Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

0

Erkekler; Kısırlığa Dikkat!

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin korkulu rüyası olan kısırlık, toplumumuzda her 6 -7 evlilikten birinde görülüyor. 

Türkiye’de her yıl 600 bin civarında evlilik gerçekleşiyor ve yılda yaklaşık 90 bin çift kısırlık sorunuyla karşılaşıyor. İşte erkeklerin kısırlığa karşı dikkat etmesi gereken 7 faktör:

1. Dar giyinmek: Dar giysiler vücuttaki ısı derecesini değiştiriyor. Isı değişimi ve kan dolaşımı azaldığı için de erkeklerde sperm sayısı düşüyor.

2. Sigara kullanımı: Çeşitli bilimsel çalışmalarla sigaranın kesin zararlı etkileri ispat edilmiştir ve özellikle sorunu olan hastaların kesinlikle sigarayı bırakmaları öneriliyor. Ayrıca sigara içilen ortamlarda bulunmak havada bulunan zehirli maddelerin solunum yoluyla alınmasını sağladığından sperm üretimini olumsuz etkiliyor.

3. Alkol kullanımı: Haftada 60 ml. üzeri alkol kullanımı sperm üretimini olumsuz yönde etkiliyor.

4. Fast food: Yüksek kolesterol, spermin zar yapısını bozduğu için döllenme yeteneğini azaltır ve kısırlığa neden olabilir. Bu nedenle özellikle "Fast Food" denilen aşırı yağlı, kolesterolü artırıcı gıdalardan uzak durmak gerekir.

5. Çalışma ortamı: İşi gereği zirai ilaçlarla yakın temas halinde bulunan kişilerde de kısırlık oranı yüksek. Bu kişilerin önlem olarak çalışırken, bir maske ile ağızlarını kapatmaları, ilaçları solunum yoluyla alınarak zararlı olmalarını engeller. Bu grup genellikle çitçilerden oluşur.

6. Aşırı sıcak: Aşırı sıcak her zaman sperm üretimini olumsuz etkiler. Kısırlık sorunu ile karşı karşıya olan erkeklere kesinlikle, sıcak su banyoları ya da saunaları tavsiye etmeyiz.

7. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Erkek genital organlarında zarara yol açan bazı enfeksiyonlar sperm ilerlemesini (kanalları tıkayarak veya sperm hareketliliğini azaltarak) olumsuz yönde etkilediği için kısırlığa neden olabiliyor.

5 Eylül 2013 Perşembe

0

Kısırlığın Cinsiyeti Var mı?

Toplumun yüzde 20’si erkeğe ve kadına bağlı sebeplerden dolayı doğal yolla gebe kalamıyor ve bu durumdan kadın sorumlu tutuluyor. 

Oysa bir yıl boyunca korunmadan düzenli ilişkiye giren ve çocuk sahibi olamayan çiftlerin, kısırlık nedenlerinin yüzde 35’inin kadından, yüzde 30’unun erkekten, yüzde 15’nin ise bilinmeyen sebeplerden kaynaklandığı belirtiliyor.

Çocuk sahibi olamayan kadın ve erkeklerin yüzdelik oranlarının birbirine yakın olmasına rağmen, toplumsal baskının özellikle kadınlara yapıldığını belirten Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi Doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı, kadının çok değerli olduğunu ve döllenme sürecinde kadının büyük sorumluluk taşıdığını belirtiyor. Gebelikte kadının, yumurtayı üreten, yumurtayı transfer eden, yumurtayı tutan daha çok sistemleri olduğunun altını çizen Op. Dr. Partalcı, kısırlığı ve nedenlerini karşılaştırmalı olarak açıklıyor.

Erkeğin spermlerinin döllenme işlemini yapabilmesi için en az 20 milyon civarında olması gerektiğine değinen Op. Dr. Partalcı, bu sayıda üretilen spermlerin bozuk olmasının (hareketsiz veya şeklinin değişik olması) yumurtaya ulaşmayı engellediğini ve gebelik oluşturmaya yeterli olmadığını belirtiyor. Erkek kısırlığı nedenlerinin sperm sayısı ve kalitesinin kötü, kanallarının tıkalı olması nedeniyle oluştuğunu söylüyor. Op. Dr. Partalcı, kısırlık oluşturan faktörlerin ise; herhangi bir yaşta geçirilen iltihabi ve ateşli hastalık, hormonal bozukluklar, çevresel faktörler, kanser tedavisi için kullanılan ışın ve ilaçlar olduğunun altını çiziyor.

Başlıca Sorun Yumurtlama Bozuklukları

Op. Dr. Serhat Partalcı; kadın kısırlığının, erkeğe göre daha fazla sebebinin bilindiğini söylüyor. En sık görülen kısırlık nedeninin yumurtlama bozukluklarından kaynaklandığını belirten Op. Dr. Partalcı, şu bilgileri veriyor.

"tüplerin tıkalı olması yumurta ve spermin buluşmasını engelliyor. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve tüplerin fonksiyonel bozuklukları kısırlığa neden oluyor. Rahim içini döşeyen dokunun (Endometriyum) rahim dışında gelişmesi ve yumurtalıklara yerleşerek kist oluşturması gebeliği önlüyor. Rahim ağzının yetersizliği, doğumsal bozukluklar, yapışık olması ve tümörler hamileliğin önündeki en önemli etkenleri oluşturuyor."

Sebebi Psikoloji de Olabilir

Op. Dr. Serhat Partalcı; bütün bunların yanı sıra kadın ve erkek için her şey yolunda görünse bile günümüzde tıbbın olanakları ile henüz nedeni belirlenemeyen kısırlık olduğunu söylüyor. Nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında rol oynayan etkenlerin psikolojik olabileceğini, özellikle stresin kadın üreme sistemi ve hormon dengesi üzerinde olumsuz etkiler yapabileceğini vurgulayan Op. Dr. Partalcı, evlenen çiftler bir yıl boyunca düzenli ilişkiye girmelerine rağmen doğal yolla çocuk sahibi olamıyorsa, mutlaka bir uzmana başvurmaları gerektiğini tavsiye ediyor.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

0

Testisteki Varis, Kısırlık Nedeni!

Testise giden damarların genişlemesi ile oluşan hastalığa ‘varikosel’ deniliyor. Aynı sorun bacaklarda görüldüğünde ise varis olarak tanımlanıyor. 

International Hospital’dan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Alagöl, erkeklerde yüzde 10, kısırlık teşhisi konulan erkeklerde ise yüzde 38 oranında görülen bu sorun nedeniyle çocuk sahibi olunamadığını belirtiyor. Çünkü varikosel, kısırlığın en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

Testisin Sol Tarafı Küçülüyor

Varikoselin yüzde 98 oranında testisin sol tarafında görüldüğünü ve buradaki damarların genişlemesi sonucunda bir süre sonra testisin küçüldüğünü anlatan Prof. Bülent Alagöl şöyle konuştu: “En çok sol tarafta görülmesinin sebebi, testisin sol tarafındaki damarlarda kapakçıkların anatomik olarak yetersiz olmasıdır. Genel olarak kabul edilen görüşe göre, sol taraftaki bir takım anatomik özellikler, toplar damarlarda basıncın artmasına neden oluyor. Ayrıca damarların kapakçık mekanizmalarının bozulmasına ve testis toplar damarlarında anormal bir damar genişlemesine yol açıyor.” 

Sol taraftaki damar sağa göre daha uzun. Hastalığın her iki tarafta görülme oranı yüzde 2. Hastalık yüzünden testisin boyutu küçülüyor. Skrotum denilen torbalarda ısının artmasıyla birlikte, testisteki ısı farkı yaklaşık bir derece yükseliyor. Bu da kısırlığa yol açıyor.

Sperm Sayısını Azaltıyor

Varikosel aynı zamanda sperm sayısının da azalmasına neden oluyor. Damarların genişlemesiyle birlikte spermlerin hareket oranı ve sayısı azalıyor. Kan akımının ters etkisi nedeniyle böbrek üstü bezinden testislere gelen hormonlar nedeniyle testis damarları büzülüyor. Bu da testislerin kötü etkilenmesine neden oluyor. Hastalığın genetik sebebinin olmadığı düşünülüyor. Günün çoğunu ayakta çalışarak geçirenlerde sık görülüyor. Doktor, kuaför, kasap gibi meslek gruplarında hastalığın sık görüldüğünü belirten Prof. Alagöl, hastalığın belirtilerini şöyle sıralıyor:

- Testiste ağrı ortaya çıkması
- Testisin boyutunda küçülme 
- Dokunulduğunda ele damarların gelmesi
0

Erkeklerin korkulu rüyası!

“Kişi ereksiyonu ya hiç sağlayamaz ya da ilişkiye girebilecek kadar sürdüremez”

İlaç tedavisi sertleşmeyi etkiliyor
Uzun süreli ilaç tedavisi gören erkeklerin sertleşme sorunuyla karşılaşabileceklerini dile getiren Cinsel Terapist Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, bu tip durumlarda ilaç tedavisini kesmeden bir uzmana başvurmak gerektiğini ve uzman eşliğinde cinsel terapi desteği alınabileceğini belirtti.

