Cinsel Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsel Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2013 Cuma

0

Cinsellik Yaşında Tehlikeli Düşüş!

Halen kesin tedavisi olmayan AIDS, ağırlıklı olarak cinsel yolla bulaşıyor. Resmi kayıtlara göre Türkiye'de 4 binin üzerinde kişiyi etkileyen bu hastalık, özellikle gençleri ve kadınları tehdit ediyor.

İnsan Bağışık Yetmezliği Virüsü (HIV), tanısının ilk kez konulduğu 1 Aralık 1981 yılından bu yana geçen 30 senede, dünya üzerinde 33 milyon insanda görüldü. Halen kesin tedavisi olmayan AIDS'ten etkilenen Türkiye'de kayıtlı hasta sayısı ise 4 bin 826.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, çoğunlukla cinsel yollardan bulaşan bu öldürücü hastalığın uzun vadeli etkilerini bertaraf etmeye yönelik halen tüm dünyada etkili ve organize bir strateji belirlenmemiş olduğuna dikkat çekti. Dr. Keçe şunları kaydetti:

"Tüm dünya için giderek önemli bir tehlikeye dönüşen AIDS, sadece bir hafta değil, devamlı ciddiye alınması gereken bir konudur. Çünkü AIDS hastalığının önlenebilmesi için yılda 10 milyar dolar harcanıyor. Bu rakam hastalığın yayılmasını önlemede ve bilgilendirmede kullanılsa hem insan sağlığı ve nesli korunmuş olacak hem de daha az maddi kaynak ayrılmış olacaktır."

"Cinsel İlişki Yaşı Düşüyor"

AIDS'in özellikle kadınları ve gençleri tehdit ettiğine dikkat çeken Dr. Keçe, CİSED tarafından 15-25 yaş arası bir 480 genç üzerinde yapılan araştırmalardan çıkan tehlikeli gerçeği açıkladı:

"'Cinsel yönden aktif misiniz?' sorusuna ankete katılan her 100 gençten 16′sı 'evet' yanıtını verdi. Cinselliğin yaşanma yaşının tüm dünyada olduğu gibi 18 yaşın altına Türkiye'de de düşmesi, başta AIDS olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıkların daha hızlı yayılmasına yol açmaktadır. Bu nedenle CİSED olarak, cinsel eğitimin kademeli olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını tavsiye ediyoruz."

Korunmanın En Etkili Yolu; Prezervatif

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın en etkin yolunun prezervatif kullanmak olduğunu vurgulayan Dr. Cem Keçe, şu açıklamalarda bulundu:

"Ayrıca her türlü enjeksiyon için yeni bir enjektör kullanılması ve asla enjektör paylaşılmaması da önemlidir. 'Düzenli bir doğum kontrol yöntemi kullanıyor musunuz?" sorusuna gençlerimizin yüzde 75′i 'hayır' yanıtı vermiştir. Bu tablo çok vahimdir.

'Neden düzenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsunuz?' sorusuna ise gençlerimizin yüzde 35′i 'Gerek duymuyorum', yüzde 30′u 'Düzenli ve sık cinsel ilişki kurmuyorum', yüzde 15′i 'Gebe kalacağımı düşünmüyorum', yüzde 14′ü 'Partnerimin gebe kalacağını düşünmüyorum', yüzde 5′i 'Doğum kontrolüne inanmıyorum' ve yüzde 1′i de 'İnançlarıma aykırı' yanıtlarını verdi.

Cinsel sağlık ve cinsel eğitim, hayatımız boyunca öğrendiğimiz ve önemsenmesi gereken önemli bir süreç olmasına karşın, üniversitelerimizin Tıp Fakültelerince, Psikolojik Danışma ve Rehberlik vb. cinsel sağlık konusuyla ilgili eğitim veren diğer fakültelerince, Sağlık Bakanlığımızca, ailelerimizce, öğretmenlerimizce ve diğer eğitimcilerimizce üzerinde yeterince durulan bir konu maalesef olamamıştır. Tüm yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Cinsel eğitim şart."

10 Eylül 2013 Salı

0

İyi bir seks için bilmeniz gereken 10 adım!

İlk zamanlar aranızdaki çekim gücü, merak ve heyecan harikaydı sonraları bir şeyler oldu ve eskisi kadar iştahlı sevişmiyorsunuz. İlk günlerinize dönebilmeniz için bunları okuyun.

Dokunun!
Birbirinize dokunmanın çok doğru yolları vardır. Öpüşme sırasında genellikle saçlarını okşamayı, boynunu ve omuzlarını okşayın. Yüzüne dokunun. Birbirinize dokunmak için yeni yollar deneyin.

Reiki noktası!
Omurganın dibinde, küçük bir oyuk bir kemik plakası vardır. Bu oyuğa masaj yaparak eşinizin cinsel enerjisini açabilirsiniz.

Eğlenin
Öpüşürken ya da birbirinize kur yaparken gülün. Seks ciddi bir mesele değildir ve kahkaha büyük bir afrodizyaktır.

Kamasutra kitabı alın
Bu sadece yeni pozisyonlar denemek anlamına gelmez. Kamasutra'nın amaçları arasında kadın, erkek, çiftler arası denge, yaşamı sevdirmeyi amaçlayan düşünceler olmaktadır.

Sıcak olsun
Ortamı çok sıcak yapın. Klimaları açın... Uzmanlara göre sıcak ortamlarda aşk daha fazla nüksediyor. Bu yüzden insanlar yazın daha çok aşık oluyorlar. Buharlı bir duş veya jakuzide ön sevişmenin tadını çıkarın.

Konuşun
Seks sırasında aklınıza ne geliyorsa hepsini söyleyin. İster çirkinleşin ister duygusal olun. Uzun ilişkilerde görsellikten daha çok romantik iletişim çiftlere yardımcı oluyor.

Vücudunuza aşık olsun
egzersiz bir seçenek değil zorunluluktur. Size lastik bebek gibi olun demiyoruz. Ancak egzersiz fazla ağırlığınızı azaltmak için iyidir. Ayrıca egzersiz yapmak vücudunuzun testosteron düzeyini arttırır.

Kendinizi şımartın
Bir günü kendi güzelliğiniz için ayırın. Manşkür ve pedikür yaptırın. Bir saatlik vücut, yüz ve baş masajına girin. Kendinize mumlar alın ve küvetinizi doldurun.

Fantezi yapın.
Seks hakkında düşünün. Erotik düşünceler libido artırmak için birebirdir.

9 Eylül 2013 Pazartesi

0

İyi bir seks için bilmeniz gereken 10 adım!

İlk zamanlar aranızdaki çekim gücü, merak ve heyecan harikaydı sonraları bir şeyler oldu ve eskisi kadar iştahlı sevişmiyorsunuz. İlk günlerinize dönebilmeniz için bunları okuyun.

Dokunun!
Birbirinize dokunmanın çok doğru yolları vardır. Öpüşme sırasında genellikle saçlarını okşamayı, boynunu ve omuzlarını okşayın. Yüzüne dokunun. Birbirinize dokunmak için yeni yollar deneyin.

Reiki noktası!
Omurganın dibinde, küçük bir oyuk bir kemik plakası vardır. Bu oyuğa masaj yaparak eşinizin cinsel enerjisini açabilirsiniz.

Eğlenin
Öpüşürken ya da birbirinize kur yaparken gülün. Seks ciddi bir mesele değildir ve kahkaha büyük bir afrodizyaktır.

Kamasutra kitabı alın
Bu sadece yeni pozisyonlar denemek anlamına gelmez. Kamasutra'nın amaçları arasında kadın, erkek, çiftler arası denge, yaşamı sevdirmeyi amaçlayan düşünceler olmaktadır.

Sıcak olsun
Ortamı çok sıcak yapın. Klimaları açın... Uzmanlara göre sıcak ortamlarda aşk daha fazla nüksediyor. Bu yüzden insanlar yazın daha çok aşık oluyorlar. Buharlı bir duş veya jakuzide ön sevişmenin tadını çıkarın.

Konuşun
Seks sırasında aklınıza ne geliyorsa hepsini söyleyin. İster çirkinleşin ister duygusal olun. Uzun ilişkilerde görsellikten daha çok romantik iletişim çiftlere yardımcı oluyor.

