."

Dünya genelinde sağlık bakanlıklarının da obezite ile mücadeleye önem verdiğini ve bunun için farkındalık projeleri hazırladığını belirten Harmancı, basın yayın organlarının da konuya hassasiyet içinde yaklaştığını ifade etti.

Harmancı, tüm bu çalışmaların dahi obezitenin kontrol altına alınabilmesi henüz yeterli olmadığını bildirerek, bireysel olarak da herkesin düzenli fiziksel aktiviteyi, sağlık beslenme alışkanlığını bir yaşam biçimi haline getirmesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: Milliyet

22 Mayıs 2012 Salı

0

Sağlıklıysa Koy Sepete!

Sağlıklı beslenmenin ilk adımı sağlıklı mutfak alışverişinden geçiyor. İşte sağlıklı alışverişin püf noktaları…

Mutfak alışverişini bilinçli yapmak hem sağlığınızı korumanızı hem de zamandan tasarruf etmenizi sağlıyor. Neolife Tıp Merkezi Beslenme Uzmanı Lale Özbek, “Öncelikle sağlıksız besinlerin yer almadığı bilinçli bir alışveriş listesi hazırlayın. Marketlerden alışveriş yaparken; reyonların, ürünlerin ve kampanyaların cazibesine kapılmamaya dikkat edin. Temel olarak aldığınız ürünlerin taze, az ve çabuk tüketilecek miktarda olmasına özen gösterin. Listeniz hem ihtiyacınız olan çeşitleri hem de doğru miktarları almanıza yardımcı olacaktır” diyor.

Alışveriş Sepetinin Yol Haritası

Alışveriş sepetinizle ilk olarak meyve-sebze reyonuna uğrayın. Her gün 5 porsiyon meyve-sebze tüketmeye özen gösterin. Kilolarca almak yerine meyveleri tüketirken porsiyon miktarlarına uymak gerektiğini hatırlayın. Aldığınız sebzelerin mevsim meyve-sebzesi olmasına dikkat edin. Örneğin kış mevsiminde domates yemekten kaçınmakta fayda var. Bağışıklık sistemini güçlendiren mevsiminde yetişen karadut, yaban mersini, çekirdekli siyah üzüm, lahana, brokoli, karnabahar, sarımsak, soğan, domates, maydanoz, yeşil biber ve zerdeçal alışveriş sepetinin renkli ve sağlıklı sebzelerin arasında yer alıyor. Bu sebze ve meyveler haricinde gaz şikayetleri için tarçın ve elma; sepetteki yerini alıyor.

Uzm. Diyetisyen Lale Özbek, meme kanseri veya fibrokistik meme yapısına sahip kişilerin soya fasulyesi, soya yağı, keten tohumu, meyan kökü ve rezeneden uzak durmalarını öneriyor. Katı yağ ve margarin tüketiminden kaçınmak gerektiğinin altını çizen Özbek, sofrada zeytinyağı ve ayçiçeği yağının kullanılmasını tavsiye ediyor. Fındık, ceviz, badem gibi E vitamini açısından güçlü olan kuruyemişlerin günlük beslenme düzeninde olması gerektiğini belirten Özbek, bu yiyeceklerin avuç avuç yenmemesi gerektiğini de ekliyor.

Yoğurdunuzu Evde Yapın

En sağlıklı olanın evde yapılan yoğurt olduğunu söyleyen Özbek, her yaş döneminin vazgeçilmezi olan günlük süt ve yoğurdun mutlaka alışveriş sepetinde olması gerektiğini söylüyor. Ayrıca kefir, boza, prebiyotik – probiyotik yoğurtların bağırsak ve meme kanserinden koruyucu etkisi bulunduğunu vurguluyor.
Anne sütünden sonra en iyi kalitede protein kaynağı olan yumurtanın haftada 2-3 kez tüketilmesinde fayda var. Değişiklik için bazen omlet, bazen menemen yaparak sofranıza farklı lezzetler katabilirsiniz.
Posa miktarını artırmak için ve daha uzun süreli tokluk sağladığından beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeğini düşünmeden sepete atmanızda fayda var.

Haftada 2 Gün Kırmızı Et Tüketin

Haftada 2 gün kırmızı et tüketmek için et reyonuna uğramayı unutmayın. Dengeli ve yeterli beslenme düzenin oluşturulabilmesi için balık, et ve kuru baklagillerin alışveriş listesinde eksik olmaması gerekiyor. Hem protein hem demir deposu olan kuru baklagilleri haftada 2-3 öğün sofranızda bulundurmaya özen gösterin. Bu nedenle 1 paket nohut, 1 paket kuru fasulye, 1 paket mercimeği sepete atmayı alışkanlık haline getirin. Balıklar arasında özellikle somonu tercih ederek sağlıklı alışverişinizi tamamlayabilirsiniz.

Sepete Girmemesi Gerekenler

Sosis, salam, cips, mayonez, turşu, asitli içecekler, hazır ve katkılı yiyecekler alışveriş sepetinde bulunmaması gereken ürünlerdendir. Promosyon ve kampanyaların albenisine rağmen bu ürünlere “hayır” diyebiliyorsanız, sağlıklı alışverişinizi tamamlamış olacaksınız.

15 Kasım 2011 Salı

0

Bu tartıcı erkekler de nereden çıktı?