Erektil fonksiyon bozukluğu yani sertleşme sorununun cinsel aktiviteyi sürdürmede ortaya çıkan en büyük sıkıntılardan biri olduğunu ifade eden Kadıoğlu, bu sorunun erişkin erkeklerin %20’sinde görüldüğünü kaydetti. “Kişi ereksiyonu ya hiç sağlayamaz ya da ilişkiye girebilecek kadar sürdüremez” diyen Kadıoğlu, hemen hemen her erkeğin yaşamının bir döneminde sertleşme sorunuyla karşılaşabileceğini sözlerine ekledi.

Antidepresanlar sertleşme bozukluğu yapıyor
Sertleşme sorunun hem psikolojik hem de fizyolojik kökenli olabileceğine değinen Kadıoğlu, yaşanan uzun süreli hastalıklar ve bunların tedavisinde kullanılan ilaçların da sertleşmede ve özellikle meni çıkarmada olumsuz etki yaratabileceğini vurguladı. Kadıoğlu bu hastalıkları sıralayarak şu tavsiyelerde bulundu: “Şeker hastalığı ve ilaçları, antidepresanlar, psikiyatrik ve türevi ilaçlar, hormonal ilaçlar, varikosel gibi damar hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları ve ilaçları, tansiyon düşürücü ilaçlar, migren ilaçları, uyarıcı ilaçlar, kolesterol ilaçları, kilo kaybettirici ilaçlar, sigara , alkol, kokain, esrar gibi  maddeler ve uyuşturucular ereksiyon üzerinde olumsuz etki oluşturabilir.

Eğer bir süredir bu sorunlardan birini ya da birkaçını birden yaşıyorsanız ve ereksiyon sorununuzda varsa ilaçlarınızı kullanmaya lütfen devam edin ve konuyu doktorunuzla görüşün. Sertleşmeyi daha kaliteli hale getirmek için yapılabilecekleri değerlendirmek ve öğrenmek için bir cinsel terapistten eşinizle birlikte destek alabilirsiniz.”

25 Haziran 2013 Salı

0

Yatakta kötü müsünüz?

Onlar çok açık sözlüdürler ve hiç bir hatamızı gözlerinden kaçırmazlar!

Çok istekli bir şekilde onu baştan çıkardınız ve yatağa götürmeyi başardınız. Erkekler size yatakta çok iyi olmadığınızı belli şekilde ifade etmeye çalışırlar. Hepsinde vermeye çalıştıkları mesaj çok açıktır: “Daha iyi olmalısın”. Onu baştan çıkarmanızı, enerjinizin hiç bitmemesini ve tüm bunların yanında sizin hiç yorulmadan onun aldığı hazzı almanızı bekler. Çok iyi gittiğini düşündüğünüz cinsel hayatınız son zamanlarda farklı bir hal almaya başladı ve roller değişti mi? Size bir şeyler söylemek istediğini hissediyorsunuz fakat ne? İşte onların bize yatakta kötü olduğumuzu söylemek teknikleri...

Hasta olduğunu mu söylüyor? 
Olayın en başından beri bu bahanenin en sıkı takipçileri genelde kadınlardır. Bitmek bilmeyen baş ağrıları, karın ağrıları ve bir çoğu... Fakat bu sefer hasta olduğunu söyleyen siz değilsiniz. O sizin karşınızda çok uykusu olduğunu ya da bir ağrısı olduğundan yana dertli. Adeta sizden soğumuş bir şekilde yanınızda yatıyor olabilir.

Sürekli porno mu izliyor? 
Onu gece geç saatlerde sürekli porno izlerken mi buluyorsunuz? Kendinize “Onlarda olan bende olmayan şey nedir” diye sorabilirsiniz. Bu size her türlü ilişkiye açık olduğunun mesajını vermeye çalışmasını gösterir.

Size kilolu olduğunuzu mu söylüyor! 
Bazı zamanlarda erkekler kibar olmadan önce çok zalim olabilirler. Sizin cinsel isteğinizi artırmak için bunu yapıyor olabilir. Aldığı hediyelerin hiçbiri sizin bedeninize uygun değil. Vermek istediği mesaj çok açık “Kilo vermelisin tatlım”. Cinsel ilişkiden kaçmasının nedeni daha aktif bir kadın olmanız için kilo vermenizin gerekli olduğunu düşündüğündendir.

Direk dansı mı? 
Erkekler her 10 dakikada bir cinsel ilişki düşünürken, siz ise makyajınız, saçınız, kılığınız kıyafetinizden yana endişeler taşıyorsunuz. Biz onlara göre dış görünüşümüze daha çok önem veririz. Size sürekli bu dansın hem size yeni figürler öğreteceğini hem de kilo vermenize yardımcı olacağını söyleyip duracaktır.

21 Haziran 2013 Cuma

0

Doğum Kontrol Yönteminde Sıra Erkeklerin

Ülkemizde gebelik istemeyen çiftler, doğum kontrol yöntemi için kadının korunmasına ağırlık verirken, yurtdışında erkeklerin tüplerinin bağlanması yöntemi gün geçtikçe yaygınlaşıyor. 

Bu yöntem, kadını psikolojik açıdan rahatlatırken, azalan gebe kalma korkusu çiftlerin cinsel yaşam kalitesini de artırıyor.

Avrupa Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi doktorlarından Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde doğum kontrolü yöntemi olan vazektominin (erkeklerin tüplerinin bağlanması) çocuk istemeyen çiftler için çok etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor. Erkekte tüplerin bağlanmasının doğum kontrolü açısından faydalı ve azalan gebe kalma korkusu ile cinselliğin kalitesini artıran bir yöntem olduğunu vurguluyan Dr. Partalcı, aile planlaması çerçevesinde birçok doğum kontrol yöntemi kullanıldığını, geleneksel ve modern yöntemler olarak iki gruba ayrıldığını belirtiyor. Partalcı, ülkemizde modern yöntemlerden geri dönüşümlü, geri dönüşümsüz, hormonlu, hormonsuz olarak spiral (rahim içi araç), prezervatif, doğum kontrol haplarının, geleneksel yöntemlerden ise geri çekme ve takvim uygulamasının yaygın olduğunu dile getiriyor.

Nasıl Uygulanıyor?

Op. Dr. Serhat Partalcı; erkeklerde tüplerin bağlanmasının diğer yöntemlere göre çok avantajlı olduğunu, uzun süre ilaç kullanmayı gerektirmediğini ve kadınlarda tüplerin bağlanmasında uygulanan genel anestezi yerine lokal anestezi kullanıldığını söylüyor. Hastanede yatmayı ve istirahatı gerektirmeyen ameliyatta erkeklerin tüplerin bağlanmasının sperm kanalının sperm geçmesine engel olacak şekilde kesildiğini ve bağlandığını belirten Partalcı, tüplerin bağlatılması operasyonunun çok basit bir işlem olduğunu ancak çok dikkatli ellerde ve hijyenik bir ortamda yapılması gerektiğini vurguluyor. Op. Dr. Serhat Partalcı, işlemi yaptırmaya karar verirken bu işin sıklıkla yapıldığı yerlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgularken enfeksiyon riskinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Kalıcı ve ömür boyu süren bir doğum kontrol yöntemi olduğunun altını çizen Partalcı, tedavinin etkisi hemen başlamayacağı için işlem yapıldıktan sonraki ilk 20 cinsel aktivite sonrası boşalma süresince (yaklaşık 3 ay) ek bir yöntemle korunmanın önemine değiniyor.

Türk Erkekleri Tüplerini Bağlatıyor mu?

Op. Dr. Serhat Partalcı; Avrupa’da ve Amerika'da yaygın olan bu yöntemin, ülkemizde çok fazla bilinmediğini, cinsel yaşamı olumsuz etkileyeceği düşüncesinin hakim olduğunu belirtiyor ve genellikle bu yöntemi 2-3 çocuk sahibi 40 yaş üzeri erkeklerin tercih ettiğini sözlerine ekliyor.

21 Mayıs 2013 Salı

0

Osteoporoz Erkekleri de Vuruyor

Halk arasında "kemik erimesi" olarak bilinen ve daha çok kadınları etkilediğine inanılan osteoporoz erkeklerde de önemli sağlık sorunlarına yol açıyor. Özellikle emeklilik sonrasında hareketsiz bir yaşam süren ve sigara kullanan erkeklerde rastlanan bu hastalık, 50 yaş üzerindeki 5 erkekten 1'ini tehdit ediyor.

Osteoporoz hastalığıyla ilgili son gelişmeler ve tedavi yöntemleri Ankara’da düzenlenen "21. Yüzyılda Osteoporoz Sempozyumu"nda ele alındı. Sempozyum Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, osteoporozun, dünya genelinde yılda 1.5 milyon kırığın etkeni olan ciddi bir toplum sağlığı sorunu olduğunu belirtti.

Osteoporozun önceleri daha çok kadınları etkilediğinin düşünüldüğünü söyleyen Kutsal, ancak yapılan araştırmaların bu hastalığın erkekleri de yakından etkileyen bir sağlık sorunu olduğunu ortaya çıkardığını aktardı.

Kutsal, Türkiye Osteoporoz Derneği tarafından 18-89 yaşları arasındaki 10 bin 489 kişi üzerinde yapılan kemik tarama ve sağlığı araştırmasına göre, 45-65 yaşları arasındaki erkeklerde sigaraya ve hareketsiz yaşam tarzına bağlı olarak bu hastalığın ortaya çıktığını belirtti.