Vücudunuza aşık olsun
egzersiz bir seçenek değil zorunluluktur. Size lastik bebek gibi olun demiyoruz. Ancak egzersiz fazla ağırlığınızı azaltmak için iyidir. Ayrıca egzersiz yapmak vücudunuzun testosteron düzeyini arttırır.

Kendinizi şımartın
Bir günü kendi güzelliğiniz için ayırın. Manşkür ve pedikür yaptırın. Bir saatlik vücut, yüz ve baş masajına girin. Kendinize mumlar alın ve küvetinizi doldurun.

Fantezi yapın.
Seks hakkında düşünün. Erotik düşünceler libido artırmak için birebirdir.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

0

Burçlara Göre Prezevatif Tercihi...

Özel ve sosyal hayata dair ipuçları veren burçlar, bireyleri gezegenlerin etkisiyle dönemsel olarak libidolarındaki değişimlere göre farklı prezervatif çeşitlerine yöneltiyor. Ateş, Su, Toprak ve Hava grupları daha çok hangi prezervatif çeşidini neden kullanıyor? 

Prezervatif alırken yaşanan ‘utanma’ hissiyatını ortadan kaldırmak için kurulan prezervatifAl.com’un 2000 üyesi arasında eğlenceli bir anket çalışması yapıldı. Anketinin eğlenceli ve çarpıcı sonuçları şöyle:

Ateş Burçları

Sıcak, enerjik ve yaşamayı seven Ateş burçları, cinsel hayatlarında da yeniliklere açık, eğlenceli ve kontrollüdürler.

• Kalabalık ortamlarda seks fikri bile tahrik olmalarına yeten sabırsız ve aceleci Koç’ların tercihi; geciktiricili prezervatif.

• Özgüveni yüksek olan, yatakta üstünlük sağlamak isteyen ve yaramaz bir çocuktan farksız olan Aslan’ın tercihi; ekstra ince prezervatif.

• Genellikle meyveli & renkli prezervatifleri tercih eden Yay'lar; neşeli, espritüel ve renkli bir kişiliğini cinsel hayatına da yansıtıyor.

Toprak Burçları

İnce ruhlu, anlayışlı ve sadık yapıya sahip olan Toprak Burçları için cinsellik, adeta yemek yemekten farksızdır.

• Cinselliğin anlamı loş bir ışık, hafif bir müzik ve bir kadeh şampanya eşliğinde yemek gibi olduğu Boğa'ların tercihi; isıtıcı kremli ve/veya tırtıklı prezervatiflerden yana.

• İdealist, romantik ve mükemmelliyetçi Başak’ların kendilerini güvende hissetmeleri için extra kalın prezervatifler vazgeçilmezlerinden...

• Sevecen, tutkulu ve kadınının kendine tamamen teslim olmasını isteyen Oğlak erkeklerinin tercihi ise, geciktiricili ve/veya noktalı prezervatifler.

Hava Burçları

Değişken, meraklı ve hareketli Hava Burçları, ilişkilerinde adrenalin ve macerayı severler.

• İstikrarsız, havai ve eğlenmeyi seven İkizler erkekleri yatak oyunlarını iyi bilir ve tercihi renkli kişiliği gibi halkalı prezervatiflerden yana.

• Kendine hayran, entelektüel ve ilişkisinin monotonlaşması kabusu olan Terazi’ler, tırtıklı prezervatifi tercih ediyor.

• Cinselliğin arkadaşlıktan sonra geldiği Kova erkeklerinde, partneriyle öncelikli olarak arkadaşlık kurması ve ona saygı duyması gerekir. Kontrollü ilişkilerin öncüsü Kova’ların tercihi; güvenli ekstra kalın prezervatifler.

Su Burçları

Bir su damlası kadar masum, okyanuslar kadar da vahşi olan Su Burçları, hayal gücü ve cazibeleriyle renkli bir cinsel ilişki yaşarlar.

• Duygusal ve romantik yapıya sahip olan aşık olmak, sevmek için Yengeç’ler tercihlerini çikolata & gül aromalı prezervatifler’den yana kullanıyorlar.

• Karşı konulamaz bir cazibeye sahip ve zaman ve mekan tanımaksızın her daim cinselliğe hazır olan Akrep'lerin tercihi; ısıtıcı kremli prezervatiflerdir.

• Samimi, sevecen ve romantik bir aşık olan Balık’lar şımartılmaktan ve yatakta kontrolün elinde olmasından büyük haz duyarlar. Ekstra ince ve/veya çikolata & gül aromalı prezervatifler en çok kullandıkları arasında.
0

Türk erkeklerinde cinsel sorun yaşı 40'ın altına düştü

Her 100 Türk erkeğinin neredeyse 70’inde cinsel fonksiyon bozukluğu var. Bu sorun günümüzde 40 yaş altı genç erkeklerde de görülüyor. Cinsel sorunları olan erkeklerin çoğu, doktora gitmeye çekiniyor

‘Cinsel fonksiyon bozukluğu’; cinsel aktiviteyle ilişkili tüm evrelerle, bu evrelerde ortaya çıkan aksaklıklar anlamına geliyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, 40-70 yaş arası erkeklerde yüzde 52.1 oranında farklı derecelerde ereksiyon sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türk Androloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada da aynı yaş grubu erkeklerde yüzde 69.2 oranında cinsel fonksiyon bozukluğu saptandığı belirtiliyor.

Strese Dikkat!
Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, cinsel fonksiyon bozukluklarının; cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, ereksiyon kaybı, boşalma süresinde kısalma ve orgazm sorunları olarak sıralandığını söylüyor. En sık görülen bozuklukların; ereksiyon kaybı, erken boşalma ve cinsel istek kaybı olduğu belirtiliyor. Ereksiyon sorununa neden olan faktörlerin başında damarsal nedenler (damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, sigara) ve diyabet geliyor. Bunun yanı sıra, günümüzde artan sıklıkla uygulanan onkolojik cerrahiler de (özellikle prostat cerrahisi sonrası) her ne kadar laparoskopik ve robotik yöntemlerle sinir koruyucu yaklaşımlar yapılsa da, bir grup hastada ereksiyon sorununa neden olabiliyor.

İş stresi, yaşam koşullarındaki değişiklikler, aile içi ilişkiler, ailesel faktörler gibi bireyin yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da cinsel işlev bozukluğu yaratabiliyor. Yoğun iş yükü altında yaşayanlarda ve stresli iş yapan kişilerde, cinsel yaşam bundan olumsuz etkileniyor. Çevresel faktörler cinsel fonksiyon bozukluğu nedenleri içinde genç yaş grubunda yüzde 70-90 oranında rol oynarken, 50 yaş ve üzerinde yüzde 20-40 arasında görülüyor. Çeşitli toplumsal çalışmalar, cinsel fonksiyon bozukluklarının 20-30 yaş arasında yüzde 40-45, 40 yaşlarında yüzde 26-35, 50 yaşlarında yüzde 40-52, 50 yaş üzerinde yüzde 49-72 oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.

Obezlerin Riski Yüksek
Obez bireylerde yağ doku oranı arttığı ve testosteronun östrojene dönüşümü hızlandığı için, kısmi olarak 2 hormon arasında bir dengesizlik ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu kişilerde ereksiyonu olumsuz etkileyecek kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açan pek çok risk faktörü de bulunuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; vücut görüntüsündeki değişikliklerin cinsellik kaygılarını ve cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine dair veriler bulunuyor. Prof. Dr. Başar, “Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve metabolik sendrom olarak adlandırılan tablo, cinsel fonksiyon bozukluğunun göstergesi olabilir” diye konuşuyor.

Cinsel Sorunu Olan Erkek Utangaç
Tansiyon ilaçları cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Tansiyon ilaçlarının bir kısmı cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Böyle bir sorun ortaya çıkarsa; hastanın bunu doktoruyla paylaşması ve ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

Sperm kalitesinin bozulması cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Sperm kalitesinin bozulması cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Ancak sperm kalitesini etkileyen hormonal bir bozukluk, beraberinde cinsel işlev bozukluğunu da getirebilir.

Türk erkeği cinsel yönden sorunlu olmayı nasıl algılıyor ve bu durumda nasıl davranıyor?
Utanıyor ve çekiniyorlar. Üroloji polikliniklerine cinsel sorunlar nedeniyle başvuran hasta oranının
yüzde 10’dan az olduğu biliniyor.