Sevdiğiniz erkek, fazla kilolarınıza mı takılıyor? Zayıflamanızı mı istiyor? Elinizdeki çikolataya alaycı bakışlar fırlatan bir sevgiliniz mi var?

Sevdiğiniz erkeğin sizi olduğunuz gibi sevmesi gerekmez mi? Hayır, her zaman böyle olmuyor işte. Gerek yazılı gerekse de görsel medyadan mükemmel ve gerçekdışı kadın modelleri fışkırdıkça, erkeklerin gerçeklik algısı değişiyor. Doğal olmayan vücut yapılarını idealleştirerek eşlerinde de aynısını görmek istiyorlar.

Bu ideale kavuşmak için de sevgililerinin, eşlerinin yediklerini, içtiklerini tartmaya başlıyorlar. Yanlış anlaşılmasın, erkeklerin tartıcı tutumuna karşı boyun eğmek değil kadınların yaptığı. Ama pantolondan fışkıran yağlara hafif alaycı bir bakışı görmek bile yeterli, çoğu kadını yeme içmeden kesmek için. Her ne kadar erkek, “Seni olduğun gibi seviyorum” dese de o bakışı gördükten sonra inandırıcılık yerlerde…

Eleştiriler alaya dönüşürse…
Bazı erkekler kaçamak bakışlar yerine sevgililerinin kilosunu eleştirme işini göstere göstere yapıyorlar. Doğum günü hediyesi olarak bir egzersiz aleti alarak, iki beden küçük pantolon hediye ederek, buna girmeye çalışmalısın mesajı vererek, hatta evde tatlı ve cips gibi bazı yiyecekleri yasaklayarak…

Gittikçe baskıya dönüşen bu tavır, aslında basit bir destek olma isteğiyle ortaya çıkmış olabiliyor. Siz sürekli kilolarınızdan yakınırken, eşinizin sizi spor yapmaya teşvik etmesi ve olumlu eleştirileri zamanla alaycı bir tavıra dönüşebiliyor. Kilo vermeniz karşılığında size kıyafet ve tatil gibi ödül vaatleri geliyor arkasından. Bazı erkekler, tartıcı tavırlarını öyle abartıyorlar ki, eşlerinin verdiği her kiloyu bir kenara yazıp, daha ne kadar vermeleri gerektiğini hesaplıyorlar. Veremediğiniz her kilo da iğneleyici esprilerle size geri dönüyor!

Kendine güveni tam olan kadınlar bu alaycı tavırları görmezden gelebiliyor ya da esprileri geçiştirip hiç etkilenmediğini söyleyebiliyor. Ama ne yazık ki her zaman değil… Alaycı sözler çoğu kadının ruhunu öyle bir kaplıyor ki arkasından terk edilme korkusu geliyor. Ve çoğumuz, çikolataları saklayarak yemeye, gitmediğimiz halde spor salonuna gittiğimiz yalanını söyleye başlıyoruz.

Sizinki de tartıcı mı?
*Şimdi sayacağımız maddelerden en az üçü sizi anlatıyorsa, sevgiliniz ya da eşiniz tam bir tartıcı, tam bir kontrol delisi diyebiliriz:
*Alışveriş esnasında çikolata ve bisküvileri o bakmadığı sırada alışveriş sepetine dolduruyorsunuz.
*Spor salonuna haftada kaç kere gittiğinizi abartarak söylüyorsunuz.
*Sizin için bir dijital tartı satın aldı.
*Mutfakta yemeklerin ölçüsünü kaçırmayın diye bir yemek tartısı aldı.
*Kilo verseniz de size bedeninizden küçük kıyafet ve iç çamaşırları alıyor.
*Yumruk kadar karbonhidrat kuralını biliyor.

Asıl sorun erkekte
Erkekler, kendilerini güvende hissetmedikleri zaman eşlerinin kilosunu ve egzersiz programını kontrol altında tutabiliyorlar. Güvensizlik, savunma mekanizması olarak başkalarını aşağı görme isteği olarak açığa çıkabiliyor.

Bu durumda size düşen, onun güvenini artırmaya çalışmak olmalıdır. Dış görünüşünüzü eleştirmesinin çok yüzeysel bir davranış olduğunu; baskı kurmak yerine ondan kilo verme konusunda destek beklediğinizi anlatın. Yine de sorunu aşamıyorsanız, bir ilişki terapistine başvurabilirsiniz.

Ancak unutmayın, tartıcı bir erkekle birlikte mutluluğu yakalayan kadınlar da mevcut. Erkeğin, baskı yapmak yerine destek olması önemli… Yıllarca çabalayıp veremedikleri kilolarını eşinin desteğiyle vermek, pek çok kadını mutlu ediyor.

Eşlerinin desteği sayesinde sağlıklı beslenmekten, spor yapmaktan hoşlandıklarını fark edebiliyorlar ve yeni halleriyle kendilerini daha seksi hissediyorlar. Çoğu kadın, bundan böyle hayatına, onu eski kötü alışkanlıklarına döndürecek bir partner girmesini istemiyor. Belki de en doğrusu, alay etmeden destek olabilen bir tartıcı erkek bulmak, ne dersiniz?

Kaynak: Pudra

18 Eylül 2011 Pazar

0

Kalçaları eriten inanılmaz diyet

Uzmanlar, hareketsizlik ve yanlış beslenme gibi nedenlerden dolayı vücudun alt bölümünde özellikle de kalçalarda toplanan fazla yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyet programı uygulamak gerektiğin belirtiyor. İşte kalçaları eritmek için uygulanacak diyet programı…

Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyet kayısı ve badem müsli olarak tanımlanıyor.

