İş hayatında diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İş hayatında diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2012 Pazar

0

Kariyer düşünen obez oluyor

Avustralya’da yapılan araştırmada bilim insanları kariyer odaklı yaşayan ve haftada 35 saatten çok çalışan kadınların diğerlerine kıyasla daha çok kilo aldığını tespit etti.

Avustralya’nın Melbourne şehrinde bulunan Monash Üniversitesi’nde yapılan çalışmada çalışma saatlerinin kadınların kilo almaları üzerindeki etkileri araştırıldı.

Dr. Nicole Au yönetiminde çalışan ekip yaşları 45-50 arasında olan 9300 çalışan kadının yeme alışkanlıklarını inceledi.

Sonuçlara göre haftada 35 saatten çok çalışan kadınlar kilo almaya başlarken 49 saatten çok çalışanların ise alkol ve sigara tüketiminde artış görülüyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Au şunları söyledi:

“Çalışma saatleri uzadıkça kadınların evde sağlıklı yemek yapma imkanı kısıtlanıyor. Daha az uyuyup neredeyse hiç spor yapmıyorlar. Bu da obezitenin kapılarını açıyor.”

15 Kasım 2011 Salı

0

Çalışanlar için diyet ipuçları

Çalışma hayatı alınan kiloların en büyük sebebi olarak görülür. Halbuki çalışırken kilo almamak sizin elinizde.

Çoğumuz çalışırken doğru beslenmeye fırsat bulamamaktan yakınırız. Fazla kiloların en büyük suçlusu ise çoğunlukla uzun süren çalışma saatleri olarak gösterilir. Oysa çalışırken de doğru beslenmek ve kilo almak yerine fazla kilolardan kurtulmak mümkün…

Hareketsiz kalmamaya özen gösterin
Son yıllarda obezitenin görülme sıklık artışının en büyük nedenlerinden biri de egzersiz yapma alışkanlıklarında ve günlük hareketlerimizde azalmadır. Teknolojinin gelişimi ile özellikle iş yerlerimizde masa başında geçirdiğimiz zaman artmaktadır.

Uzmanlar özellikle uzun çalışma saatlerini masa başında geçiren ofis çalışanlarında obezite görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirtiyor. Başlıca nedenler arasında ise uzun süre hareketsiz masa başında oturma, aralarda atıştırılan abur-cubur besinler, öğle yemeğini masada fast food tarzı yağlı ve kalorili besinlerden oluşan bir mönüyle yapma, masada su yerine sürekli çay, kahve, meşrubat tarzı besinleri tüketme, ofis içerisinde ara öğün bulundurmama, toplantıların sık ve uzun saatler alması sonucunda ara veya ana öğünleri atlama gibi birçok neden sayılabilir. Dolayısıyla bu tip konularda ofis çalışanlarının önlem alması gerekir.