Cinsel sorunlarla en çok karşılaşılan yaş hangisidir?
Cinsel sorunlar genelde 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Ancak Türkiye’de 40 yaş altı grupta da cinsel sorunların 50 yaş üzerindeki erkeklere yakın oranda olduğu belirtiliyor.

15 Ağustos 2013 Perşembe

0

Cinsel sorunlarınızı tıbbi tedaviyle çözün

Cinsel fonksiyon bozukluğu, orta yaşlardan itibaren erkeklerin çoğunun yaşamını kâbusa çeviriyor. İnternetten ilaç sipariş etmeyi bu sorunun çözümü olarak görenlerin oranıysa şaşırtıyor. Oysa çözümü tıbbi tedavilerde aramak gerekiyor.

Erkeklerde görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tedavisinde ilk aşamanın doğru tanı konulması ve cinsel fonksiyon bozukluğu türünün net olarak saptanması olduğu belirtiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, “Ereksiyon sağlama problemiyle doktora başvuran pek çok hasta detaylı sorgulandığında, temel sorunun erken boşalma olduğu görülüyor” diyor ve ekliyor: “ Bize cinsel isteksizlik nedeniyle başvuran bir hastada, bu durumun hormonal bir eksiklikten mi kaynaklandığı yoksa cinsel hayattaki başarısızlıklardan kaçınmak için bir korunma mekanizması olarak mı geliştiğinin değerlendirilmesi gerekiyor.”

Yüz yüze temas istenmiyor
Sorununu ifade edip ortaya koymaktan çekinen hastalar, dertlerine derman olacaklarını düşündükleri ürünleri ve ilaçları internet başında kimseyle yüz yüze temas etmeden ve çoğu kez gerçek kimliklerini saklayarak temin ediyor. Gelişmiş ülkelerde internetten ürün satın alınma ı yüzde 10’ken, bu oranın gelişmekte olan ülkelerde yüzde 40-50 geri kalmış ülkelerde ise yüzde 90 olduğu belirtiliyor. Umutların bu ürünlere bağlanmasındaki en temel faktörün utanma duygusu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Başar, “İnternet ortamında satılan ilaçların etken maddeleri bilinmediği için kullanımları büyük risktir ve kesinlikle önerilmemektedir” diye konuşuyor. İlk basamak olarak tedavide yer alan ve ereksiyonu kolaylaştırıcı ilaçlar, altta yatan nedenden bağımsız olarak hastaların yüzde 65-75’lik grubunda olumlu sonuç veriyor. Hastanın düzensiz diyabet gibi ek bir risk faktörü olması, kullanılan ilaç tedavisine yanıt vermemesiya da bu ilaçları alamaması durumundaysa başka tedavi alternatiflerine yönelmek gerekiyor. Bu aşamada hastaya öncelikle penisine lokal olarak uygulayacağı ilaç tedavilerine yönelik eğitim veriliyor ya da 3’üncü basamak olarak adlandırılan cerrahi tedaviler uygulanıyor.

Risk faktörlerine dikkat!
Cerrahi tedavilerde altın standardın ‘mutluluk çubuğu’ olarak adlandırılan protezler olduğu belirtiliyor. Geçmişte yaygın olarak uygulanmış ve günümüzde bazı hasta gruplarında kullanılan
birtakım damar ameliyatlarının (özellikle penis by-pass’ı) uzun süreli başarısı düşük bulunuyor.
Bu nedenle, uygulamanın; sigara içmeyen, diyabet, kalp, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi risk faktörü olmayan seçilmiş hastalarda yapılması öneriliyor.

Kalp hastaları ilaç kullanırken dikkatli olmalı
Orta ve ileri derecede kalp srunu olan hastaların, cinsel işlev bozukluğunda kullanılan ilaçlara başlamadan önce, bu ilaçların damar gevşeticiözellikleri nedeniyle, mutlaka bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri gerekiyor. Bu ilaçların kullanımı ileri derecede kalp fonksiyon bozukluğu olan hastalara önerilmiyor.

Gece körlüğü olarak ad landırılan ve göz rahatsızlığı olan olgularda, bu ilaçlar görme üzerin olumsuz etki yaratabiliyor.

Cinsel fonksiyon bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçların bazı antibiyotikler, birtakım virüs ilaçları ve AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlarla birlikte kullanılmamaları gerekiyor. Ayrıca, bu ilaçların prostat tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşimleri nedeniyle, eş zamanlı olarak alınmamaları tavsiye ediliyor.

Damar sertliği tedavisinde kullanılan dil altı formlarıyla nitrat alan hastalarda, bu ilaçla rın kullanımının kesinlikle yasak olduğu belirtiliyor.

Cinsel fonksiyon bozukluklarını artıran hastalıklar

Cinsel fonksiyon bozukluğu açısından risk oluşturan faktörler şu başlıklar altında toplanıyor.

Ruhsal sorunlar ve yaşam tarzına ait etkenler.Kardiyovasküler hastalıklar.

Diyabet hastalığı.

Diğer sistem hastalıklarının varlığı. (Karaciğer veya böbrek yetmezliği, prostat hastalıkları, sinir

sistemi hastalıkları, vb..)

Hormonal bozukluklar.

Penise ait faktörler.

İlaç kullanımı.

Geçirilmiş ameliyat veya girişimsel tedaviler.

Andropoz ve cinsel işlev bozukluğu ilişkisi

Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, “Testosteron seviyesi düşen hastalarda cinsel isteksizlik ve ereksiyonun sağlanmasında sorunlar ortaya çıkıyor. Bu nedenle doktora cinsel fonksiyon bozukluğu şikâ yetiyle başvuran 50 yaş üzeri erkeklerde değerlendirme esnasında mutlaka testosteron düzeyinin ölçülmesi ve düşükse yerine konulması gerekiyor” diyor.

Testosteron tedavisinin üremenin korunmasını isteyen hastalarda uygulanmaması öneriliyor. Bunun nedeninin dışarıdan verilen testosteronun düşük de olsa vücudun ürettiği testosteronu baskılayacağı olduğu söyleniyor. Halbuki üreme hücrelerinin gelişimi vücudun ürettiği testosterona bağlı olduğu
için, bu hormonun baskılanması halinde sperm üretimide baskılanıyor

29 Temmuz 2013 Pazartesi

0

Türk erkeklerinde cinsel sorun yaşı 40'ın altına düştü

Her 100 Türk erkeğinin neredeyse 70’inde cinsel fonksiyon bozukluğu var. Bu sorun günümüzde 40 yaş altı genç erkeklerde de görülüyor. Cinsel sorunları olan erkeklerin çoğu, doktora gitmeye çekiniyor

‘Cinsel fonksiyon bozukluğu’; cinsel aktiviteyle ilişkili tüm evrelerle, bu evrelerde ortaya çıkan aksaklıklar anlamına geliyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, 40-70 yaş arası erkeklerde yüzde 52.1 oranında farklı derecelerde ereksiyon sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türk Androloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada da aynı yaş grubu erkeklerde yüzde 69.2 oranında cinsel fonksiyon bozukluğu saptandığı belirtiliyor.

Strese Dikkat!
Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, cinsel fonksiyon bozukluklarının; cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, ereksiyon kaybı, boşalma süresinde kısalma ve orgazm sorunları olarak sıralandığını söylüyor. En sık görülen bozuklukların; ereksiyon kaybı, erken boşalma ve cinsel istek kaybı olduğu belirtiliyor. Ereksiyon sorununa neden olan faktörlerin başında damarsal nedenler (damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, sigara) ve diyabet geliyor. Bunun yanı sıra, günümüzde artan sıklıkla uygulanan onkolojik cerrahiler de (özellikle prostat cerrahisi sonrası) her ne kadar laparoskopik ve robotik yöntemlerle sinir koruyucu yaklaşımlar yapılsa da, bir grup hastada ereksiyon sorununa neden olabiliyor.

İş stresi, yaşam koşullarındaki değişiklikler, aile içi ilişkiler, ailesel faktörler gibi bireyin yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da cinsel işlev bozukluğu yaratabiliyor. Yoğun iş yükü altında yaşayanlarda ve stresli iş yapan kişilerde, cinsel yaşam bundan olumsuz etkileniyor. Çevresel faktörler cinsel fonksiyon bozukluğu nedenleri içinde genç yaş grubunda yüzde 70-90 oranında rol oynarken, 50 yaş ve üzerinde yüzde 20-40 arasında görülüyor. Çeşitli toplumsal çalışmalar, cinsel fonksiyon bozukluklarının 20-30 yaş arasında yüzde 40-45, 40 yaşlarında yüzde 26-35, 50 yaşlarında yüzde 40-52, 50 yaş üzerinde yüzde 49-72 oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.