Kayısı ve badem müsli

Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyveler ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor.

Hazırlanışı

2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçeği tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı

Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.

Her günkü program

Kahvaltı
Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz

Saat 11.00
Bir elma

Öğle
Bir porsiyon müsli ve yarım muz

Öğleden sonra
Bir avuç kuru üzüm

Ana öğün
Meyveyle birlikte temel gıdalar

Yatmadan önce
Bir portakal

Meyveler
Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango

Ana öğünler

Pazartesi
Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve

Salı
İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.

Çarşamba
Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.

Perşembe
İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.

Cuma
Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.

Cumartesi
Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve.

Pazar
3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates. Bir meyve.

12 Eylül 2011 Pazartesi

0

Bağışıklık sisteminizi besinlerle koruyun

Çok sık grip ve nezle mi oluyorsunuz? Her kış boğazınız şiştiği için rapor almak zorunda mı kalıyorsunuz? Vücudunuzun başka yerlerindeki iltihaplardan mı yakınıyorsunuz? Bu soruların çoğuna cevabınız ‘Evet’ ise, bağışıklık sisteminiz yeterince güçlü değil demektir.

Uzmanlar, güçlü bir bağışıklık sisteminin, yalnızca vücuda giren enfeksiyonlarla değil, yanık veya ameliyatlardan sonra oluşabilecek enfeksiyonlarla, hatta kanserle mücadele için gerekli olduğunu belirterek, beslenmenin de bu mücadelede rol oynadığını bildiriyor.

Uzmanlar, ‘vücudun silahlı kuvvetleri’ olarak nitelendirilen bağışıklık sisteminin iyi çalışabilmesi için gerekli besin öğelerini şöyle sıralıyor:

B-6, E ve C vitaminleri, çinko, demir ve bakır mineralleri, beta-karoten ve Omega-3 yağ asitleri.

Öldürücü hücreler
B-6 vitamininin, antikor üretimi ve T hücrelerinin hedefe özel öldürücü hücrelere dönüşümü için gerekli olduğunu ifade eden uzmanlar, folik asidin de vücudu savunmak için savaşan akyuvarların yapımında görev aldığını kaydediyor.

E vitamininin de, bağışıklık hücrelerini serbest radikallerle zarar görmekten koruduğunu vurgulayan uzmanlar, başka bir antioksidan (hücreleri zarar görmekten koruyan madde) olan C vitamini eksikliğinde çeşitli bağışıklık fonksiyonlarının azaldığının görüldüğünü belirtiyor. C vitamini yeterli olduğu takdirde, ‘ön cephe savaşçıları’ olan B ve T hücrelerinin sayısının arttığına dikkat çeken uzmanlar, ayrıca C vitaminlerinin, sigaranın vereceği zararı önlediğini bildiriyor.

Sebze ve meyveler
Turuncu, kırmızı ve yeşil sebzelerde ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta-karotende yardımcı T hücrelerinin ve doğal öldürücü hücrelerin sayılarında artış olduğunu ifade eden uzmanlar, beta-karotenin, vücutta A vitaminine çevrilerek dolaylı yarar da sağladığını kaydediyor. Uzmanlar, mamalarına A vitamini eklenmesinin, gelişmekte olan birçok ülkede çocukların zatürree, ishal ve dizanteri gibi hastalıklardan ölmesinin engellendiğini belirtiyor. Minerallerden çinkonun, bağışıklık sisteminin çeşitli işlemlerinde önemli rolü olduğunu vurgulanıyor.
0

Çok bilinen 20 beslenme yanlışı

Toplumda yerleşmiş bazı kanılar ve yanlış yönlendirmeler bilimsel araştırmalarla elde edilen verilerin aksine hala geçerliliğini korumakta. Oysa biraz araştırdığımızda doğru sandığımız birçok bilginin aslında pek de doğru olmadığı ortaya çıkıyor. İşte en çok bilinen 20 beslenme yanlışı…

1. Su içersem zayıflarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 937’si, yani yüzde 63’ü su içmez ise kilo veremeyeceği yönünde düşünmektedir.
Doğru: Su sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır. Sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kaliteli kilo vermede ise, vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur.
Önerimiz: Sadece sağlığın devamı için günde 2 litre su içmek yeterlidir.

2. Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1440’ı, yani yüzde 96’sı ana öğünlerden, özellikle kahvaltı veya akşam öğünlerden birini kaldırınca kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı kilo vermenin en doğru yolu sabah, öğle ve akşam öğünlerinin iştahı kontrol altına alıp, sık acıkmayı önlediği yönündedir. Çalışmalar öğün atlayan bireylerde kısa süreli kilo vermenin daha sonra hızla yeniden kilonun alınması ile sonuçlandığını göstermektedir.
Önerimiz: Çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle sağlıklı kilo verilebilir. Bireylerin hipoglisemileri varsa öğün miktarları artırılır.