Hareketsiz Yaşam Hastalığı Tetikliyor

Erkeklerde osteoporozun genelde kullanılan ilaçlara ya da bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıktığını ifade eden Kutsal, "Ancak, araştırmamıza göre özellikle emeklilik sonrasına denk gelen bu dönemde erkekler kahvehanelere kapanıp hareketsiz bir yaşam sürmeye başlıyor. Bunun üzerine bir de sigara kullanımı eklenince osteporoza yakalanmaları kaçınılmaz oluyor. Bu yaş grubundaki her 6-7 erkekten birinde osteoporoz görülüyor!" dedi.

Hastalıktan Korunmak Çok Önemli

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Atalay da, Türkiye’de yaşam süresinin artmasına paralel olarak bu hastalığın görülme sıklığının da arttığına işaret etti.

Hastaların yaşam kalitelerinin bozulması ve oluşan kırıklar nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olan osteoporozun tedavisinin de ekonomiye büyük bir yük getirdiğini ifade eden Atalay, şunları söyledi: "Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemli. İlk adım toplumun kemik kütlesini doruk noktaya çıkartmak olmalıdır. Bunun için doğum ve bebeklikten başlayarak doğru beslenme alışkanlıkları geliştirilmelidir. Anne sütüyle beslenme, küçük yaşlardan itibaren D vitamini ve yeterli kalsiyum alınması, güneş ışınlarından yeterince yararlanma son derece önemli. Bunların hepsi bir arada olursa doruk kemik kütlesine ulaşılabilir. Hükümet politikaları bu noktada devreye sokulmalı. Gerekli önlemler alınırsa ilerde ülkemizde hastalığın görülme sıklığı azalabilir."

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksal Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Dinçer de, osteoporoz konusunda halkın bilinçlendirmesinin önemine işaret ederek, "Sessiz seyrettiği ve diğer travmatik kırıklar gibi olmadığı için, bu hastalar omurga kırıklarının farkına varmaz. Daha çok omuz ve sırt ağrısı olarak algılanır ve yanlış tedavi uygulanabilir. Bu nedenle hem hekimlerin hem de hastaların tanı açısından daha fazla bilinçlendirilmesi gerekir" diye konuştu.

Hayat boyu kalsiyum yönünden zengin besinlerle, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerektiğini ifade eden Dinçer, "Bu kadar güneşli bir ülkede yeterince D vitamininden yararlanamıyoruz" dedi.

Kalça Kırıkları Ölüme Yol Açabilir

Yapılan araştırmaya göre, ileri yaşlardaki kalça kırıkları, yüzde 20 oranında kırığı takip eden ilk bir yıl içinde ölüme neden olurken, sağ kalan hastaların yüzde 80’i günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale geliyor.

Türkiye Osteoporoz Derneğinin kemik tarama ve sağlığı araştırmasına göre, kemik yoğunluğu Türk erkeklerinde 18-29, kadınlarda ise 30-39 yaşları arasında en yüksek değere ulaşıyor.

Kemik yoğunluğundaki kayıp erkeklerde 40-50’li yaşlarda, kadınlarda ise 49 yaşından sonra başlıyor.

Kemik yoğunluğunu etkileyen en önemli faktörler ilerleyen yaş ve düşük vücut kitle indeksi olarak belirlendi.

50 Yaş Üstü 5 Erkekten 1'inde Görülüyor

Cenevre Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Profesörü ve Uluslararası Osteoporoz Vakfı Temsilcisi Rene Rizzoli ise, hastalıkla mücadelenin 3 ayağının, hasta ve hekimlerin bilinçlendirilmesi ve yetkili mercilerin hastalığın halk sağlığı üzerinde tehdit olduğunun farkına varması olduğunu söyledi.

50 yaş üzerindeki 2 kadından ve 5 erkekten 1'inde bu hastalığın görüldüğüne dikkati çeken Rizzoli, dünyadaki son tedavi yöntemleriyle ilgili de bilgi verdi. Kemik yıkımını önleyen ilaçların en çok kullanılanlar olduğunu belirten Rizzoli, bunların yanında yeni kemik oluşumu ve formasyonu için de ilaçlar bulunduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Georges Boivin de, yapı, şekil ve mineralleşme derecesi gibi kemik kalitesini belirleyen unsurların doğuştan geldiğini, mikro hasar ve kırıkların sayısının artmasının, kemikte kırılmalara yol açabildiğini belirtti.

Almanya’daki Der Fürstenhof Kliniğinin Başkanı ve Uluslararası Osteoporoz Vakfı Temsilcisi Prof. Dr. Helmut Minne ise, osteoporozun görülmesinde yaşam süresinin uzamasının önemli olduğunu ifade ederek, "24 saat sağlıklı yaşasanız bile yaşlandıkça hastalıklara meyil artar. Bu nedenle osteoporuzu önlemek derken, geciktirmek söz konusu olabilir. Bunun için de kırıkların azaltılması yönünde bilgilendirme çok önemli" diye konuştu.

17 Nisan 2013 Çarşamba

0

Geç boşalma da ayrı bir sorun

Cinsellikte, erken boşalma kadar geç boşalma da ciddi bir sorun...

Gecikmiş Ejakulasyon hakkında bilinmesi gereken fiziksel faktörler...

Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir. Boşalma birikme ve atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir ve orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur.

Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili ve bulber kasları kasılır ve büyük zevk veren orgazmdan sorumludur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Böylece bir erkek ejakulasyonu engelleyebilir. Bilinçli ve bilinç altı düşünceler bu olayı etkiler. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü gözardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir erkek aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir ve genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.

Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, prostat hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir ve bu durum tıbbi tedavi gerektirir. Bazı ilaçlar da boşalmaya engel olabilir.

Bilinmesi gereken psikolojik faktörler...
İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir:
* Suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir.
* Daha çok yaşlılarda görülen kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı ve sertleşme için daha çok fiziksel uyarılma gereken durumlar olabilir.

Geç boşalmanın tedavisi...
Boşalma sorunu yaşayan çoğu erkekte biyolojik olarak sorun yoktur. Ancak kadınla birlikteyken boşalamayan erkekte cinsel teknik ve davranış problemleri birlikte bulunabilir. Örneğin çoğu erkek seks yapmayı masturbasyon ile öğrenir. Masturbasyon ile orgazm olmak için harcanan süre iki kişinin cinsel ilişki için harcadığı süreden çok çok kısadır.

Ayrıca penise gelen uyarı daha hızlı ve yoğundur. Dolayısıyla bu erkekler seks yapmaya başladıklarında hisler yeterince uyarıcı veya yoğun olarak algılanmayabilir. Böyle bir problemin çözümü ön sevişme döneminde erotizmi arttırmakla mümkündür. Bu yardımcı olmazsa ve karşı cinsle ilişkileri zayıfsa (anne veya sevgili) içinde olduğu gerginlik boşalma refleksini engelliyor olabilir. Bu durumda partnerinizi rahatlatmaya yönelik bir oyun havasında uygulayacağınız bir fiziksel terapi yardımcı olacaktır: Partnerinizden sizin yanınızda mastürbasyon yapmasını isteyin, ve bunu bir oyun gibi eğlenceli olmasını sağlayın. Bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında sizden biraz yardım almasını isteyin. Daha sonra, vajinanın içine boşalmasını deneyin. Bu durum başarılı bir şekilde sonuçlanırsa, partnerinize bunun normal gidişatta bir cinsel ilişki olduğunu ve Sizin istediğiniz şekilde boşalmanın gerçekleştiğini hatırlatın.

Bazen erkeğe fantazilerinden bahsettirmek veya güçlü erotik cümleler veya görüntüler yardımcı olabilir. Bu uygulamaların sırasında partnerin seks, kadınlar hakkında düşündüklerini anlattırmak tedaviye yardımcı olur. Dini kökenli baskılar var mı? Kadının adet kanamaları, vücut kokusu kendisini etkiliyor mu? Gibi faktörlerin geç boşalmaya sebep olması mümkündür.

Geç boşalan erkeklerin derin kaygıları olabilir. Kendilerini rahat bırakmaktan, kontrolü kaybetmekten korkuyor olabilirler.Bu durumda erkeğin kendini gevşetme ve rahat bırakma egzersizlerini denemesi de yardımcı olabilir. Bu yöntemlerle çözülemeyen geç boşalma sorunları için çiftlerin birkaç hafta birlikte katıldıkları terapi seansları faydalı olabilir.
0

Kaçamak Yapmak Kalbe Zararlı!

Bir araştırmaya göre haftada 2 kez seks yapanlar, haftada bir kez yapanlara göre yüzde 50 daha az kalp krizi geçiriyor. Ancak uzmanlar bu noktada önemli bir uyarı ve tavsiyede bulunuyor: “Seks düzenli birliktelik yaşadığınız kişiyle yapılmalı. Kaçamak ise yarardan çok zarar getiriyor!” 

Seksin kalp sağlığına olumlu etkileri olduğunu söyleyen New York Presbyterian ve Long Island College hastaneleri kardiyoloğu Columbia Üniversitesi Asis. Profesörü Dr. Özgen Doğan, "Seks bir tür orta seviyede egzersizdir. Galler’de yapılan bir araştırma, haftada iki kere seks yapan insanların haftada bir kere seks yapanlara oranla yüzde 50 daha az kalp krizi geçirdiğini ortaya çıkardı. Özellikle düzenli bir birliktelik yaşadığınız kişiyle seks yapmanızı tavsiye ederim" diyor.

Kaçamaklar Kalbi Nasıl Etkiler?