Obezlerin Riski Yüksek
Obez bireylerde yağ doku oranı arttığı ve testosteronun östrojene dönüşümü hızlandığı için, kısmi olarak 2 hormon arasında bir dengesizlik ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu kişilerde ereksiyonu olumsuz etkileyecek kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açan pek çok risk faktörü de bulunuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; vücut görüntüsündeki değişikliklerin cinsellik kaygılarını ve cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine dair veriler bulunuyor. Prof. Dr. Başar, “Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve metabolik sendrom olarak adlandırılan tablo, cinsel fonksiyon bozukluğunun göstergesi olabilir” diye konuşuyor.

Cinsel Sorunu Olan Erkek Utangaç
Tansiyon ilaçları cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Tansiyon ilaçlarının bir kısmı cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Böyle bir sorun ortaya çıkarsa; hastanın bunu doktoruyla paylaşması ve ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

Sperm kalitesinin bozulması cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Sperm kalitesinin bozulması cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Ancak sperm kalitesini etkileyen hormonal bir bozukluk, beraberinde cinsel işlev bozukluğunu da getirebilir.

Türk erkeği cinsel yönden sorunlu olmayı nasıl algılıyor ve bu durumda nasıl davranıyor?
Utanıyor ve çekiniyorlar. Üroloji polikliniklerine cinsel sorunlar nedeniyle başvuran hasta oranının
yüzde 10’dan az olduğu biliniyor.

Cinsel sorunlarla en çok karşılaşılan yaş hangisidir?
Cinsel sorunlar genelde 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Ancak Türkiye’de 40 yaş altı grupta da cinsel sorunların 50 yaş üzerindeki erkeklere yakın oranda olduğu belirtiliyor.

28 Temmuz 2013 Pazar

0

Testisteki Varis, Kısırlık Nedeni!

Testise giden damarların genişlemesi ile oluşan hastalığa ‘varikosel’ deniliyor. Aynı sorun bacaklarda görüldüğünde ise varis olarak tanımlanıyor. 

International Hospital’dan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Alagöl, erkeklerde yüzde 10, kısırlık teşhisi konulan erkeklerde ise yüzde 38 oranında görülen bu sorun nedeniyle çocuk sahibi olunamadığını belirtiyor. Çünkü varikosel, kısırlığın en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

Testisin Sol Tarafı Küçülüyor

Varikoselin yüzde 98 oranında testisin sol tarafında görüldüğünü ve buradaki damarların genişlemesi sonucunda bir süre sonra testisin küçüldüğünü anlatan Prof. Bülent Alagöl şöyle konuştu: “En çok sol tarafta görülmesinin sebebi, testisin sol tarafındaki damarlarda kapakçıkların anatomik olarak yetersiz olmasıdır. Genel olarak kabul edilen görüşe göre, sol taraftaki bir takım anatomik özellikler, toplar damarlarda basıncın artmasına neden oluyor. Ayrıca damarların kapakçık mekanizmalarının bozulmasına ve testis toplar damarlarında anormal bir damar genişlemesine yol açıyor.” 

Sol taraftaki damar sağa göre daha uzun. Hastalığın her iki tarafta görülme oranı yüzde 2. Hastalık yüzünden testisin boyutu küçülüyor. Skrotum denilen torbalarda ısının artmasıyla birlikte, testisteki ısı farkı yaklaşık bir derece yükseliyor. Bu da kısırlığa yol açıyor.

Sperm Sayısını Azaltıyor

Varikosel aynı zamanda sperm sayısının da azalmasına neden oluyor. Damarların genişlemesiyle birlikte spermlerin hareket oranı ve sayısı azalıyor. Kan akımının ters etkisi nedeniyle böbrek üstü bezinden testislere gelen hormonlar nedeniyle testis damarları büzülüyor. Bu da testislerin kötü etkilenmesine neden oluyor. Hastalığın genetik sebebinin olmadığı düşünülüyor. Günün çoğunu ayakta çalışarak geçirenlerde sık görülüyor. Doktor, kuaför, kasap gibi meslek gruplarında hastalığın sık görüldüğünü belirten Prof. Alagöl, hastalığın belirtilerini şöyle sıralıyor:

- Testiste ağrı ortaya çıkması
- Testisin boyutunda küçülme 
- Dokunulduğunda ele damarların gelmesi

8 Temmuz 2013 Pazartesi

0

İstekleri artırmanın 8 yolu burada...

Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

İlişki içinde aşağıdakilerden herhangi birini yaşıyor musunuz?

*Sizin için dokunmak sadece yatak odasında mı yer alır?
*Seks sizin için paylaşmak değildir.
*Artık seks için sabırsızlanmıyorsunuz.
*Seks sizin için mekanik ve rutin.
*Eşiniz hakkında cinsel düşünceler ya da fanteziler üretmiyorsunuz.
*Ayda an fazla bir ya da iki kez seks yapıyorsunuz.

Yukarıdaki belirtilerden biri veya daha fazlası varsa, cinsel istek kaybı yaşıyorsunuz demektir.. Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

1- Cinsel yaşamınızı egzersiz ile artırın 
Koşu, yürüyüş, yüzme veya zevk alabileceğiniz herhangi bir fiziksel aktivite. Egzersiz yaparken, kendinizi biraz fazla zorlayın. Bunu başarırsanız canlılık duygusunu hissedersiniz. Bu fiziksel güven sizi, cinsel güven içine taşıyacak. Seks ve egzersiz de stresi azaltmak, rahat ve mutlu olmanıza yardımcı olacaktır. Egzersiz aynı zamanda cinsel isteği artırmaya yardımcı olur. Egzersiz, sağlıklı bir diyet ve yeterli uyku ile birlikte, cinsel dürtüyü artırabilir.

2- Seks her zaman mükemmel değildir 
Her cinsel karşılaşmanın mükemmel olması gerektiği gerçeğini bir kenara bırakın. Bu tür bir beklenti seks yaşamınızda performans düşüklüğüne ve hatta anksiyeteye bile yol açabilir. Dünya genelinde cinsel birlikteliğin %30 ile %40'ı karşılıklı olarak tatmin edici olabilir.

3- Cinsel fantezilerle kendinizi şımartın 
Eşinizle beraber deneyim kazanmak istiyorsanız, yeni erotik filmler, erotik kitaplar size arzu bakımından değişik bir potansiyel sunabilir. Hem siz hem de eşiniz fantezileriniz hakkında birbirinizle konuşun.

4- Programlı seks
Seks, son derece spontane olmalıdır. Sadece anın ısısı ile tabii ki harika olur. Ancak, gerçekte, her şey her zaman bu şekilde olmuyor.  Bazen işlerden, sorumluluklardan fırsat kalmıyor. Bunun için zaman ayıramıyorsanız en azından bir süre programlı bir şekilde cinsel birliktelik yaşayabilirsiniz.

5- Fazla odaklanmak 
Sadece genital değil onu diğer erojen bölgeler üzerinde yoğunlaşırken, performans ve basınç artışı zevk azaltabilir. Potansiyel zevk noktalarınızı keşfetmek ve cinsel uyarılma aşırı duyarlı olan bu alanlarda daha fazla zaman geçirmek için birbirinizin vücudunu keşfedin. Hedef odaklı, zevk odaklı olun.

6- Çift olarak sosyalleşin
Diğer insanlarla birlikte bir akşam yemeği partisine gitmek ya da onları evinize çağırmak size mutlu günlerinizi yeniden hatırlatacak ve kendinizi daha genç daha enerjik hissedeceksiniz. Ve hatta hiç tanımadığınız insanlarla sohbet ederken birbirinizi kıskanabilir ve yeniden arzu duymaya başlayabilirsiniz.

7- Profesyonel yardım alın
Libido kaybı söz konusu olduğunda, Seks ve evlilik uzmanları, yararlı olabilir. Rol oynayan olabilecek herhangi bir tıbbi koşullar olup olmadığını görmek için doktorunuza danışın. Libido kaybına neden olabilecek bir anti-depresan ilaçlar, alıyorsanız, doktorunuza danışarak bırakın ya da alternatifleri konuşun.