Alınabilecek önlemler
*Mümkünse öğle yemeğinizi telefon ile sipariş etmeyin. Yakın bir restorana giderek öğle yemeği saatinde hareketimizi arttırmış oluruz.
*Öğle yemeğinde ofis dışına çıkamıyorsak, telefonda vereceğimiz yemek siparişinde yemeklerin yüksek yağ ve kalori içermemesine dikkat edelim. Kepekli sandviç, ton balıklı salata, ızgara köfte salata, kepekli tost ayran tarzında mönüler tercih edelim. Pizza, hamburger tarzı yemekler hem yüksek kalorilidir, hem de öğleden sonra iş veriminizi düşürür.
*Her 15 dakikada bir omuz, kol ve bacaklarınızı hareket ettirin. Mümkünse ofiste yapılabilecek egzersizleri gün içerisinde birkaç kez uygulayınız.
*Çay, kahve, meşrubat tarzı içecekleri tüketmek yerine masanıza şık bir sürahi alın ve bol bol su için. Çay ve kahve yerine ise bitki çaylarını tercih ediniz. Özellikle stresi azalttığı için rezene ve bağışıklık sisteminiz için adaçayı, ıhlamur içebilirsiniz.
*Evrak, vs gibi şeyler gerekli olduğunda masadan kalkarak siz alın veya telefonla halledeceğiniz şeyleri masadan kalkarak kendiniz arkadaşınıza söyleyiniz. Bu tarz hareketler gün içerisinde harcadığınız enerjinin artmasına sebep olacaktır.
*İş yerine gelip-giderken varsa özel aracınızı değil, servisi kullanın ve servisten evinize 2-3 durak önce inip-binin. Bu tür 15-20 dk yürüyüşler günlük egzersizimizin artmasına sebep olacaktır.
*Çekmecenize kuru kayısı, incir, grisini, kepekli bisküvi, ceviz, fındık tarzı bozulmayan ve koku yapmayan gıdalar koyun. Metabolizmanızın hızlanması ve çok acıkıp bir sonraki ana öğünde fazla miktarda yememizi engelleyen ara öğünlerdir; bu yüzden bu tür besinler elinizin altında olsun ve 3-4 saatte bir bu tür besinleri atıştırın.
*Toplantı esnasında veya ofiste yiyecek bir şeyler yemeniz mümkün değilse ara öğün olarak tam sütten yapılmış kafeinsiz kahve tercih edebilirsiniz.
Öğle yemeğiniz şirkette servis yapılıyorsa karbonhidratlı, ağır gıdalar yerine hafif ve düşük kalorili yemekleri tercih edin. Özellikle salata ve protein içeren bir besin sizi uzun süre tok tutacak, atıştırmanızı engelleyecek ve öğleden sonra daha verimli çalışmanıza sebep olacaktır.
*Öğle yemeğinde kan şekerini hızla yükselten glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durunuz, örneğin makarna yerine bulgur pilavı, beyaz ekmek yerine kepek ekmek gibi tercihler yapınız
*Tatlı olarak özellikle hamurlu tatlıları tüketmeyin. Tatlı yemek isterseniz 1-2 bisküvi veya meyve tarzı besinlerle tatlı isteğinizi geçiştirin.

Kaynak: pudra

9 Eylül 2011 Cuma

0

Ünlüler Gibi Yap Formda Kal

Onlar kaç yaşında olursa olsun daima güzel ve formda görünüyorlar.Peki bunu nasıl başarıyorlar?

Onlar kaç yaşında olursa olsun daima güzel ve formda görünüyorlar. Peki bunu nasıl başarıyorlar? İşte yediği halde kilo almayan veya beslenme programına uygun beslenen yıldızların diyet programları..

Kate Hudson
Yemek yemeyi çok seviyor. Yoğun çalıştığı dönemlerde kendine Cuma günleri izin veriyor. Diğer zamanlarda buğday, süt ürünleri ve undan uzak duruyor. Akşam salata, sabah ise ballı yoğurt yiyor. Salonda egzersiz yerine koşu, bisiklet turları, pilates gibi egzersizler yapmayı seviyor.

Mariah Carey
Uzun süre kiloları nedeniyle eleştirildi ancak şimdi 38 beden. Mariha Carey, mama şeklindeki çorbalar ve balık yiyerek zayıfladı. Protein, yağsız yemekler ve sebze tüketiyor. Akşamları küçük domates, enginar kalbi, buharda pişirilmiş kabak, limonla marine edilmiş tavuk parçaları yiyor. Zaman zaman kendisini ödüllendirmek için sevdiği yemeklerin tadına bakıyor. Spor eğitmeni tarafından planlanan egzersizlerin yanı sıra yüzüyor.

Cindy Crawford
Cindy karbonhidratlardan uzak duruyor, her öğünde protein almaya özen gösteriyor. Yumurta, tavuk sosisi ve meyveyle kahvaltı ediyor. Akşam ızgara balık, et, salata veya sebze yiyor. Sık ve azar yemeği ilke edinmiş. Haftada 3 gün 40 dakikalık egzersiz yapan Cindy, 20 dakika da yürüyüş bandında yürüyor. Geri kalan zamanda ağırlık çalışıyor. Haftada bir gün yoga ve hiking yapıyor.