Japonya’da yapılan bir araştırmada erkeklerin eşleriyle seks yaptıkları zaman kalp hızlarının 100’ün altında kaldığının belirlendiğini kaydeden Dr. Özgen Doğan, buna karşın sevgilisi ile seks yapan erkeklerde nabzın dakikada 130 atmaya başladığının görüldüğünü vurguluyor. Dr. Özgen Doğan, "Suçluluk duygusu ve yeni bir insanı keşfetme ihtiyacı kişide aşırı heyecan yaratıyor. Seks sırasındaki ani kalp krizlerine bağlı ölümlerin yüzde 80’i kaçamak yaparken gerçekleşiyor" diye konuşuyor.

Kalp Hastaları Dikkat!...

Eğer kalp hastalığı olan kişi iki kat merdiveni nefes darlığı ve göğüs ağrısı olmadan çıkabiliyorsa seks yapmalarında bir sakınca olmadığını belirten Dr. Özgen Doğan, "Aksi halde doktorunuza görünmenizde fayda var. Ayrıca son zamanlarda yapılan araştırmalar cinsel problemlerin genellikle kalp hastalığından 2 ya da 3 yıl önce ortaya çıktığını bulgulamıştır. Yani iktidarsızlık sorununuz varsa kalp hastalığı iki veya üç yıl içerisinde baş gösterebilir. Bir an önce tedbirleri almak lazım" şeklinde konuşuyor.

Sertleşme Kaybı ve Kalp Hastalığının Nedenleri Aynı

Öte yandan ereksiyon veya erkeklik cinsel organının sertleşmesinin, organa gelen kanın sünger gibi emilip burada kalmasıyla gerçekleştiğini aktaran Dr. Özgen Doğan, sonuçta organa sertleşmemiş damarlardan ne kadar çok kan gelirse o kadar sağlıklı ereksiyon sağlanacağını söylüyor.

Bu nedenle sertleşme kaybının nedenleriyle kalp hastalığının nedenlerinin aynı olduğunu vurgulayan Dr. Özgen Doğan, şu bilgileri veriyor:

"İkisi de aynı hastalıktan kaynaklanır, yani damar hastalığından. Nedenleri ise şeker hastalığı, sigara ve yüksek tansiyondur. Sertleşme sorunlarının yüzde 80’i fiziksel nedenlere bağlıdır. Kalp hastalarının yüzde 34’ü ileri derecede cinsel problemler yaşamaktadır."

12 Nisan 2013 Cuma

0

Erkekler hakkında 6 çarpıcı gerçek

Erkekleri ne kadar iyi tanıyorsunuz? Temizlik, acıya dayanıklılık, ilişkiye bakış, ayrılık acısı, kilolu sevgiliye karşı hisler, testosteron üretimi ile sağlık ilişkisi konularındaki gerçekleri öğrenince bakalım ne düşüneceksiniz?

Hep erkekler tarafından bakılır konuya, erkeklerin ağzından: “Kadınları anlamak zordur.” Öyle mi gerçekten? Peki ya erkekleri anlamak? Bunu kendimize itiraf etmekten kaçınıyoruz galiba. Onları çok iyi tanıdığımız iddiasındayız. Bu 8 gerçeği okuyunca siz de “Evet, gerçekten erkekleri o kadar da iyi tanımıyormuşuz” diyebilirsiniz. Belki de siz, hepimizden daha iyi çözmüşsünüzdür erkekleri İşte,  erkekler hakkında 8 çarpıcı gerçek…

Testosteron gerçeği
Yüksek testosteron üretimi bağışıklık sistemine zarar vererek erkeklerin hastalık ve parazitlerle savaşma gücünü azaltır. Bu da bir paradoks yaratır: Yüzü erkeksileştiren yüksek düzeylerde testosteron üretmeye bir tek, ergenlik sırasında sağlık durumları ortalamanın üstünde olan erkeklerin gücü yeter.

O kadar sağlıklı olmayan yeniyetmelerse zaten narin olan bağışıklık sistemlerini tehlikeye atmayı göze alamadıklarından, tam da yüz kemikleri yetişkin biçimini aldığı sırada daha düşük düzeyde testosteron üretirler. Erkeksi görünen bir yüz erkeğin sağlığına, öteki erkeklerle rekabette başarılı olma ve koruma yeteneğine işaret eder. Çoğu kadının daha erkeksi yüzleri çekici bulmalarının açıklaması da burada saklıdır.

Kilo gerçeği
The Daily Mail gazetesi Aralık 2010’da ilişkilerle ilgili bir konuya yer verdi. Yayımlanan makaleye göre, erkeklerin yüzde 42’si, eşlerinin ya da kız arkadaşlarının kilo almaları halinde onları daha az çekici buluyor. Eh, bu pek de şaşırtıcı sayılmaz. Ama bugüne kadar buna itiraz edenlere rastladıysanız, kendi ağızlarıyla ettikleri itirafı tokat gibi yüzlerine çarpabilirsiniz.

Temizlik gerçeği
Her zaman erkeklerin kadınlardan daha az temiz olduklarını, temizliğe daha az önem verdiklerini düşünürüz. Şimdi öğreneceğiniz gerçek, bu bilginizi pekiştirirken biraz içinizi de kaldırabilir. Geçen Şubat ayında yapılan bir ankete göre eşsiz olan erkeklerin yüzde 20’si yastık kılıfı ve çarşaflarını ayda sadece bir kez değiştiriyormuş. Belki de yalnız kalmalarının nedenini tahmin etmek o kadar da zor değil, ne dersiniz?

Dayanıklılık gerçeği
Biz her zaman kadınlar erkeklerden daha dayanıklıdır diye öğrendik, öyle değil mi hanımlar? Korkmayın, bunun aksi bir sonuçtan bahsetmeyeceğiz. İngiltere’de yapılan bir ankete göre, erkeklerin yüzde 76’sı kadınların ağrıyla ve acıyla baş etme güçlerinin erkeklerden daha fazla olduğuna inanıyor.

Öpüşme gerçeği
Öpüşme yalnızca öpüşme değildir. Çok mu iddialı geldi size? Ama bakın, bir araştırmaya göre erkeklerin yüzde 58’i, kötü bir öpüşmeden sonra cinsel çekimin yok olduğunu iddia etmiş. Ama bir başka araştırma sonucunu da es geçmeyelim. Erkeklerin yüzde 53’ü öpüşmeden seks yapabileceğini belirtmiş. Kadınlarda ise bu oran sadece yüzde 15. Yani erkekler ya “öpüşmesem de olur” diyor ya da “olacaksa iyi bir öpüşme olsun” diyor.

Anne gerçeği
Erkeklerin annelerine çok düşkün olduklarını biliyorduk, değil mi? Ama özel bir günde annelerine aldıkları hediyenin değerinin ortalama 50 TL civarında olduğunu biliyor muydunuz? Hediyenin değeri parayla ölçülmez elbette, sadece kıyaslama açısından soruyoruz: Size aldığı hediyenin parasal değeri ortalama ne kadar?

14 Şubat 2013 Perşembe

0

Tarih boyunca metroseksüel erkekler

Erkekler de ciltlerine bakım yapmalı denilince ilk akla metroseksüel kavramı geliyor. Metroseksüel son senelerde çok sık kullanılan bir kelime olmasına rağmen, erkeklerin bakım alışkanlıkları asırlar öncesine dayanır.

Tarih bilimciler ve arkeologlar, taş devri erkeklerinin M.Ö. 100’de dişlerini törpülediklerini, yüzlerini ve vücutlarını boyadıklarını ve saçlarını arkaya doğru toplayıp görünüşlerini değiştirdiklerini göstermektedir. Kıllardan kurtulmak için iki deniz kabuğunun cımbız olarak kullanımına bile rastlıyoruz.

Daha sonraki dönemlerde incelen ve dökülen saçları güçlendirmek için saç bakımı yaptıklarına, vücut kokusunu engellemek için koltuk altlarına yulaf sürdüklerini, ağız kokusu için süt ile gargaradan sonra bitkileri çiğnediklerini görüyoruz.

Yunanlı bir iş adamı Romalı erkeklere hizmet sunmak amacı ile Latince “barba sakal” anlamına gelen “berber” ile erkekleri buluşturuyor. Bundan sonra erkekler berberlerde manikür, masaj ve tıraş için saatlerini geçirmeye başlıyorlar.

Erkek cildi

Erkeklerin cilt yapıları kadınlardan çok farklı değil. Erkekler ve kadınlar arasındaki en büyük fark, erkeklerde yağ salgılamasının daha fazla olmasıdır ve bu farklılık günlük aşınmalar ile büyük değişiklikler yaratır. Bir erkek her gün cildini jilet ile kazır, sert temizleyici ile taciz eder ve korumak için nemlendirici kullanmaz.

Erkeklerin ciltleri ile ilgili en büyük şikâyetleri hassasiyet, batıklar, tahrişler, kalın ve sert kıllardır. Siyah noktalar her yaş grubunda sorun olabilirken akne özellikle gençlerin sorunudur. Bu şikâyetlerin çoğu sadece babayı gözlemlemeye dayalı yanlış tıraş öğreniminden ve yanlış ürün kullanımından kaynaklanır.