8- İhtiyaçları hakkında konuşun 
Cinsel yaşam geliştirmek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, eşiniz ile iyi iletişim kurmaktır.

2 Temmuz 2013 Salı

0

Hamileyken Cinsellikten Korkmayın...

Kadınların pek çoğu bebeklerine zarar vereceği endişesiyle hamilelikte cinsellikten korkar. Ancak gebelik döneminde de sağlıklı bir cinsel yaşamın söz konusu olduğunu belirten uzmanlar, "Doğru seks, düşük riski getirmez, erken doğumu da tetiklemez" diyorlar.

Gebelikteki yanlış inanışlar veya çiftlerin korkularının hamilelikte seksüel yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, "Hekim tarafından aksi söylenmedikçe gebelikte normal yaşantıdan uzaklaşmamak ve ciddi kısıtlamalara girmemek gerekir" diyor.

Cinsel İstek Azalabilir

Gebelik sırasında anne adayında yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlerden cinsel isteğin de etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, bu etkileşimin, gebeliğin bazı dönemlerinde azalırken bazı dönemlerde artış gösterebildiğini kaydediyor. Cinsel istekteki bu değişikliklerin anne adayında oldukça belirgin olduğunu anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, şu bilgileri veriyor:

"Düşük riski veya erken doğumu tetikleyeceğine olan inanç gebelikte cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesine neden oluyor' diyor. Gebeliğe özgü kilo alma, çatlaklar, şişlikler, gebelik maskesi gibi bazı değişimler anne adayında ruhsal çöküntüye neden oluyor. Eşlerin tutumunun da bazen bu inancı tetiklediğini anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, konuyla ilgili şunları söylüyor: 'Unutulmaması gereken şey bu değişimlerin çoğunun doğum sonrası geçeceğidir. Aslında yapılan bazı çalışmalar daha önce hiç orgazm olamamış kadınları gebelikteki birlikteliklerinde orgazm olabildikleri gösterilmiştir. Bu nedenle eğer hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse gebelerin cinsel yaşamlarını yumuşak bir şekilde yaşamalarında bir sakınca yoktur."

Bu Durum Erkekleri de Etkiliyor

Baba adaylarında da durumun benzer olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, erkeklerdeki değişimi şöyle anlatıyor:

"Baba adaylarının bazılarında cinsel istek artarken, bazılarında ciddi azalma olur. Bu durum, kişinin hayata bakışıyla da paralellik gösterir. Yanlış inanışlar da bu durumu tetikleyebilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında annede görülen bulantı, kusma ve halsizlik eşte üzüntü, acıma ve strese yol açar. Bu da cinsel yaşamın ikinci plana atılmasına neden olur. Gebeliğin son üç ayında ise hem annede oluşan fiziksel değişimler, hem de ilişkinin olası bir erken doğumu tetikleme ihtimalinden dolayı erkekte, ilişkiden kaçınma duygusu uyandırır. Gebelikte erkekte beklenen şey mantıklı ve şefkatli olmasıdır. Daha önceki gebeliklerde tekrarlayan düşük, erken doğum ya da düşük öyküsü olan kişiler ise gebelik sırasında ilişki konusunda dikkatli davranmak zorundadır."

25 Haziran 2013 Salı

0

Burçlara Göre Prezevatif Tercihi...

Özel ve sosyal hayata dair ipuçları veren burçlar, bireyleri gezegenlerin etkisiyle dönemsel olarak libidolarındaki değişimlere göre farklı prezervatif çeşitlerine yöneltiyor. Ateş, Su, Toprak ve Hava grupları daha çok hangi prezervatif çeşidini neden kullanıyor? 

Prezervatif alırken yaşanan ‘utanma’ hissiyatını ortadan kaldırmak için kurulan prezervatifAl.com’un 2000 üyesi arasında eğlenceli bir anket çalışması yapıldı. Anketinin eğlenceli ve çarpıcı sonuçları şöyle:

Ateş Burçları

Sıcak, enerjik ve yaşamayı seven Ateş burçları, cinsel hayatlarında da yeniliklere açık, eğlenceli ve kontrollüdürler.

• Kalabalık ortamlarda seks fikri bile tahrik olmalarına yeten sabırsız ve aceleci Koç’ların tercihi; geciktiricili prezervatif.

• Özgüveni yüksek olan, yatakta üstünlük sağlamak isteyen ve yaramaz bir çocuktan farksız olan Aslan’ın tercihi; ekstra ince prezervatif.

• Genellikle meyveli & renkli prezervatifleri tercih eden Yay'lar; neşeli, espritüel ve renkli bir kişiliğini cinsel hayatına da yansıtıyor.

Toprak Burçları

İnce ruhlu, anlayışlı ve sadık yapıya sahip olan Toprak Burçları için cinsellik, adeta yemek yemekten farksızdır.

• Cinselliğin anlamı loş bir ışık, hafif bir müzik ve bir kadeh şampanya eşliğinde yemek gibi olduğu Boğa'ların tercihi; isıtıcı kremli ve/veya tırtıklı prezervatiflerden yana.

• İdealist, romantik ve mükemmelliyetçi Başak’ların kendilerini güvende hissetmeleri için extra kalın prezervatifler vazgeçilmezlerinden...

• Sevecen, tutkulu ve kadınının kendine tamamen teslim olmasını isteyen Oğlak erkeklerinin tercihi ise, geciktiricili ve/veya noktalı prezervatifler.

Hava Burçları

Değişken, meraklı ve hareketli Hava Burçları, ilişkilerinde adrenalin ve macerayı severler.

• İstikrarsız, havai ve eğlenmeyi seven İkizler erkekleri yatak oyunlarını iyi bilir ve tercihi renkli kişiliği gibi halkalı prezervatiflerden yana.

• Kendine hayran, entelektüel ve ilişkisinin monotonlaşması kabusu olan Terazi’ler, tırtıklı prezervatifi tercih ediyor.

• Cinselliğin arkadaşlıktan sonra geldiği Kova erkeklerinde, partneriyle öncelikli olarak arkadaşlık kurması ve ona saygı duyması gerekir. Kontrollü ilişkilerin öncüsü Kova’ların tercihi; güvenli ekstra kalın prezervatifler.

Su Burçları

Bir su damlası kadar masum, okyanuslar kadar da vahşi olan Su Burçları, hayal gücü ve cazibeleriyle renkli bir cinsel ilişki yaşarlar.

• Duygusal ve romantik yapıya sahip olan aşık olmak, sevmek için Yengeç’ler tercihlerini çikolata & gül aromalı prezervatifler’den yana kullanıyorlar.

• Karşı konulamaz bir cazibeye sahip ve zaman ve mekan tanımaksızın her daim cinselliğe hazır olan Akrep'lerin tercihi; ısıtıcı kremli prezervatiflerdir.

• Samimi, sevecen ve romantik bir aşık olan Balık’lar şımartılmaktan ve yatakta kontrolün elinde olmasından büyük haz duyarlar. Ekstra ince ve/veya çikolata & gül aromalı prezervatifler en çok kullandıkları arasında.

21 Haziran 2013 Cuma

0

İstekleri artırmanın 8 yolu burada...

Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

İlişki içinde aşağıdakilerden herhangi birini yaşıyor musunuz?

*Sizin için dokunmak sadece yatak odasında mı yer alır?
*Seks sizin için paylaşmak değildir.
*Artık seks için sabırsızlanmıyorsunuz.
*Seks sizin için mekanik ve rutin.
*Eşiniz hakkında cinsel düşünceler ya da fanteziler üretmiyorsunuz.
*Ayda an fazla bir ya da iki kez seks yapıyorsunuz.

Yukarıdaki belirtilerden biri veya daha fazlası varsa, cinsel istek kaybı yaşıyorsunuz demektir.. Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

1- Cinsel yaşamınızı egzersiz ile artırın 
Koşu, yürüyüş, yüzme veya zevk alabileceğiniz herhangi bir fiziksel aktivite. Egzersiz yaparken, kendinizi biraz fazla zorlayın. Bunu başarırsanız canlılık duygusunu hissedersiniz. Bu fiziksel güven sizi, cinsel güven içine taşıyacak. Seks ve egzersiz de stresi azaltmak, rahat ve mutlu olmanıza yardımcı olacaktır. Egzersiz aynı zamanda cinsel isteği artırmaya yardımcı olur. Egzersiz, sağlıklı bir diyet ve yeterli uyku ile birlikte, cinsel dürtüyü artırabilir.