3. Az uyursam o kadar hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 602’si, yani yüzde 40’ı metabolizmalarının az uyuyarak çok çalışacağını ve böylece hızlı kilo vereceklerini düşünmektedir.
Doğru: Uyku süresi kısaldıkça toksik çevreye maruz kalma uzamakta, psikolojik stres artmakta, inaktif yaşama adaptasyon oluşmaktadır. Az uyuyan bireylerin daha fazla yemeğe yöneldikleri görülmektedir.
Önerimiz: Bedenen ve ruhen iyi olmak için en az 5 saat, en fazla 8 saat uyumak gerekir. Uygun zaman aralığında uyumak, gece yemek yeme sendromunu önlemektedir.

4. Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!
Genel kanı: 1500 kişiden 849’u, yani yüzde 57’si sigara bırakmanın çevrelerinde tanık oldukları örnekler gibi ciddi kilo aldıracağına inanmaktadır.
Doğru: Çalışmalarda sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizmayı çok az artırdığı ve bırakıldığında da hızlı kilo alımına neden olmadığı bildirilmektedir. Kilo alımı metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Amerikan Diyetisyenler Derneği, sigarayı bırakan bireylerin yılda sadece 2 kg aldıklarını belirtmiştir.
Önerimiz: Sigarayı bırakan bireyler sigara yerine şekersiz sakız çiğner ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite yaparlarsa kilo almazlar.

5. Saat 19:00’dan sonra bir şey yersem şişmanlarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 550 kişi, yani yüzde 37’si en son yemeğini akşam saat 19.00’da sonlandırdığında kolay kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Çalışmalar, öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlandığında bireylerin akşam 19.00’dan sonra yemek yediklerinde yağlanmadıklarını, daha kolay kilo verdiklerini göstermektedir.
Önerimiz: Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Böylece en son öğünün ne zaman yendiğinin önemi kalmamaktadır.

6. Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 855’i, yani yüzde 58’i kepekli ürünlerle kilo vermenin daha kolay olacağını düşünmektedir.
Doğru: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir.
Önerimiz: Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır. Kilo verirken anemisi olan bireye daha fazla kepekli ürün vermek olumsuz sağlık sorununa neden olabilmektedir.

7. Meyve, yemekten 2 saat sonra yenilmelidir.
Genel kanı: 1500 kişiden 1055’i, yani yüzde 70’i, yemek ile meyve yemenin sağlıksız olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Meyveler içerdikleri biyoaktif bileşenler nedeni ile beslenmemizin vazgeçilmez parçasıdır. Bu bileşenler öğünle beraber yendiğinde vücudun antioksidan kapasitesinin artmasını sağlar. Öğünle yenilen meyveler daha çok tokluk sağlayarak kolay kilo vermeye yardımcı olur.
Önerimiz: Meyveler günün her anı en az 2 ile 4 porsiyon arasında yenilebilir. Meyveleri öğünle yemek, vitamin ve minerallerin vücutta yararlılığını artırır.

8. Aç iken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1110’u, yani yüzde 74’ü fiziksel aktiviteyi aç karnına yapınca olumlu değişiklikler hissettiğine ve yağlarının yandığına inanmaktadır.
Doğru: Fiziksel aktivite yapmak metabolizmanın hızlanması için önemlidir. Fiziksel aktivite ile yağ yakımı artar, kas yoğunluğu korunur veya artırılır. Bu fiziksel aktivitenin şekli, süresi ve sıklığı ile değişir. Ancak sabah aç karnına yapılan fiziksel aktivite ile yağlar yanarken, maksimum düzeyde kas yıkımı oluşmaktadır.
Önerimiz: Fiziksel aktivite öncesinde karbonhidrat ve protein içeren 200-300 kalorilik bir öğün yenip, en az 1 saat sonra aktivite yapılmalıdır. 1 muz veya 1 avuç badem ile 1 su bardağı süt içmek çok önemlidir.

9. Sabah aç karnına limon veya greyfurt suyu içersem yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1144’ü, yani yüzde 76’sı sabah aç karnına limon ve greyfurt suyu içince yağ yakacağına inanmaktadır.
Doğru: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır.
Önerimiz: Bu içecekleri içerek mide asidini arttırıp daha çok acıkmak yerine, salatalara limon sıkmak, meyve olarak ara öğünlerde greyfurt yemek, sağlıklı beslenme adına kabul edilebilir olmaktadır.

10. Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım!
Genel kanı: 1500 kişiden 600’ü yani yüzde 40’ı detoks diyetleri ile toksinlerden arınarak, sağlıklı kilo vereceklerine inanmaktadır.
Doğru: Vücudumuzda doğal işleyen detoksifikasyon mekanizmaları bulunmaktadır. Hayvansal proteinleri yasaklayan detoks diyetlerinin sağlıklı olduğunu düşünmek olanaksızdır. Bu diyetler, keton cisimcikleri denilen zararlı maddelerin vücutta sentezlenmesine, mide bulantısı, halsizlik, baş dönmesi ve sinirliliğe neden olmaktadır. Detoks diyetlerine bağlı kısa süreli ve fazla kilo kaybı, yağ kitlesinden çok kas kitlesi olmaktadır.
Önerimiz: Sağlıklı beslenme zaten vücudun detoksifikasyon yapan enzimlerini aktive eden bir yoldur. Kısa süreli bu uygulamalar ile sağlığımızı tehlikeye atmamak en doğrusudur.