Erkek cildindeki en yoğun şikâyetler

Batıklar
Batıklara, kıl kesildiğinde sivrileşmiş kılın dönüp aynı yere tekrar batması neden olur. Vücut, bu kıl dönmesini yabancı bir cisim (bir kıymığa davranır gibi) olarak algılayarak cevap verir; cilt kızarır, kaşınır ve o bölgede içinde pası andıran iltihaplı sivilce benzeri bir oluşum ile sonuçlanır.

Sivilceler
Tıraştan kaynaklanan sivilceler kıl batmasına oldukça benzer. Ufak fiske şeklindeki kabarcıklar genellikle kıllar büyüyüp tekrar komşu kıl yatağına battığında ve tıraş bıçağı ile tekrar kesildiğinde zaman görülebilir.

Tıraş Tahrişi:
Tıraş tahrişinin en önemli sebebi tıraş sırasında uygulanan baskıdır. Tıraş tahrişi doğru şekilde tıraş yapılmadığında meydana gelir. Tahriş genellikle, çok yakın ve çok çabuk tıraş olunduğunda; yeterince keskin olmayan bıçakla tıraş yapıldığında, temiz tıraş bıçağı kullanılmadığında, kılın ters yönünde ve daha önce tahriş olmuş veya hassaslaşmış bölgelerin tıraş edildiğinde meydana gelir.

Tüm bunlara çözüm nedir?

Mükemmel Tıraş için 3 aşamalı yaklaşım

1.Tıraş öncesi
İyi bir tıraş için hazırlık aşaması ve bu aşamada daha yakın tıraş için kılı yumuşatmak çok önemlidir. İdeal olarak sabah kalkar kalkmaz tıraş olmamak gerekir çünkü gece boyunca ciltte ödem oluşur. Bu da yakın tıraşı zorlaştırır. Uyandıktan sonra en az 10-15 dakika bekleyin ve duştan sonra tıraş olun. Banyoda sıcak su ve buhar cildi ve sakalı yumuşatır. Bu aşama için, özellikle sert sakalı ve tıraş tahrişinden şikayetçi olan kişilere Dermalogica Pre-shave Guard‘ı denemelerini öneririm. Ürün sakalı yumuşatırken cildi nemlendirir cildi tıraşa hazırlar. Kafuru cildi serinletir, Karanfil Yağı sakalı yumuşatır.

2.Tıraş
Tıraş sırasında kullanılacak ürün seçimi çok önemlidir. Genellikle, kişisel tercihlere bağlı olarak bu seçenekler değişmektedir fakat ideal olarak sert sakalı olanlar tıraş kremi, daha yumuşak sakalı olanlar tıraş jeli veya yağı seçmelidirler.

Dermalogica Soothing Shave Cream, tıraştan kaynaklanan tahrişi önleyen ve cildi sakinleştirip yatıştıran ultra kayganlaştırıcı bir kremdir, tüm cilt tipleri özellikle hassas ve kuru ciltler için uygundur. Köpüklü bir ürün veya tıraş sırasında daha net görüş tercih edenler Dermalogica Invigorating Shave Gel kullanabilir. Koly tıraş olmayı sağlarken, tıraş sonrası oluşabilecek sivilceleri engeller. Tüm cilt tipleri için uygundur.

3.Tıraş sonrası
Tıraştan kaynaklanan rahatsızlıkları, tahrişi ve kızarıklığı azaltmak için tıraş sonrası ferahlatıcı ve rahatlatıcı bir tıraş balsamı kullanın. Bu ürünler kızarıklığı engellemeye yardımcı olur, cildi nemlendirir ve cildi bakterilerden korur. Dermalogica tıraşın son aşaması için iki ürün öneriyor.

Post-Shave Balm, tıraş sırasında oluşan kızarıklık ve tahrişi engeller. Yağsız formül kolay emilerek cildi rahatlatır, nemlendirir. Tüm cilt tipleri, özellikle yağlı ciltler, kıl dönmesi ve hassasiyete eğilimli ciltler için uygundur. Ayrıca elektrikli tıraş makinesi kullanımı tercih edenlere de önerilir. Tüm beylere özellikle önerim cilt nemlendiricisi olarak Daily Defense Block SPF15 kullanmaları. Yağsız, ciltte parlama ve yağlanma yapmayan güneş filtreli bu nemlendirici, E ve C vitaminleri içerir. Hafif ve yağsız yapısıyla cilt yaşlanmasına karşı savunmayı artıran losyon, UV akıllı kapsül teknolojisi ile güneş ışınlarından korunma sağlar. Tüm cilt tipleri, özellikle kuru ciltler için uygundur.

9 Şubat 2013 Cumartesi

0

Erkekler yatakta değil beyinlerinde sınır koyuyor!

İnanılanın aksine erkekler için yatakta her şey mübah değildir, onlarında nefret ettiği pozisyonlar, kelimeler ve tutumlar vardır.

Erkekler kız arkadaşlarının deneyimsiz olmalarına artık tahammül edemiyorlar, özellikle yatakta düşüncesiz davranmanıza katlanamıyorlar.
Erkeklerin yatakta nefret ettiği durumları öğrenmek istiyorsanız buyurun okuyun.

Erkekler sevdiği kadının daha önceki sevgilileriyle olan sevişme videoları olmasından nefret eder. Ve hatta seksi fotoğraflardan bile kıskanır.

Sadece uzanıp yatan kadınlar erkekler için çok cezbedici görünmüyor. Altta olsanız bile hareket halinde olmanız erkeklerin ateşlenmesine sebep olur. Ama kımıldamadan yatarsanız erkek bunu sorgulamaktan zevk alamaz.

Eğer üstte siz varsanız ve bir şeyler için acele ediyorsanız erkek arkadaşınızın hoşuna gitmeyecektir. Çünkü yaptığınız ani ve sert hareketler sonucunda penisinin kırılmasından korkuyor ve geriliyordur. Her ne erkek arkadaşınızın cinsel uzvu kemik olmasa da, kasların sert darbelerle eğildiğini biliyoruz. Siz siz olun nazik ve dikkatli davranın.

Tırnaklarınızı geçirip sırtında derin yaralar bırakmayın. Her ne kadar seks sırasında bu durum çok cezbedici gelse de her şey bitip ayna baktığı zaman bu onun hiç hoşuna gitmeyecektir. Spor salonunda üstünü çıkaramayacak, erkek arkadaşlarıyla evde rahat rahat üstsüz takılamayacak ve yaralar geçene kadar aklı onlarda olacak.
Poposundan uzak durun! Her ne kadar kalçalarımızda ve malum bölgemizde çok sayıda sinir uçları olsa da ve bu bazı durumlarda zevk verse de erkekler kalçalarına uzanan ellerden hiç haz etmezler. Ve çoğu zaman siz sadece tutuyor olsanız bile seksi yarıda kesebilirler.

Her ne kadar çok normal bir durum olasa da, kadının farkında olmadan başına gelen bir olay olsa da ve asla utanılacak bir durum olmasa da erkekler vajinaya kaçan ve daha sonra sesli bir şekilde dışarı çıkan hava akımından nefret ederler. Pek çok azı bunun olası bir durum olduğundan habersizdir.

Erkek boğa siz kovboy pozisyonundayken iki büklüm olmanız erkeğin sinirlerini bozar ve sürekli olarak sizi doğru pozisyonu almanız için zorlar. Sırt kamburunuzu istemsiz şekilde dışarı çıkarıyorsunuzdur. En iyisi siz sevgilinizi dinleyin ve bedeninizi rahat bırakın.

Çok kuru olduğunuzda  erkek arkadaşınız sizin onu arzulamadığınızı düşünür, Eğer ıslanmıyorsanız ve bu artık sizin için bir problem haline geldiyse eğlenceli ve değişik bir durum olacakmışcasına sevgilinize kayganlaştırıcı kremlerden kullanmayı önerin.

2 Şubat 2013 Cumartesi

0

Her erkeğin istediği gizli 10'lu

Bazıları açıkça istediklerini söyler, bazılarının istekleri gizlidir! Erkeklerin içlerinden geçenleri araştırdık.

Erkekler kendi kendini tahrik edebilen kadın ister

Bunun bir aktivite ya da zorunluluk olması gerekmiyor. Ateşli ve arzulu bir kadın bir erkeği anında canlandırabilir! Seks kimliğini tanıyan, kendi arzularının farkında olan ve orgazmı yaşamaya kararlı bir kadın bir erkeğin hayalidir.

Erkek seksin eğlenceli olmasını ister

Cosmopolitan dergisinin yaptığı bir araştırmada bir erkeği en çok tahrik eden şeylerin başında seks sırasında gülen bir kadın olduğunu biliyor muydunuz? Seksi hayatın bir parçası olarak kabul ederek yatak dünyasını eğlenceli hale getirmek gerekiyor. Oyunlar oynayın, birbirinize dokunurken şakalar yapın. Ona komik ve seksi mesajlar çekin.

Erkek yardım ister

Ona ne istediğinizi anlatın. Bunu yaparken de ateşli olun. 'Beni böyle öpmene bayılıyorum' gibi ipuçları verin. Bazen de onu siz yönlendirin. Seks çift taraflı bir aşk oyunudur. Onun zevki kadar sizinki de önemlidir. Bunu ona da hissettirin.

Erkek izlemek ister

Ondan kaçmayın. En seksi özellik özgüvenli olmaktır. Vücudunuzu yatakta gizlemeyin. Sizi seyredebilmesi için imkan tanıyın. Örneğin iç çamaşırlarınızla mutfağa gidin, sonra yatağa, onun yanına gelin. Örtülere değil, ona sarılın.