2- Seks her zaman mükemmel değildir 
Her cinsel karşılaşmanın mükemmel olması gerektiği gerçeğini bir kenara bırakın. Bu tür bir beklenti seks yaşamınızda performans düşüklüğüne ve hatta anksiyeteye bile yol açabilir. Dünya genelinde cinsel birlikteliğin %30 ile %40'ı karşılıklı olarak tatmin edici olabilir.

3- Cinsel fantezilerle kendinizi şımartın 
Eşinizle beraber deneyim kazanmak istiyorsanız, yeni erotik filmler, erotik kitaplar size arzu bakımından değişik bir potansiyel sunabilir. Hem siz hem de eşiniz fantezileriniz hakkında birbirinizle konuşun.

4- Programlı seks
Seks, son derece spontane olmalıdır. Sadece anın ısısı ile tabii ki harika olur. Ancak, gerçekte, her şey her zaman bu şekilde olmuyor.  Bazen işlerden, sorumluluklardan fırsat kalmıyor. Bunun için zaman ayıramıyorsanız en azından bir süre programlı bir şekilde cinsel birliktelik yaşayabilirsiniz.

5- Fazla odaklanmak 
Sadece genital değil onu diğer erojen bölgeler üzerinde yoğunlaşırken, performans ve basınç artışı zevk azaltabilir. Potansiyel zevk noktalarınızı keşfetmek ve cinsel uyarılma aşırı duyarlı olan bu alanlarda daha fazla zaman geçirmek için birbirinizin vücudunu keşfedin. Hedef odaklı, zevk odaklı olun.

6- Çift olarak sosyalleşin
Diğer insanlarla birlikte bir akşam yemeği partisine gitmek ya da onları evinize çağırmak size mutlu günlerinizi yeniden hatırlatacak ve kendinizi daha genç daha enerjik hissedeceksiniz. Ve hatta hiç tanımadığınız insanlarla sohbet ederken birbirinizi kıskanabilir ve yeniden arzu duymaya başlayabilirsiniz.

7- Profesyonel yardım alın
Libido kaybı söz konusu olduğunda, Seks ve evlilik uzmanları, yararlı olabilir. Rol oynayan olabilecek herhangi bir tıbbi koşullar olup olmadığını görmek için doktorunuza danışın. Libido kaybına neden olabilecek bir anti-depresan ilaçlar, alıyorsanız, doktorunuza danışarak bırakın ya da alternatifleri konuşun.

8- İhtiyaçları hakkında konuşun 
Cinsel yaşam geliştirmek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, eşiniz ile iyi iletişim kurmaktır.

20 Haziran 2013 Perşembe

0

Hamileyken Cinsellikten Korkmayın...

Kadınların pek çoğu bebeklerine zarar vereceği endişesiyle hamilelikte cinsellikten korkar. Ancak gebelik döneminde de sağlıklı bir cinsel yaşamın söz konusu olduğunu belirten uzmanlar, "Doğru seks, düşük riski getirmez, erken doğumu da tetiklemez" diyorlar.

Gebelikteki yanlış inanışlar veya çiftlerin korkularının hamilelikte seksüel yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, "Hekim tarafından aksi söylenmedikçe gebelikte normal yaşantıdan uzaklaşmamak ve ciddi kısıtlamalara girmemek gerekir" diyor.

Cinsel İstek Azalabilir

Gebelik sırasında anne adayında yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlerden cinsel isteğin de etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, bu etkileşimin, gebeliğin bazı dönemlerinde azalırken bazı dönemlerde artış gösterebildiğini kaydediyor. Cinsel istekteki bu değişikliklerin anne adayında oldukça belirgin olduğunu anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, şu bilgileri veriyor:

Hekim tarafından aksi söylenmedikçe gebelikte normal yaşantıdan uzaklaşmamak ve ciddi kısıtlamalara girmemek gerekir

"Düşük riski veya erken doğumu tetikleyeceğine olan inanç gebelikte cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesine neden oluyor' diyor. Gebeliğe özgü kilo alma, çatlaklar, şişlikler, gebelik maskesi gibi bazı değişimler anne adayında ruhsal çöküntüye neden oluyor. Eşlerin tutumunun da bazen bu inancı tetiklediğini anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, konuyla ilgili şunları söylüyor: 'Unutulmaması gereken şey bu değişimlerin çoğunun doğum sonrası geçeceğidir. Aslında yapılan bazı çalışmalar daha önce hiç orgazm olamamış kadınları gebelikteki birlikteliklerinde orgazm olabildikleri gösterilmiştir. Bu nedenle eğer hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse gebelerin cinsel yaşamlarını yumuşak bir şekilde yaşamalarında bir sakınca yoktur."

Bu Durum Erkekleri de Etkiliyor

Baba adaylarında da durumun benzer olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, erkeklerdeki değişimi şöyle anlatıyor:

"Baba adaylarının bazılarında cinsel istek artarken, bazılarında ciddi azalma olur. Bu durum, kişinin hayata bakışıyla da paralellik gösterir. Yanlış inanışlar da bu durumu tetikleyebilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında annede görülen bulantı, kusma ve halsizlik eşte üzüntü, acıma ve strese yol açar. Bu da cinsel yaşamın ikinci plana atılmasına neden olur. Gebeliğin son üç ayında ise hem annede oluşan fiziksel değişimler, hem de ilişkinin olası bir erken doğumu tetikleme ihtimalinden dolayı erkekte, ilişkiden kaçınma duygusu uyandırır. Gebelikte erkekte beklenen şey mantıklı ve şefkatli olmasıdır. Daha önceki gebeliklerde tekrarlayan düşük, erken doğum ya da düşük öyküsü olan kişiler ise gebelik sırasında ilişki konusunda dikkatli davranmak zorundadır."

10 Haziran 2013 Pazartesi

0

Yatakta Aşk Ateşi Neden Söner?

Partneriniz son günlerde daha sık mı yatakta arkasını dönüp uyumakta?

Size karşı olan duygularında ve cinsel isteğinde azalma olmuş olabilir. İşte seks isteğin azlamasına sebep olan, aşk ateşini söndüren sebepler..


1- Size kızgın
Partneriniz size kızgınsa çoğunlukla sebebini bilirsiniz. Ufak probleminizi çözmek elinizde.. Hoşuna giden şeyleri yapıp, aranızdaki buzları eritebilirsiniz.

2- Stresli
Partneriniz yoğun ve stresli bir günün ardından rahat bir uyku çekmek isteyebilir. Siz bu durumda ona masaj yapmalısınız, sorunlarını dileyin ve anlayışlı olun. Sakinleştirici şekilde konuşun.. Sonra mı, gerisi size kalmış..

3- Bağlanmak istemiyor
Partneriniz bağlanmaktan korkan biriyse ancak sizden vazgeçemiyorsa bu dönemi birlikte atlatabilirsiniz. Onu sıkmayın, bağlılıkla ilgili şeylerden konuşmayın. Arkadaşlarınızlayken ona güvendiğinizi, ilişkinizi acele etmeden yaşamaktan yana olduğunuzu anlatın. Bu onun streslenmesini önleyecektir.

4- Yatakta kendinden emin değil..
Yatakta onunla birlikte olmaktan zevk almadığınızı hissetmesi onun kendine olan güvenini alt üst eder. Yatakta sizi baştan çıkaran, hoşunuza giden şeyleri onunla paylaşın. Bu libidosunu canlandıracaktır.

5- Ayrılmak istiyor..
Erkekler ayrılmak istiyorlarsa, önce fiziksel uzaklığı seçerler. Böyle birşeyden şüpheleniyorsanız aranızdaki ilişkide gördüğünüz eksiklikleri ve nedenlerini ona sorun. Ayrılıkla sonuçlanacağını düşünüyorsanız kendinizi buna hazırlayın ve hayatınızı yeniden planlamaya çalışın.

0

Öperken hasta etmeyin!

Dudaktan öpüşen kişiler arasında Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalıklar bulaşabilir!