11. Medyada yer alan beslenme bilgilerinin güvenli olduğuna inanıyorum!
Genel kanı: 1500 kişiden 1442’si, yani yüzde 96’sı medyaya güveniyor.
Doğru: Medya, sağlıklı beslenme bilgisinin yayılmasında en önemli etkin kaynaktır. Bu nedenle vereceğimiz bilgilerin kaynaklarını her zaman doğru ve güvenilir kanallardan seçmek gerekmektedir.
Önerimiz: Konuların uzmanlarının kanıta dayalı bilgilerini, topluma anlaşılır olarak vermek en doğru yoldur.

12. Kilo verirken 3 beyaz yasak!
Genel kanı: 1500 kişiden 1073’ü yani yüzde 72’si kilo verirken beyaz şeker, un ve tuzun beslenmeden çıkarılması gerektiğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı beslenmede çeşitlilik ve ölçü en önemli faktördür. Şeker, un ve tuzun dengeli bir beslenme programı içerisinde her zaman yeri vardır. Tehlikeli olan bu üçlünün varlığı değil yenme miktarıdır.
Önerimiz: Şeker olarak bal, pekmez, fındık veya çikolata ezmesi kullanılabilir. Tadına bakmadan tuz eklemeyi azaltıp, günde 5 gramı geçmeyecek kadar kullanmak ve ekmekleri, pastaları tam buğday unu ile yapmak yeterlidir.

13. Light ürünlerin kalorisi yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1434’ü, yani yüzde 95’i her kategorideki light ürünlerin kilo vermede dilenildiği kadar yenilebileceğine inanmaktadır.
Doğru: Light ürün demek, kalorisi sıfıra yakın değil, normal ürüne göre kalorisi azaltılmış anlamına gelmektedir. Bu nedenle serbest yeme özgürlüğü bulunmamaktadır. Sürekli light ürün yiyerek kilolarını vermiş ve korumuş bireylerin olduğunu gösteren bir bilimsel veri de bulunmamaktadır. Aksine çalışmalar light ürün bağımlılığı olanlarda yo-yo sendromunun daha fazla görüldüğünü belirtmektedir
Önerimiz: Light ürünün anlamı her besin için ayrıdır. Bu nedenle sağlıklı beslenmede doğal ürünleri kullanmak doğru yoldur.

14. Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1423’ü, yani yüzde 95’i beslenmelerinden kırmızı eti çıkarınca sağlıklı olacaklarına ve kolay kilo vereceklerine inanmaktadır.
Doğru: Tavuk ve balıkta olduğu gibi ılımlı miktarda yenilen kırmızı etin sağlık üzerine olumsuz etkisi olduğunu, diyetten çıkarılması gerektiğini gösteren bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Kırmızı et, diğer etlerin içeriklerine benzer oranda kolesterol içerip, haftada en az 2 kere tüketildiğinde de kolesterol üzerine etkisi olumsuz olmamaktadır.
Önerimiz: Yağı görünmeyecek kadar az olan kırmızı et, kaliteli kilo vermek için gereklidir. İçerdiği konjuge linoleik asit (CLA) sayesinde vücudun yağ kitlesini azaltıp, B12, çinko ve demir içeriği ile de hastalıklara karşı koruyucudur.

15. Maydanoz suyu zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1239’u, yani yüzde 83’ü maydanoz suyunun zayıflamada etkisi olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Maydanoz, C vitamini yönünden zengin, idrar söktürücü etkisi olan bir sebzedir. Bu nedenle maydanozun yarattığı geçici kilo kaybı vücut yağ kütlesinden değil, su miktarındandır.
Önerimiz: Maydanozu kilo vermek için değil, salatalara değişik renkte sebzelerden biri olarak koymak, vitamin ve antioksidan açısından destek sağlamak için en doğru yoldur.

16. Hangi yöntemle olursa olsun, verilen kilolar geri alınır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1240’ı, yani yüzde 83’ü, ne olursa olsun verilen kiloların geri alınacağına inanmaktadır.
Doğru: Kilo verecek bireyler bunu hızla yapar, kendilerine uygun kilo verme yöntemini değerlendirmez ve buna uygun davranış değişikliği geliştirmezlerse, yeniden kilo alımı kolay olabilmektedir.
Önerimiz: Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandıran diyetler ile kilolar yıllarca korunabilir. Kilo verdikten sonra 6. ay, 1. ve 2. yıl, kilo alımı için riskli dönemlerdir. Bunun için düzenli takip gerekmektedir. Şişmanlığın tedavisi yaşam boyudur.

17. Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 988’i, yani yüzde 66’sı lahanayı besin veya kapsül şeklinde alarak hızlı kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Lahana, pırasa, brokoli gibi kükürtlü sebzeler kanser önleyici ve vücuttaki zararlı maddelerin atımını sağladıkları için sağlıklı beslenmenin parçasıdır. Bu besinlerin metabolizmayı hızlandırmak gibi spesifik bir özelliği bulunmamaktadır.
Önerimiz: Lahana diyetlerinde diyetin içeriğindeki lahananın değil, diyetin kalorisinin düşük olmasından dolayı kilo verildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle değişik renkte tüm sebzeleri beslenmede bulundurmak, az yediğimiz müddetçe kilo kaybı ile sonuçlanacaktır.