Erkek hareketli kadın ister

Erkekler genelde baskın taraf olmak istese de , yatakta 'işi' kendilerine bırakmayan kadınlara da bayılırlar. Arzulu tavırlarınız ve onu yönlendirmenizden büyük zevk alabilirler. Öneriler sunun, onu bir yatak oyunu hazırlayarak şaşırtın. Hatta eşiniz için striptiz ya da kucak dansı yapmaktan çekinmeyin. Seks hayatınızı böyle renklendirebilirsiniz.

Erkek 'Bu da neydi?' demek ister

Bir önceki maddeyi hatırlayın. Erkeği şaşırtan bir cinsel deneyim asla unutulmayacaklar arasına girer. Örneğin tam sizi istediği anda ondan kaçabilirsiniz, beklemediği bir anda bu kez siz ona gidebilirsiniz. Ya da öpmek yerine vücudunu dudak ve dilinizin ucuyla gezebilir, artık ikiniz de sabırsızlanmaya başlayınca ilk hamleyi siz yapabilirsiniz. Partnerinizi siz tanıyorsunuz, yaratıcı olun!

Erkek aynı anda birkaç şey ister

Bir pozisyon denemekten vazgeçin. Yeniliklere açık olun ve sınırlarınızı keşfedin. Romantizm ve erotizmi birleştirin. Hem fiziksel, hem d eruhsal bir doygunluk için bu çok önemlidir. Sevişirken kulağına bir şeyler fısıldayın. Aynı anda da onu ne kadar istediğinizi gösteren bir hamlede bulunun.

Erkek sıkıntı değil, seks ister

İlişki Uzmanı Joel Block, "Bir erkeği sıkıntılı bir zamanında seksle kendine getiren kadın gibisi yoktur", diyor. Elbette sizinle konuşmak ya da yalnız kalmak isteyeceği durumlar olabilir. Ama ona yeniden enerji veren ve özgüvenini tazeleyen bir kadın dokuşu da bazen çok etkili olabilir. Bunun için cinsel birleşmeye bile gerek yok! Sevdiği tarzda bir gecelikle karşısına çıkıp uyurken ona sarılmanız bile yeterli olacaktır.

Erkek sahiplenmek ister

Bu erkeklerin çocukluklarından gelen ve asla değişmeyen bir özelliktir. Erkek beğendiği her şeyi sahiplenmek ve 'benim' demek ister. Ona 'onun' olduğunuzu hissettirin. İlginizle, sözlerinizle bunu hissettirebilirsiniz. Arada bir kıskançlık oyunları oynamak zararlı değildir, fakat sınırı bilmek gerekiyor.

Bazen erkek hiçbir şey yapmak istemez

Bu gerçek bir erkek fantazisidir. Daha önce bahsettiğimiz gibi egemen olmak isteyen erkekler konu seks olduğunda 'bazen' tembelliği tercih edebiliyor. Sadece uzandığı yerden onun için deli olan güzel bir kadını izlemek ve o zevki sadece kadının hamleleriyle yaşamayı her erkek ister. Enerjinizi topladığınız bir gün denemeye ne dersiniz?

31 Ocak 2013 Perşembe

0

Sertleşme sorunundan korkmayın

Sertleşme sorunu yaşayan hastaların tedavisi var. İlaç ve protez uygulayarak tedavi edilebiliyor.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Faruk Usta, sertleşme sorunu nedeniyle cinsel yaşamları son bulan erkeklerin artık bahaneleri nin kalmadığını belirterek, 'Sertleşme sorununuz var ise mutlaka tedavi ediyoruz' dedi.

Prof. Dr. Mustafa Faruk Usta, sertleşme sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 86’sının bunu kimseyle konuşmadığını, yüzde 77’sinin ise tedavi için hiçbir şey yapmayıp kaderine razı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Usta, "Günümüzde sertleşme sorunu sık rastlanan bir hastalık. 40 yaş üzeri erkeklerin yüzde 52’si belirli bir derecede sertleşme sorunu yaşamaktadır" dedi. Erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluklarının ikiye ayrıldığını söyleyen Prof. Dr. Usta, "Yaşları 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin 69.2’si erken boşalma ve sertleşme sorunu yaşamaktadır. Sertleşme sorunu yaşayan hastaların tedavisi var. İlaç ve protez uygulayarak tedavi edilen hastalar, mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor" diye konuştu.

3 TEDAVİ YÖNTEMİ

Sertleşme sorununun nedeninin ortaya çıkartılmasının ardından mutlak tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Usta şunları söyledi:

"Ağızdan alınan ilaç, penisin içine enjeksiyon tedavisi, ya da penis protezleri hastaların imdadına yetişiyor. Ağızdan alınan ilaçlarla başarı oranı yüzde 50- 70 arasında değişiyor. Enjeksiyon uygulamasında zorluklar olmasına karşın başarı oranı yüzde 50. Penis protezinde ise başarı oranı yüzde 100. Bu yöntemle hastanın cinsel organı ve yumurtalıklarına cerrahi müdahale ile protez yerleştiriliyor. Böylece hastaya mutlu bir yaşam imkanı sunuluyor."

'PROTEZ HER YAŞA TAKILABİLİYOR'

Penis protezinin, gerekli ve uygun durumda her yaştaki hastaya takılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Mustafa Usta, "Genel durumu seks için uygun olan her hastaya protez ameliyatı yapılmasında sakınca yok. Hiçbir parçası dışarıdan görülmez ve tamamı vücut içindedir. 24 saat içinde işlem biter. Hasta evine döner. Ömür boyu kullanılır. Hasta orgazm olabilir. Meni boşalması olur" dedi.

8 Ocak 2013 Salı

0

Erkeklere Neler Oluyor?

Erkek nesli tükeniyor mu? Erkeklerde sperm sayısı azalıyor, sperm parametreleri değişiyor, normal değerleri düşüyor, küresel ısınma spermleri de öldürüyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuğu olan erkekler üzerinde 4 kıtada yaptığı araştırma sonuçlarına göre, sperm parametrelerinin düştüğünü açıklıyor. Özel Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; iyi haberin semen (meni) değerlerinin düşmesine rağmen halen gebeliklerin oluşabilmesi, kötü haberin ise semen (meni) değerlerindeki bozulma bu hızla devam ederse insanoğlunun yakında gebelik oluşturmakta çok zorlanabileceği olduğunu belirtiyor.

Bir İyi Bir Kötü Haber!

Sperm sayısını ve fiziki özellikleri incelendikten sonra hareketliliği ve hareketin niteliğinin değerlendirildiğini belirten Op. Dr. Serhat Partalcı, bu bağlamda bir iyi bir de kötü haberinin olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) son yayınladığı verilere göre, evli çiftlerin kendiliğinden gebelik oluşturabilmesi için gerekli en düşük semen değerleri eskiden (1999 verilerine göre) 2 ml iken son araştırmada 1,5 ml’ye düştüğünü, spermin hareketlilik oranının ise yüzde 61’den yüzde 40’a gerilediğini kaydediyor. En önemlisinin ise morfoloji yani spermlerin şekil bozukluğu oranının gebelik yeterliliği için  yüzde 15 yeterli görülürken, son verilere göre yüzde 3’e düştüğünü belirtiyor. Aynı zamanda WHO'nun eskiden yüzde 5’in altında kalan değerleri mutlak kısır kabul ettiğini vurguluyor.

Spermlerin Yarıdan Fazlası Kayboluyor

Tüm bu değişikliklerin çevresel nedenlerden kaynaklandığını aktaran Op. Dr. Serhat Partalcı, testislerin vücut derecesinden 1 – 1,5 derece daha düşük ısıda çalışmaya programlandığını spermlerin 35,5 - 36 derecede yaşadığını, bu sebepten dolayı vücut dışına yerleştirildiğini, son yıllarda yaşanan küresel ısınmanın da etkisiyle spermin yarıdan fazlasının kaybolduğunu belirtiyor. Partalcı, gelişen teknolojiyle birlikte elektro manyetik alanların içinde bulunmanın, yediğimiz hazır gıdaların, kutu içeceklerin ve sigara kullanmanın sperm sayılarını azalttığının altını çiziyor.

Sperm Sayısını Artırmak İçin...

Op. Dr. Serhat Partalcı; genetik mirasını değiştiremeyen erkeğin sperm sayısını arttırmak için; doğal beslenmeye önem vermesini, konserve ve hazır yiyeceklerden uzak durmasını, sigara, alkol ve madde kullanımını kesmesini, stresi yönetmeyi öğrenmesini, kıyafetlerini özellikle iç çamaşırını pamuklu ve serin tutan kumaşları tercih etmesini, beden ölçüsünden dar pantolon kullanmamasını tavsiye ediyor.

14 Aralık 2012 Cuma

0

Prostatınız Varsa Yalınayak Dolaşmayın!

İyi huylu prostat büyümesi olanlara uzman tavsiyeleri şöyle: Soğuktan korunun, yerlere basmayın! Klimadan ve rüzgardan korunun. Nar ve domates yiyin. Kabak çekirdeği çitleyin...