Beyonce Knowles
Bir film için zayıflaması gereken Beyonce, sıkı bir Maple Şurup Diyeti yaptı. En az 10 günlük bir uygulama süresi gerektiren bu detoks akçaağaç şurubu, limon suyu ve kırmızı biber karışımından oluşuyor. Limon detoksu olarak bilinen bu diyet vücudu temizlerken, metabolizmayı hızlandırıyor. Beyonce’un çikolata zaafı olsa da ağırlıklı olarak sebze tüketiyor. Egzersiz yerine bol bol dans ediyor.

Jennifer Aniston
Jennifer’a göre zayıf olmak gerçekten zor bir iş! Dr. Barry Sears’ın Zone diyetiyle zayıflayan Jennifer, porsiyon kontrolü ve ölçerek yemek yiyor. Bu diyette yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 protein ve yüzde 30 yağ bulunuyor. Şeker, ekmek, makarna, patates, pilav gibi karbonhidratlar yasak. Jennifer bolca et, balık, tavuk, yumurta ve peynir yiyor. Koşu, yürüyüş, yoga, meditasyon ve karate birleşimi Budokon favorisi.

9 Aralık 2010 Perşembe

0

Açken de sinirli misiniz?

Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler yeterli glikoz bulamaz.

Bu durum terleme, hızlı kalp atışı ve açlık hissi gibi çeşitli durumlara yol açar Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3-4 saat sonra anormal acıkma ve tatlı isteği gibi şikayetler ‘Reaktif Hipoglisemi’ tehdidi altında olduğunuzun habercisi olabilir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu da sürekli bir şeyler atıştırmanızdır zaten çoğu zaman. Bunun için insülin ve kan şekeri dengesine ait biraz detay bilgiye ihtiyacınız var.

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemekle almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere) parçalanır. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar. Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi kan şekerinde artış (hiperglisemi) olarak adlandırılır. Kan şekerinde düşme ise bunun tam tersidir.

Hipoglisemi, yemek yedikten 2-5 saat sonra kan şekerinin düşmesi ile kendini gösterir. İki öğün arasında kan şekeri 60- 110 mg/dl’de sabit kalır. Kan şekeri düzeyinin 40 mg/dl’nin altına düşmesi hipoglisemi için bir uyarıdır. Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler için hemen yeterli miktarda glikoz bulunmaz. Bu durum terleme, hızlı kalp atışı ve açlık hissi gibi çeşitli durumlara yol açar.

Nadiren bazı insanlarda, reaktif hipoglisemi ortaya çıkar. Miktarca çok yoğun bir öğün tükettikten sonra, bu duruma tepki olarak vücudumuz çok fazla insülin salgılar. Bunun sonucu olarak kan şekeri normalin altına düşer. Bazı otoritelere göre bu durum diyabetin erken belirtisidir. Amaç her ne nedenle olursa olsun kan şekerimizi dengede tutmak olmalıdır. Bu durum mutlaka endokrinoloji uzmanı bir hekime başvurmayı gerektirir. Beslenme yönünden dikkat edilmesi gerekenlerse şöyle özetlenebilir

1.Ara öğünlerin düzenli tüketilmesi: Ana ve ara öğünler arası en fazla üç saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer. 

2. Basit karbonhidrattan komplekse: Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine neden olacaktır. En iyi seçim; kompleks karbonhidratlardır. Kompleks karbonhidratlara en iyi örnek, bulgur, tam buğday ekmeği ve kuru baklagillerdir.

3. Posa: Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve şekerin kana daha uzun sürede geçmesini sağlar. Kan şekerinin ani pikler yapmasını engelleyerek uzun süre aynı seviyede tutar.

4. Glisemik İndeks: Glisemik indeks (Gİ), besinlerin kan şekerini yükseltebilme değerini gösterir. Glisemik indeksi düşük besinlerin tüketilmesi bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Böylece kan şekeri düzeni sağlanabilmiş olur. Sağlığınız için dengeli ve düzenli beslenmeye çalışırken, glisemik indeksi düşük ve orta seviyedeki besinleri seçmeniz iyi olacaktır.

back to top