18. Protein diyetleri zayıflamak için kolay bir yoldur.
Genel kanı: 1500 kişiden 1184’ü, yani yüzde 79’u yüksek proteinli diyetlerle kolay kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Kısa sürede kilo verdiren yüksek proteinli diyetlerin uzun süreçte uygulanması zordur. Kan kolesterol-ürik asit seviyelerini artırıp, insülin direncine neden olmaktadır. Bunu uzun süre uygulayıp hayat tarzı haline getirmiş bir kişiyi bile bulmak zordur. Yüksek protein diyeti uygulayan bireylerde görülen en önemli sorun, diyeti devam ettiremeyip sıkça şeker krizlerine girerek yüksek miktarda tatlı yemeleridir.
Önerimiz: Kısa sürede kilo verip daha fazlasını almamak için karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketmek yeterlidir.

19. Zayıflama ilaçları ile hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1428’i, yani yüzde 95’i diyet yapmak yerine hızlı kilo vermek için zayıflama ilacı kullanmanın daha doğru olduğu görüşündedir.
Doğru: Şişmanlık bir hastalıktır ancak her şişman birey için ilaç kullanmak doğru değildir. Zayıflama ilaçlarını şişmanlığa bağlı ciddi hastalıkları olan bireyler doktor kontrolünde kullanmalıdır. Bu bireyler bile ilaçları bıraktıklarında yeniden kilo alma riski ile karşı karşıyadır.
Önerimiz: Zayıflama ilaçlarını gelişigüzel almamalı, oluşacak sağlık sorunlarını önemsemeli ve doktorun uygunluk kriterleri gösterdiği bireylerde bile diyet ile beraber belirli bir süre kullanılmalıdır.

20. Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim!
Genel kanı: 1500 kişiden 1323’ü, yani yüzde 88’i elma sirkesinin iştahı engellediğine, yağ yakımını artırarak kilo verme üzerinde etkisi olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Çalışmalar, elma sirkesi içildiğinde, içerisinde bulunan asidin yemek borusunu tahriş edebileceğini, midede asidi artırarak açlığı uyaracağını ve reflü gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini bildirmektedir.
Önerimiz: Sirke salatalara tat vermek için kullanılmalıdır; zayıflamak için 0, değil!

9 Eylül 2011 Cuma

0

En sağlıklı abur cuburlar

Atıştırmak günah olmaktan çıkmalı! İşte size formunuza zarar vermeyecek sağlıklı abur cubur önerilerimiz:

Ceviz ve çekirdek: Sadece beyin gücünü arttırmaz aynı zamanda ruh halinizi düzenler ve saatlerce tok hissetmenizi sağlarlar. Yaşlanmayı geciktirdikleri de biliniyor.

Muz: Potasyum bakımından zengindir ki bu da kan basıncını düzenliyor. İçindeki vitamin B6 ise yorgunluğu, asabiyeti ve uykusuzluğu engelliyor ve ruh halinizi yükselten serotonin salgılamanıza sebep oluyor.

Kuru üzüm: Antioksidan olarak kuvvetli oldukları kadar ağız sağlığı için de faydalılar. Kapsadığı mineraller vücuttaki östrojen ile etkileşime geçiyor ve osteoporozu önlemede yardımcı oluyor

Havuç: Provitamin A karoten açısından zengin olan havuç, antioksidan olarak da çok önemlidir ve kalp hastalıkları ve bazı kanser çeşitlerinden korur.

Bezelye ve fasulye: Bir kase haşlanmış bezelye ya da soya fasulyesi, protein, B ve C vitaminleri, karotenler ve antioksidanlar açısından kuvvetli bir tercih olur.

Elma: Fitokimyasal kaynağı olarak, kan kolesterolünü azalttığı, bağırsakları çalıştırdığı ve felç, prostat kanseri, astımı engellediği bilinir.

Patlamış mısır: Tam tahıllı ve iyi bir lif kaynağı olan patlamış mısırın 30 gramı da harika bir atıştırmalık olabilir, tabi şeker, tuz ve yağ eklemediğiniz sürece!

Yulaf ezmesi: Protein, antioksidan, karbonhidratlar, lif, vitamin ve minerallerle dolu ve sizi öğlene kadar tok tutar.

Üzüm: A, C ve B6 vitaminleri kadar demir ve selenyum kaynağıdır da ve kanseri önler.

Jöle: Gayet keyifli olması dışında, yağsızdır ve şekersiz olanları tercih ettiğiniz sürece kilonuz için de endişelenmeniz gerekmez.
0

Diyette Ara Öğün Yemek Gerekir mi?

Sağlıklı beslenme düzeninde ve diyet yaparken yani herhangi bir zayıflama programı uygularken ara öğün tüketilmesi şarttır.

Sağlıklı beslenme düzeninde ve diyet yaparken yani herhangi bir zayıflama programı uygularken ara öğün tüketilmesi şarttır. Çünkü kan şekeri düzenli yükselip , düzenli alçalması demek hem daha rahat kilo vermemiz hem de kendinizi daha tok hissetmeniz anlamına gelir. Gün içerisinde mutlaka sağlıklı ara öğünler yer almalıdır.

Gün içerisinde 3 saatten uzun aç kalınmamalıdır. Genelde kişilerin yaşam tarzları nedeniyle gün çok uzadığı için şu dönemde 6 öğün beslenmek. Hatta yaz aylarında 8 öğün beslenmek ideal olabilir. Fakat 8 öğünden daha fazla beslenmek de pankreasıyı çok fazla yorabileceği için bundan da kaçınılmalıdır.