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle çocuklar,
bebekler ve özlenen kişilerle karşılaşıldığında sarılma ve öpüşmede daha abartılı davranıldığını söyledi.

Bunun toplumda yaratabileceği sorunların ciddiyetinin bilinmediğini belirten Yorulmaz, "Böylesine bir sevgi gösterisinin bize veya sevdiklerimize bazen ölüme veya sakat kalmalara kadar varabilen ciddi zararlar verebileceği akıldan çıkarılmamalıdır" diye konuştu.

Kişilerin boğaz ve burun salgılarını öptüğü kişinin dudağına, yanağına veya vücudunun bir başka bölgesine bulaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, bu salgılarda ağız, boğaz, yutak, dil, bademcik, diş, diş eti, burun, sinüs hatta akciğerler gibi organlara ait hastalık mikrobu varsa öpüşmeyle kolaylıkla bu mikrobun öpülen kişiye geçebildiğini bildirdi.
Faruk Yorulmaz, infeksiyöz mononükleöz adlı yüksek ateş ve lenf bezlerinde büyümeyle seyreden hastalığın en sık öpüşme yolu ile bulaştığı için bu hastalığa "öpücük hastalığı" adı verildiğini söyledi.

Ağızda, dil veya diş etlerinde kanama varsa bu kanın dudaktan öpüşen kişiler arasında geçişiyle Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalıkların bulaşabildiğini belirten Yorulmaz, şöyle konuştu: "Bu hastalıklardan herpes virüs hastalıkları ve zatürre gibi kimileri özellikle bebeklerde öldürücü olabilmektedir. Bu tür hastalıklar dudaktan öpüşmeyle çok daha 
kolay bulaşırken diğer öpüşme türlerinde mikroplar öpülen yere bulaştırılır ve bazı dış ortamda uzun süre yaşayabilen mikroplar bu bölgelerden, varsa yara ve sıyrıklar aracılığıyla, eller yoluyla ağza veya buharlaşma yoluyla burna ve vücudun içine taşınarak hastalıklara yol açabilir."

-HASTALIKTAN KORUNMA-

Prof. Dr. Yorulmaz, bu hastalıklardan korunulması için yapılması gerekenlerin başında hasta kişilerle çok yakın olmamanın, tokalaşmanın ve öpüşmemenin geldiğini bildirdi.

Özellikle dudaktan öpüşmenin mikrop bulaştırma yönünden en tehlikeli öpüşme olduğunu kaydeden Yorulmaz, "Bu nedenle bu tür öpüşmede çok dikkatli olunmalıdır. Birbirini çok seven kişilerin birbirine zarar vermek istemeyeceklerine göre ağız, boğaz, yutak, dudak, diş, diş eti hastalıkları veya ağız içinde dudakta yara, aft gibi sorunları olanlar dudaktan öpüşmekten mutlaka kaçınmalıdır" dedi.

7 Haziran 2013 Cuma

0

Cinsel hayatın düşmanı mitler!

"Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgiler bulunuyor."

Cinsel yaşamda karşılaşılan sorunların çoğunun cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançlardan kaynaklandığını belirten Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, “Cinsel mitler olarak adlandırılan bu yanlış bilgilerin hiçbir bilimsel değeri yoktur. Her çift cinsellikle ilgili sınırlarını, normalleri ve anormalleri kendi belirler” dedi.

Yanlış bilgi olumsuz etkiliyor
Kadıoğlu, günümüzde cinsellik konusunda önemli çalışmalar ve araştırmalar olduğunu, fakat buna rağmen az sayıda insanın cinsellik hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olduğunu belirtti. “Cinsellik, insanların hemen tümünde farklı duygu ve algılara yol açar. Bazı insanlarda aşkı, sevgiyi, yakınlığı, keyif ve hazzı, bazı insanlarda ise başarısızlığı, acıyı, nefreti, kaçınmayı hatırlatır” diyor.

Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgilerin bulunduğunu da ekliyor. “Kişinin, cinsellikle ilgili doğru olduğunu düşündüğü, çoğu zaman abartılı, yanlı ve bilimsel değeri bulunmayan inanç ve yargılar cinsel mitler olarak tanımlanmaktadır. Cinsel mitler toplumda yaygın olarak kabul görmekte, kişide “gerçek” erkeğin ya da kadının nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgili bir kalıp oluşturmaktadır. Cinsel yaşamda yaşanan sorunların çoğunlukla temelinde bu yanlış bilgi ve inançlar yani cinsel mitler yatar” dedi.

Fanteziler karşılıklı olmalı
Cinsel mitlerden en kafa karıştırıcı olanlardan birinin de fanteziler olduğunun altını çizen uzman sevişme esnasında fantezi kurmanın yanlış olduğunu söylüyor ve ekliyor "Cinsel mitlerin eşler arasında tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda söylenebilecek en temel şey şudur: Kişinin aklından geçenler sevişme konsantrasyonunu bozmuyorsa ve paylaşılmak istenilen fantezi cinsel eşe de çekici geliyorsa ve onaylanıyorsa bir sorun yoktur.

Ancak bir kişinin kurduğu fanteziye diğeri istemeye istemeye eşlik ediyorsa ve zorlanıyorsa burada bir sorun vardır. Yani cinsellik esnasında kullanılacak fanteziyi, normalleri ve anormalleri çiftler belirler çift tarafından uygun görülen her fantezi kullanılabilir."

Yaygın cinsel mitler
“Cinsel mitler yanlış bilgi kaynaklarıdır, bu yanlışlara doğruymuş gibi inanıldığında cinsel sorunlar ortaya çıkar” diyen Kadıoğlu, en yaygın cinsel mitlerden bazılarını şöyle sıraladı:

*Erkek ve kadının cinsel ilgileri ve sorumlulukları temel olarak farklıdır. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
*Bir çift için, "aynı anda orgazm" gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır.
*Eşler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
*Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle bitmelidir.
*Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir.

28 Mayıs 2013 Salı

0

Kadınları Tahrik Eden 8 Şey

Karşınızdaki kadını tahrik etmek her zaman kolay olmayabilir. İşte kadınları tahrik eden 8 şey...

Saçlarınıza Dokunması

Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda.
Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.
Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.

Elini Bacağınıza Koyması

Neden işe yarar?: "İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur" diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.
Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!

Uzun Bir Koşu Sonrası Nefes Nefese Kalmak

Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.
Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.

Hiç Tanımadığınız Bir Adamla Göz Göze Gelmek

Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.
Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.

Jean Pantolon Giymesi

Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar "Burada biyolojinin de etkisini unutmayın" diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki! 
Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.

Sabun Gibi Kokması

Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor. 
Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.

Bir Köpük Banyosunda Uzanmak

Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.
Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.

Omzunuzu Öpmesi

Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir. 
Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Cosmotürk'ün haberine göre, bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!

21 Mayıs 2013 Salı

0

Cinsel Yaşamı Yok Eden Faktörler

Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları...

İltihap ve Tahriş

Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vajinal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).

Ağrılı Cinsel İlişki

Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.

Bulaşıcı Hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.

Kullanılan İlaçlar

Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu

Psikolojik Faktörler

Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor. Depresif, üzgün ruh hali, uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak, normalden daha çok ya da az yemek yemek, aşırı kilo ya da aşırı zayıflık bunlar arasında yer alıyor. Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.

17 Mayıs 2013 Cuma

0

Doğumdan Sonra 'Seks İsteği' 3 Ayda Geliyor...

Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Seks isteği, 12’ci haftadan sonra eski haline döner. 

Emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajende kuruluklara yol açabilir. Bu kuruluğa karşı rahatlatıcı bir önlem olarak gliserin kullanılabilir.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınların doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendilerini hazır hissettiklerinde başlamasının hem kendileri hem de eşleri için olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi.

Çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) çok önemli. Prof. Dr. Ünlü, doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmanın doğru olmadığını belirtiyor. Genel olarak vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkileniyor. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalıyor. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek gerekiyor. Bu sayede iltihaplı hastalıklardan korunmak mümkün olabiliyor.

Emzirirken Nasıl Korunmalısınız?