Yaşı 40’ı geçen her erkeğin korkulu rüyası olan prostat büyümesine karşı her yıl mutlaka düzenli olarak doktor kontrolü yaptırılması gerektiği uyarısında bulunan Medical Park Fatih Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Nejat Eğilmez'in verdiği bilgilere göre, prostat; her erkekte doğuştan itibaren bulunan bir organdır. Mesane altında bulunan ve idrar yolunu çepeçevre saran bir salgı bezidir. Görevi, meni sıvısını oluşturmaktır. Ergenlikle beraber gelişir ve çalışmaya başlar. Boşalma esnasında idrar yoluna verilen prostat sıvısı, testislerden gelen sperm hücreleri ile karışarak meni halinde dışarı atılır. Prostat, üreme işlevinde görev alan önemli bir organdır.
Prostatın diğer organlarda da olduğu gibi birçok hastalığı vardır. En sık görülen hastalıkları genç erkeklerde prostat iltihabı (prostatit), 40 yaşın üzerindeki erkeklerde ise iyi huylu prostat büyümesi (Benign Prostat Hiperplazisi = BPH) ve prostat kanseridir.

Şikayetiniz Olmasa da Her Yıl Kontrol Şart!

40 yaşın üzerindeki erkeklerde vücudun hormonal dengesinin değişmesi sonucu prostat bezi içinde adenom denilen iyi huylu bir ur oluşur ve gittikçe büyür. Büyüme hızı oldukça yavaş olup, her erkekte farklıdır. Salgı yapan prostat dokusu azalır ve prostat hacmi artar. Bunun sonucu olarak; hem meni miktarı azalır, hem de prostatın içinden geçip dışarı açılan uretra, büyüyen prostatın yaptığı baskı ile daralır ve idrar yapmada zorluk ortaya çıkar. Mesane de yukarı kaldırıldığı için tam boşaltılamaz, idrar yapma sonrası içinde idrar kalır.
İyi huylu prostat büyümesi; 40 yaşın üzerinde gittikçe artan oranlarda görülür. 80 yaşın üzerindeki erkeklerde görülme sıklığı yüzde 80’i bulur. Bu arada, prostat kanseri görülme sıklığı da gittikçe artar.  Bu nedenle, 40 yaşından itibaren her erkeğin senede bir defa, şikayeti olmasa bile, ürolojik muayene yaptırması gerekir.

Büyüme Varsa Yaş Geçmeden Ameliyat!

Hastalığın tanısında; makattan parmak ile yapılan rektal muayene ile bağırsağın son kısmının hemen önünde bulunan prostat bezinin büyüklüğü, kıvamı, iyi veya kötü huylu olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca idrar ve kan tahlilleri de yapılmalıdır. Kanda PSA (Prostat Spesifik Antijeni) bakılarak kanser olup olmadığı araştırılır. Ultrasonografi ile prostat hacmi tam olarak ölçülür. Böylece büyüme derecesi anlaşılır. Ayrıca, mesanenin tam olarak boşalıp boşalmadığı, böbrekler ve idrar yollarında değişiklik olup olmadığı da saptanır.

İyi huylu prostat büyümesinin tedavisi, ameliyat veya ilaç tedavisi şeklindedir. Kesin tedavisi ameliyattır. Bu da kapalı veya açık ameliyat şeklinde olabilir. Prostat büyümesi olan hasta, mutlaka altı ayda bir gerekli tetkikler yapılarak takip edilir. Prostat bu süre içinde büyümeye devam edeceği için, ilaç tedavisine rağmen hastanın şikayetleri artacaktır. Bu arada idrarın tam olarak boşaltılamaması sonucu mesane ve böbreklerde bazı olumsuz etkiler ortaya çıkar. Bu durumda, ameliyat kaçınılmaz olacaktır. Hastanın yaşının ilerlemesi sonucu ameliyatı engelleyebilecek bazı durumların ortaya çıkmasından önce ameliyat yapılmalıdır.

Lazerli Ameliyatla Ağrısız Tedavi

Çok büyük olmayan prostatlarda anestezi altında idrar yolundan girip prostatın içerden kesilip çıkartılması şeklinde yapılan kapalı ameliyatlar ( TUR, TUİP, Mikrodalga, Laser, Holmium, Greenlight, Redlight) uygulanabilir. Belli bir sınırın üzerindeki büyük prostatlarda, en iyisi karnın alt bölgesinde yapılan ufak bir kesi ile açık ameliyat yapmaktır.

Çok büyük olmayan prostatlarda ise Neodym-YAG, Holmium, Greenlight, LIFE-Laser gibi değişik lazer teknikleri uygulanabilir. Cerrahi yöntemler arasında lazerler günümüzde yaygınlık kazanmıştır. Lazer uygulaması sadece bir saat sürer.

Ameliyat Sonrası 6 Ayda Bir Kontrol Gerekir

Ameliyat sonrası taburcu olan hastada dokuların tam iyileşmesi üç hafta süreceği için; bu süreyi sıcak bir ortamda istirahat ederek ve verilen ilaçları kullanarak geçirmeli, bol sıvı alıp sık idrara çıkarak idrar yollarının yıkanmasını sağlamalıdır.

Kapalı veya açık, bütün ameliyatlardan sonra prostat kapsülü içeride kaldığı için burada daha sonra kanser gelişebilir. Prostat ameliyatı olmak, hastayı prostat kanseri olma riskinden kurtarmaz. Bu nedenle, prostat ameliyatı geçiren kişilerin altı ayda bir yapılan ürolojik kontrollere gitmesi gerekir.

Ertesi Gün Taburcu Olunuyor

Prostat tedavisinde günümüzde hayli yaygın olan lazer uygulamalarının birçok avantajı bulunmaktadır. Bunlar;
- Kanama tehlikesi yoktur.
- Hasta sadece bir gece hastanede kalır, ertesi günü taburcu olur.
- Sondası iki gün içinde alınır.
- Normal yaşamına çok çabuk döner.

Belden Aşağınızı Sıcak Tutun

İyi huylu prostat büyümesi tanısı konan bir hasta şunlara dikkat etmelidir:

Soğuktan korunun: Prostatın iyi huylu büyümesi saptanan bir hasta soğuktan çok iyi korunmalıdır.
Belden aşağısına dikkat: Vücudunun özellikle belden aşağı olan kısmı daima sıcak tutulmalıdır.
Soğuk yere basmayın: Soğuk zemine basmamalı, soğuk yere oturmamalıdır.
Klimada durmayın: Klima altında, soğuk esintili yerde kalmamalı.
Islak mayoyla kalmayın: Denize veya havuza girdikten sonra ıslak mayo ile oturmamalıdır.
Kaplıca ve hamam iyi gelir: Sıcak olan her şeyin faydası vardır. Sıcak oturma banyoları, hamam, sauna ve kaplıca çok iyi etki yapar.
Baharatlı yemeyin: İyi huylu prostat büyümesi olan bir hasta alkol ve baharatlı yiyecekleri fazla tüketmemelidir.
Yağ ve eti abartmayın: Çok fazla hayvansal yağ ve et yememeli, sağlıklı beslenmeye dikkat etmelidir.
Nar ve domates yiyin: Faydalı olan yiyecekler; domates, nar, brokoli, kabak çekirdeği ve diğer kuru yemişler, taze meyve ve sebzelerdir.
İdrarınızı tutmayın: Ayrıca, idrarı fazla bekletmemeli, mesanesini sık olarak boşaltmalıdır.
Fazla otumayın: Çok uzun süre aynı yerde devamlı oturması, prostatın şişmesine ve şikayetlerinin artmasına neden olur.
Yolculukta sık mola verin: Uzun araba yolculuklarında sıklıkla durup yürümeli ve mesaneyi boşaltmalıdır.
6 ayda bir kontrole gidin: Doktorunun önerdiği ilaçları kullanmalı, senede iki defa ürolojik muayene yaptırmalıdır.

40 Yaşından Sonra İdrarınızı Sıkı Takibe Alın!

İyi huylu prostat büyümesinin belirtilerine karşı uyanık olun:

- Hastada gittikçe artan idrar yapma şikayetleri ortaya çıkar.
- İdrar basıncı azalır, yavaş ve ince idrar yapma, çatallanma görülür.
- İdrarın başlaması gecikir, süresi uzar.
- Durup tekrar başlama gibi kademeli idrar yapma olabilir.
- İşeme sonrası tam boşaltamama hissi olur, bu da sık işeme ihtiyacını ortaya çıkarır.
- Gece uykudan uyanıp idrara kalkma görülür, sıklığı zamanla artar.
- Özellikle kış mevsiminde veya soğuğa maruz kalma, üşütme durumunda bu şikayetler çoğalır. Sık olarak idrar yollarında iltihaplanma, işeme esnasında yanma hissi, bazen kanama görülür.

12 Aralık 2012 Çarşamba

0

Uyku Apnesi, Bu 7 Hastalığı Tetikliyor!

Çok şiddetli horluyorsanız, geceleri nefesiniz zaman zaman kesiliyorsa, sabahları yorgun uyanıyor ve gündüzleri uyuyorsanız, dikkatli olun, sizde ‘Uyku Apnesi Sendromu’ olabilir. Her 100 kişiden 5’inde görülen bu sendrom tedavi edilmezse yaşam kalitesini düşürmesinin yanı sıra kalp krizinden inmeye, diyabetten obeziteye kadar pek çok hastalığı tetikleyebiliyor!