Her kişinin kendine özgü bir ara öğünü olmalıdır. Örneğin ; arkadaşınız diyet yapıyorsa ve ara öğünde süt tüketiyorsa bu sizinde süt tüketmeniz anlamına gelmez. Diyet programları kişinin sağlıklı vurguları , kullandığı ilaçlar , kan gpupları , günlük yaşam tarzı , sevdiği ve sevmediği yiyecekler üzerine kurulu olmalıdır.Bu yüzden de beslenme programınızda yer alan ara öğünlerde gene bu niteliklerinize uygun olmalıdır.

Genelde sağlıklı ara öğün alarak tüketebileceğimiz yiyecekler taze veya kuru meyveler , fındık , badem , ceviz gibi sağlıklı kuru yemişler olabilir. Bunun dışında eğer öğlen ve akşam öğününüzün arası çok açıksa kepekli bir tost ya da sokak simidine eşlik edecek bir ayranda sağlıklı bir ara öğün olarak kabul edilebilir.

Ara öğün olmadan beslenilmesi yapılan son bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmıştır ki ara öğün tüketmeden diyet yapmaya çalışan insanlar yağ kaybetmek yerine daha fazla yağlanabilmektedir. Kan şekerinin düşmesi demek vücudun daha kolay yağlanması anlamına gelir. Ara öğün burada da kilit rolü oynamaktadır.

14 Ağustos 2011 Pazar

0

Hadi yiyelim güzelleşelim!


Göz altlarında oluşan morluklarla, kolayca kırılan tırnaklarla baş etmek istiyorsan, çözümü kremlerde ve ilaçlarda aramadan önce bu yazıya göz at! Çünkü senin için lezzetli önerilerimiz var!

Sorun: Güçsüz ve kırılan tırnaklar
Çözüm: Tırnaklarını güçlendirerek daha güzel ellere sahip olmak istiyorsan, protein kaynağı olan yoğurdu her gün tüketmelisin. Tırnakların sık sık kırılıyorsa, içinde tırnakların sertleşmesine yarayan “biotin” maddesi bulunan fıstık, ceviz, yumurta ve et gibi besinleri de sıkça yemelisin.

Sorun: Biçimsiz göğüsler
Çözüm: Kilo alıp verdiğimizde ve düzensiz beslendiğimizde göğüslerimiz formdan düşüyor. Göğüslerinin her zaman gergin ve sağlıklı olmasını istiyorsan, yeni hücrelerin gelişmesini sağlayan yulaflı, arpalı ve mısırlı yiyecekleri daha fazla tüketmelisin.

Sorun: Sivilceler
Çözüm: Soyanın içerdiği kimyasallar, akne oluşumunu önlerken, E vitamini de yeni sivilce oluşumlarını engelliyor. Sadece soya değil, yeşil yapraklı sebzeler, özellikle de ıspanak sivilce için birebir. Çünkü içinde kolajen ve çinko barındırıyor.

Sorun: Çatlak dudaklar
Çözüm: Dudakların sık sık kuruyor ve çatlıyorsa, C vitaminine ihtiyacın olabilir. Bunun için turunçgilleri; yani portakal, mandalina, greyfurt gibi meyveleri daha fazla tüketmelisin.

Sorun: Mor halkalar
Çözüm: Göz altlarımızda oluşan mor halkalar, ya yorgun olduğumuzda kendini belli ediyor ya da vücudumuzdaki toksinler atılamadığında… Bu görünüm sinirini bozuyorsa, içinde potasyum, demir ve fosfor barındıran muzu tüketmeye çalış. Ayrıca üzüm de kanı temizleyerek toksinlerin vücudumuzdan daha rahat atılmasına yardımcı oluyor.

Sorun: Şiş gözler
Çözüm: Sabah kalktığında gözlerinin davul gibi şişmesini istemiyorsan, ilk yapman gereken bol bol su içmek. Sonra da limon, salatalık, elma, mısır ekmeği ve havuç yemek! Her gün mutlaka bir bardak süt içmeyi de ihmal etme.

Sorun: Pürüzlü cilt
Çözüm: Karaciğeri ve böbrekleri çalıştıran salatalık, içeriğindeki kükürt ile kanı temizleyerek, gözeneklerimizi açıyor. Böylece cildimizin pürüzsüz ve taze olmasını sağlıyor. Brokoli ve karnabahar da içeriğindeki B3 vitamini sayesinde güzelleştiren yiyeceklerden.

Sorun: Kuru cilt
Çözüm: Çok kuru ve pul pul dökülen bir cilde sahipsen, vücudundaki yağ oranı yetersiz olabilir. Bunun için salatanın ve yemeklerinin üzerine zeytinyağı eklemeyi ihmal etme. Her gün atıştıracağın bir avuç badem de cilt güzelliğin için gereken E vitaminini almanı sağlayacak.

Sorun: Yağlı cilt
Çözüm: Eğer sorunun yağlı ciltse, aşırı yağlı ve baharatlı yemeklerden kaçınmalısın. Bunun dışında içlerinde yağ dengeleyici özelliğe sahip sitrik asit bulunan limon, portakal gibi asitli meyveleri de bolca tüketmelisin.

Sorun: Selülit
Çözüm: Vücudumuzda biriken toksinleri atmanın en iyi yolu, beyaz lahana yemek! “Tadını sevmiyorum” diyorsan, çorbasını yapabilir ve haftada 2-3 kez içebilirsin. Ayrıca vitamin ve mineral bakımından zengin olan ve yağ birikimini azaltan havuç, domates ve ıspanağı da daha fazla tüketmelisin.