Emzirme döneminde korunma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cihat Ünlü, ister sezaryen, ister normal olsun; doğumlardan sonra vücudun toparlanması için en az bir yıl süre ile yeni bir gebelik önermediklerini söylüyor. Çünkü ancak bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabiliyor. Prof. Ünlü, emzirme sırasındaki korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor:

• Bebeğinizi emzirmeniz, doğumunuz sonrası 3 aya kadar hamilelikten korunmanızı sağlar. Bu süre sonunda da koruyuculuğu azalarak devam eder, çünkü "ovulasyon (yumurtlama)" genellikle üçüncü aydan sonra başlar. Beş ve altıncı aylardan sonra normal periyoduna döner.
• Spirali doğumdan sonraki ilk adet kanamanızdan sonra takılabilirsiniz. Eşinizin prezervatif kullanması da, doğru şekilde kullanıldığı zaman koruma sağlar.
• Spiral ve prezervatif yöntemlerini kullanamayan kişilere "üç aylık depo progestinler" yapılabilir. Sütünüze zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
• Üçüncü ayınızdan sonra uzun etkili, cilt altı implantlarını (progesteron içeren) kullanmanız da alternatif bir yöntemdir.
• Klasik doğum kontrol hapları hem östrojen hem de progestinleri içerir. Emzirme döneminizde doğum kontrol hapları kullanmanızı önermiyoruz.
• Doğumunuz sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemiyorsanız ve 35 yaşın üzerindeyseniz "tüplerin bağlaması (ligasyon)" işlemi yaptırabilirsiniz.
• Tüp ligasyonu işlemi ise, sezaryenle doğumunuz gerçekleşirken, önceden işlem için rızalarınızı alınarak, ameliyatınız sırasında yapılabiliyor. Tüplerin bağlanması durumunda, geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için bebek istememe konusunda kesin kararlı olmalısınız.
• Diğer doğum kontrol yöntemleri; cervical cap, vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.

Kadınların Seksteki En Hassas Bölgeleri...

İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da başka bir deyişle cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildir. Erkeklerde de, kadınlarda da az ya da çok uyarılabilecek nitelikteki en büyük organ tüm gövdeyi kaplayan deridir. Kadınlar okşanmaktan, masaj yapılmasından çok hoşlanırlar. Bu hassasiyet, özellikle sevişmenin ilerleyen anlarında orgazma katkıda bulunabilecek düzeyde olabilir.

Klitoris: Kadında klitoris, erkekteki penisin karşılığıdır. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya oldukça duyarlıdır.
Büyük dudaklar (Labia Majora): Erkeğin testis torbalarını andırır. Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz.
Küçük dudaklar (Labia Minora): Küçük dudakların iç bölümleri, dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.
Vajina: Cinsel ilişkide, her iki taraf içinde en duyarlı bölgelerindendir.
Göğüsler: Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar. Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır.
Ağız: Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümleri, en az cinsel organlardaki kadar cinsel duyu bulunmaktadır.
Bacaklar: Bacakların iç bölümleri, cinsel uyarıya karşı keskin bir tepki gösterirler.
Diğer hassas bölgeler: Gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altları, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir.

Doğumdan Sonra Sekste Yavaş Hareket Edin

Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Y. Özay Özdemir ise, doğumdan sonra sekste dikkat edilecek konular hakkında şu önerilerde bulundu:

• Doğum sonrasında, bedeninizde ortaya çıkan değişimler konusunda eşinizi de bilgilendirin. Özellikle ilk üç ay vajinal mukoza (vajina içi derisi) daha ince ve hassastır, vajinal ıslanma, doğum öncesine göre daha az olabilir.
• Cinsel birliktelik sırasında vajinal ıslanma ve vajinal açılma, doğum öncesine göre daha uzun sürede gerçekleşebilir.
• Cinsel birleşme odaklı, kısa süreli cinsel ilişkiden kaçının. Birleşme öncesi cinsel oyunlar için daha uzun zaman ayırmaya gayret edin. Özellikle doğum sonrası ilk üç ay, bedensel duyumlara odaklanan, sıralı sevişme uygulamaları yapın.
• Birbirinize, sırayla (önce bedenin arka yüzü sonra ön yüz) dokunma çalışmaları yapın. Önce yalnız cinsel organlar dışında kalan kısımlar, daha sonra cinsel organların da dahil olduğu tüm bedene dokunuşlar uygularken hemen cinsel doyuma ulaşmayı hedeflemeyin.
• Cinsel birleşme için sizin de aktif olabileceğiniz pozisyonları tercih edin ve cinsel ilişkiyi siz yönetin. Cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek konusunda yoğun endişe duyuyorsanız, birleşme girişimi sırasında acı hissi ve ağrı duyumsarsanız, ilişkiyi sürdürmekte ısrarcı olmayın.
• Doğum sonrası, yine özellikle üçüncü aya dek, cinsel doyum (orgazm) sırasında gerçekleşen kontraksiyonlar (cinsel bölge etrafında hissedilen kas kasılıp gevşemeleri) daha az sayıda ve daha az yoğunlukta olabilir.
• Eşler (erkekler) de doğum sonrası süreçte karmaşık duygular içinde olabilirler. Bir yanda “bir ebeveyn olmanın” yaşattığı duygular, diğer yanda gebelik ve doğum nedeniyle çeşitli değişimler yaşamakta olan eşin durumu arasında bocalayan kocalar. Tüm bu yaşananların etkisiyle onların da cinsel tepkilerinde değişiklikler olabilir. Cinsel açıdan uyarılmakta veya o zamana dek bir sorun yokken boşalmayı (ejakülasyon) kontrol etmekte zorlanabilirler.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

0

Cinsel hayatın düşmanı mitler!

"Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgiler bulunuyor."

Cinsel yaşamda karşılaşılan sorunların çoğunun cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançlardan kaynaklandığını belirten Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, “Cinsel mitler olarak adlandırılan bu yanlış bilgilerin hiçbir bilimsel değeri yoktur. Her çift cinsellikle ilgili sınırlarını, normalleri ve anormalleri kendi belirler” dedi.

Yanlış bilgi olumsuz etkiliyor
Kadıoğlu, günümüzde cinsellik konusunda önemli çalışmalar ve araştırmalar olduğunu, fakat buna rağmen az sayıda insanın cinsellik hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olduğunu belirtti. “Cinsellik, insanların hemen tümünde farklı duygu ve algılara yol açar. Bazı insanlarda aşkı, sevgiyi, yakınlığı, keyif ve hazzı, bazı insanlarda ise başarısızlığı, acıyı, nefreti, kaçınmayı hatırlatır” diyor.

Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgilerin bulunduğunu da ekliyor. “Kişinin, cinsellikle ilgili doğru olduğunu düşündüğü, çoğu zaman abartılı, yanlı ve bilimsel değeri bulunmayan inanç ve yargılar cinsel mitler olarak tanımlanmaktadır. Cinsel mitler toplumda yaygın olarak kabul görmekte, kişide “gerçek” erkeğin ya da kadının nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgili bir kalıp oluşturmaktadır. Cinsel yaşamda yaşanan sorunların çoğunlukla temelinde bu yanlış bilgi ve inançlar yani cinsel mitler yatar” dedi.

Fanteziler karşılıklı olmalı
Cinsel mitlerden en kafa karıştırıcı olanlardan birinin de fanteziler olduğunun altını çizen uzman sevişme esnasında fantezi kurmanın yanlış olduğunu söylüyor ve ekliyor "Cinsel mitlerin eşler arasında tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda söylenebilecek en temel şey şudur: Kişinin aklından geçenler sevişme konsantrasyonunu bozmuyorsa ve paylaşılmak istenilen fantezi cinsel eşe de çekici geliyorsa ve onaylanıyorsa bir sorun yoktur.

Ancak bir kişinin kurduğu fanteziye diğeri istemeye istemeye eşlik ediyorsa ve zorlanıyorsa burada bir sorun vardır. Yani cinsellik esnasında kullanılacak fanteziyi, normalleri ve anormalleri çiftler belirler çift tarafından uygun görülen her fantezi kullanılabilir."

Yaygın cinsel mitler
“Cinsel mitler yanlış bilgi kaynaklarıdır, bu yanlışlara doğruymuş gibi inanıldığında cinsel sorunlar ortaya çıkar” diyen Kadıoğlu, en yaygın cinsel mitlerden bazılarını şöyle sıraladı:

*Erkek ve kadının cinsel ilgileri ve sorumlulukları temel olarak farklıdır. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
*Bir çift için, "aynı anda orgazm" gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır.
*Eşler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
*Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle bitmelidir.
*Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir.
back to top