Uyku Apne Sendromu; geceleri uyku sırasında üst hava yollarının daralması ya da tam tıkanması nedeniyle, nefes alıp vermenin bozulması sonucunda akciğerlere yeterince hava girememesine bağlı olarak dokulara yeterli oksijen iletilememesiyle karakterize bir hastalık. Uyku sırasında apne denilen nefes durmaları kanda oksijen miktarını düşürüyor, hem sistemik, hem de pulmoner hipertansiyona neden olacak sempatik deşarja neden oluyor. Ayrıca oksidatif stres denilen, vücuttaki tüm damarlarda damar sertliği yapacak bir dizi olayın başlamasına neden oluyor. Her 100 kişiden 5’inde ortaya çıkan Uyku Apne Sendromu gündüz ve gece aşırı uyku eğilimi yaparak kişinin direksiyon başında veya işyerinde uyuklamasına ve dikkat dağınıklığına yol açarak sık trafik ile iş kazaları olmasına neden oluyor. Acıbadem Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sadık Ardıç, Uyku Apne Sendromu’nun tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit eden pek çok hastalığı da tetiklediğine dikkat çekerek, “Bu sendrom kalp krizinden inmeye, diyabetten obeziteye kadar birçok hastalığa davetiye çıkarabiliyor. Bu nedenle hastalığın tedavi edilmesi yaşamsal öneme sahip” diyor.

Üç Temel Belirti: Horlama, Nefes Durması, Gündüzleri Uyku Hali

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sadık Ardıç, Uyku Apne Sendromu’nun en temel belirtisinin şiddetli horlama olduğuna dikkat çekiyor. Horlama daralmış hava yollarında vücudun aşırı çaba harcayarak nefes almaya çalışmasından kaynaklanıyor. Uykudan boğularak uyanma ve uykuda nefesin zaman zaman kesilmesi de diğer önemli belirtilerinden. Apneler gece boyunca onlarca kez tekrarlayabiliyor. Bu şekilde her gece birçok kez uyanan hastalar sık uyku bölünmeleri nedeniyle dinlendirici derin uyku evrelerine geçemiyor. Bunun sonucunda gündüz uyuklama hali ve çok çabuk uykuya dalma sorunundan da şikayet ediyor. Bunların yanı sıra sabahları gergin uyanma ve baş ağrıları, çabuk sinirlenme, unutkanlık, anksiyete, konsantrasyon bozukluğu ve cinsel yaşama karşı isteksiz görülebiliyor. Belirtilerden özellikle nefesin durması, horlama ve gündüz aşırı uyku hali varsa, bu durum hastada yüzde 90 olasılıkla Uyku Apnesi Sendromu olduğuna işaret ediyor. Kesin tanı ‘polisomnografi’ adı verilen uyku testi ile konuyor.

Uyku Apnesi’nin Tetiklediği 7 Hastalık

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sadık Ardıç, Uyku Apne Sendromu’nun tedavi edilmediğinde uzun dönemde hangi hastalıklara yol açabileceğini şöyle sıralıyor:

1. İnme: Oksidatif stres vücuttaki tüm damarlarda sertliğin gelişmesine neden oluyor. Bunun sonucunda da beyinde yaşamı tehdit eden dolaşım bozuklukları gelişiyor. Kişi ya yaşamını yitiriyor ya da hayatına felçli olarak devam ediyor.

2. Kalp krizi: Yapılan araştırmalar kalp krizi geçiren hastaların yüzde 35-65’inde Uyku Apne Sendromu olduğunu tespit etti. Özellikle genç yaşta hayatını kaybeden ve ‘hiçbir yaşta hastalığı yoktu’ denilen hastaların çoğunun ölüm nedeni aslında Uyku Apne Sendromu oluyor.

3. Yüksek tansiyon: Yapılan çalışmalar Uyku Apne Sendromu olan hastaların yarısından çoğunda hipertansiyon olduğunu ortaya koydu. Hastaların kan basıncı uykuda apnelere bağlı gelişen sempatik aktivitenin artışına, kan oksijen değerinin düşmesine bağlanıyor. Bu hastaların gece ve gün boyu tansiyonları yüksek olabiliyor. Bazı hastalar ise düzenli ilaç tedavisi almalarına rağmen yüksek tansiyonlarının kontrol altına alınamadığından şikayet ediyor. Bu hastaların kontrolünün Uyku Apne Sendromu tedavisinden sonra kolaylaştığı biliniyor.

4. Pulmoner Hipertansiyon: Akciğer damarlarında sempatik aktivite artışı ve oksidatif stres nedeniyle damar cidarında yapı bozukluğu oluşup, tansiyonunun yükselmesi durumudur. Uyku Apne Sendromu tedavisi ile düzeliyor. Ancak tedavi olmayan hastalarda, tedavisi çok zor olan nefes darlığıyla kendisini gösteriyor.

5. Diyabet: Apne sonrası gelişen uyku parçalanmaları ve oksidatif stres bir süre sonra insulin direnci gelişmesine neden olarak diyabet gelişimini kolaylaştırıyor. Bu durum tedavi edilmezse glikoz kontrolü ve insülin direncini kötü etkiliyor ve kan şekeri düzensizliğinin daha da artarak hastalığın ağırlaşmasına neden oluyor.

6. Obezite: İştahı ve doyma isteğini düzenleyen hormonların mekanizmasının bozulmasına yol açarak obeziteye neden oluyor. Bu hormonların oranları değiştiğinde kişide önlenemez bir iştah artışı ortaya çıkıyor. Ayrıca gece uyku bölünmesi de kilo artışını kolaylaştıran bir başka önemli faktörü oluşturuyor.

7. Erkeklerde empotans, kadınlarda cinsel isteksizlik: Libido kaybına neden olarak aynı zamanda cinsel yaşamı da olumsuz etkiliyor. Örneğin erkeklerde empotansa (iktidarsızlık) neden olurken, kadınlarda ise cinsel isteksizlik ve orgazm güçlüğüne yol açabiliyor. Uyku apnesinin cinsel ilişkide sorun yaratmasının diğer bir önemli nedeni, hastaların uykuya eğilimleri nedeniyle cinsel ilişkiyi sürdürememeleri.

En Etkili Çözüm; Basınçlı Hava Üfleyen Maske

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sadık Ardıç, Uyku Apnesi Sendromu’nda hangi tedavi yönteminin uygulanacağına hastalığa yol açan nedenler ve sorunun şiddeti göz önüne alınarak karar verildiğini söylüyor. Doç. Dr. Sadık Ardıç, Uyku Apnesi Sendromu için günümüzde birçok tedavi seçeneği olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor:

“Tedavi, tıkanıklığa yol açan nedenin ortadan kaldırılmasıyla sağlanıyor. Örneğin hasta eğer kiloluysa uzman eşliğinde diyet yaparak ideal kiloya ulaşması isteniyor. Ameliyat dışı yöntemler arasında en etkili tedavi ise burundan basınçla hava üfleyen ve hastanın yatarken yüzüne taktığı maske aracılığıyla etkili olan CPAP-BiPAP (devamlı pozitif basınçlı hava) cihazıdır. CPAP daralan hava yollarında basınçlı hava girmesini sağlayarak, kullanıldığı süre boyunca uyku Apne Sendromu’nu tedavi edebiliyor. Üst solunum yollarında tıkanıklığa neden olan daralmalar varsa, bunlar da operasyonla düzeltilebiliyor. Örneğin ileri derecede burun tıkanıklığı yapan burun etleri, radyofrekans yöntemiyle küçültülerek burundaki tıkanıklık ortadan kaldırılabiliyor. Sorun ortadan kalktığı için hastaların Uyku Apne Sendromu’da tedavi edilmiş oluyor.”

13 Ekim 2012 Cumartesi

0

Siz Kilo Aldıkça Spermleriniz Ölüyor

Sperm kalitesini azaltan etkenlerden birinin de fazla kilolar olduğunu biliyor muydunuz? Yapılan yeni bir araştırmada, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olduğu belirlendi. 

Aberdeen Üniversitesi bilim adamları, kısırlık sorunundan mustarip çiftler arasından 2 bin erkeğin sperm kalitesini inceledi. Araştırmaya katılan ve vücut kütle endeksi yüksek olan erkeklerdeki anormal sperm oranının daha fazla olduğu belirlendi.

Araştırmaya katılan erkekler vücut kütle endekslerine göre 4 gruba ayrıldı. Araştırmada, sigara, alkol ve yaş gibi kısırlığa sebep olabilecek diğer unsurlar da göz önüne alındı. Araştırma sonucunda, vücut külte endeksi ideal ölçülerde (20-25 arasında) olanların sperm kalitesinin ve meni hacminin şişmanlara oranla daha yüksek olduğu belirlendi.

Barcelona'daki Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği'nin toplantısında sunulan araştırmada, vücut kütle endeksi yüksek olanlarda ise meni sıvısı hacminin daha düşük olduğu ve anormal sperm oranının yüksek olduğu görüldü.

Araştırmanın başkanı Aberdeen Üniversitesi'nden Dr. Giyat Şayib, "Bulgularımız diğer faktörlerden bağımsızdır ve eşleriyle bebek yapmaya çalışan erkeklerin öncelikle ideal kiloya inmeye çalışmaları gerektiğini göstermektedir" dedi.

Dr. Şayib, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olmasının sebebinin, obezlerdeki hormon seviyelerinin farklılığı, fazla yağ birikmesi yüzünden testislerin aşırı ısınması veya obezliğe yol açan yaşam biçimi ve beslenme alışkanlığı olabileceğini söyledi.

Araştırmada, sperm yoğunluğu ve hareketliliği açısından ise bu dört grup arasında farlılık bulunamadı.
back to top