Sorun: Cilt lekeleri
Çözüm: Eğer sende bir güneşzedeysen ve cildinde lekeler oluştuysa, kividen yardım al! A ve C vitamini açısından zengin olan kivi, cildi besleyerek yenilenmesini sağlıyor.

Sorun: Yıpranmış saçlar
Çözüm: Saçlarının güzel görünmesini istiyorsan, dengeli beslenmeye özen göstermelisin. Vücudun için gerekli olan bütün vitaminleri alırsan, saçların da daha sağlıklı ve parlak olur. Marul, patates, domates, kırmızı renkli meyveler, karnabahar, kırmızı et, balık, süt ve süt ürünleri saçlarının sağlıklı uzaması, dökülmemesi ve güçlenmesi için yiyebileceğin yiyecekler.

19 Mayıs 2011 Perşembe

0

Kilo Almanızın 5 Şaşırtıcı Faktörü

Ekstra kaloriler kilo almanın tek sebebi olmayabilir. 

Kızarmış yiyeceklerin, dev porsiyonların, tatlıların, alkolün ve şekerli içeceklerin kilo almaya yol açtığı bilinen bir gerçektir. Fiziksel aktivite ile yaktığınızdan daha çok kalori aldığınızda kiloların neden ikiye katlandığını anlamaya dair anlaşılmazlık vardır. Peki, sağlıklı besleniyorsanız ve düzenli spor yapıyorsanız ve buna rağmen kilo alıyorsunuz bunu nasıl açıklarsınız? Kilo almak özellikle sebebini bilmediğiniz anlarda insanı deliye çeviren bir süreçtir. Beklemediğiniz durumlarda kilo almanıza sebep olan 5 faktör:

1- Uyku Eksikliği Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Vücut dinlenmiş haldeyken en iyi performansını gösterir. Yeterli uyumuyorsanız vücudunuz psikolojik stres yaşar ve biyokimyasal olarak vücudunuzda yağ depolarsınız.
Yorgun olduğunuzda stresin üstesinden gelemezsiniz ve bu stresi atmak için kendinizi yemeye verebilirsiniz. Ayrıca gece geç saatlerde atıştırmak da ekstra kalorilerin alınmasına sebep olur. Bazı insanlar bir şeyle yemenin uyumalarına yardımcı olabileceğini düşünür. Ama bu kilo almanızdan başka bir şeye yaramaz.
Her gece 8 saat uyumaya özen gösterin. Düzenli spor yaptığınız zaman daha iyi uyursunuz.

2- Stres Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Bizden her zaman daha fazlasının daha fazlasını bekleyen bir toplumda yaşıyoruz. Her gün daha fazla şey başarmak zorunda kalıyoruz. Stres bizi daha ileriye götürür ve hayata dair isteklerin üstesinden gelmemize yardımcı olur fakat psikolojik durumumuzu ve duygularımızda etkiler. Stresli olduğunuz zaman metabolizmamız yavaşlar ve obeziteye sebep olan çeşitli kimyasallar depolarız. Çoğu insan stres yüzünden kendini yemeye verir. Hâlbuki bu işe yaramaz.
Uzmanlar kalorinin yakılmasını ve çeşitli hastalıkların üstünden gelinmesini sağlayan sporlar ve rahatlama teknikleri öneriyor.

3- İlaç Tedavisi Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Depresyon, diyabet, nöbetler, migren ve tansiyon gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı reçeteli ilaçlar kilo almaya sebep olabilir. Bazı steroidler hormon tedavisi hatta oral kontraseptifler de kilo almaya sebep olabilir. Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmediğiniz takdirde 1 ay içerisinde 5 ya da daha az kilo aldıysanız aldığınız ilaçlar olabilir.
Kilo almaya sebep olabilecek bazı yaygın ilaç türleri:
  1. Steroidler

  2. Antidepresanlar

  3. Antipsikotikler

  4. Anti Nöbet İlaçları

  5. Diyabet İlaçları

  6. Yüksek Tansiyon İlaçları

  7. Mide Ekşime İlaçları

4- Sağlık Durumu Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Kilo almaya sebep olan en yaygın sağlık durumu hipotirodizimdir. Tiroit hormonu yetersizliği metabolizmanın yavaşlamasına sebep olabilir. Buda iştah kaybına böylelikle kilo alımına sebep olur.
Cushing sendromu da kilo alımına sebep olabilir. Bu hastalık kortizol hormonunun fazlalığı nedeniyle oluşur.

5- Menopoz Yüzünden Kilo Alıyor Olabilirsiniz

Kadınlar farklı yaşlarda menopoz dönemine girerler. Fakat kadınlarda genellikle menopoz orta yaşlarda görülür ve kadınlar bu dönemde eskisine oranla fiziksel olarak daha aktiftirler. Yaşlandıkça insan metabolizması yavaşlar. Aynı zamanda hormonal değişiklikler açlığı, depresyonu ve uyku yetersizliğini 3 e katlayabilir. Bu dönemde kadınlar kilo almanın zararlarını anlamak zorundadır. Bu yüzden bol bol spor yapmaları tavsiye edilir.
Sağlıklı beslenme ve bol miktarda D Vitamini menopoz döneminde kilo kaybını önler.

back to top