1 Şubat 2013 Cuma

0

Ben hallederim...

Tamirci çağırmak gerer insanı. Çünkü tamirciler, çocukken evde bozulan her elektronik alet karşısında “sen mi oynadın len bununla?” diye kükreyen baba edasıyla insana kendini suçlu hissettirirler!.. 

“Nasıl bozdunuz bunu?.. Zıttırı vıttırısıyla oynamışsınız bunun!.. Uhuu uuu, komple değişmesi lazım!.. Motorunu yakmışsınız! masraftan kaçarsanız böyle olur...” Klozetin başına çökmüş, suratınıza “Nassıl becerdiniz bunu beah?!” diyen gözlerle bakan tesisatçıya “çocuklar ne attıysa artık, yaramazlar... keh, keh, o kadar da porçöz attık, kusura bakmayın...” demek ömürden ömür götürür... Zaten genelde de, ‘yahu iki vida sıkamayacak mıyım, yaparım ben onu, ne gerek var bir sürü para vermeye şimdi’ zihniyeti hakimdir.

Kendi işini ‘kendi’ halletmeyi seven Türk insanının pratik zekâsı ve ‘ver oradan iki tornavida bir pense, portakal sandığından bilgisayar yapayım!’ özgüveni kendi tamir tekniklerini geliştirmesine yol açmıştır... İlk akla gelen tamir tekniği, üflemektir. Çok eskilerden gelen bir huydur. Tokatlamadan bir önceki evredir. Kaynağı okuyup üflemek midir bilinmez ama işe yaramaktadır. Aletin parçaları sökülür... üflenir... takılır...

Tüm parçaları söküp tekrar takmak bilgisayar, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge her alette işe yarar. Muhakkak parça artar, onlar da etrafa saçılır, bakıp bakıp ‘onlarsız da çalıştırabildim’ diye sevinilir, hava atılır.

Yirmi birici yüzyılda dahi popülerliğini yitirmeyen diğer bir tamir yöntemi; temassızlığı aleti tokatlayarak gidermektir. Karıncalı gösteren televizyonun tokatlanmasıyla başlamıştır. Alet edevatın aklı başına gelir, toparlanır düzelir. Yeşilçam filmlerinde de ilişkiyi tamir etmede kullanılan yöntemdir. “Seviyorum huleyn seni! Şrakkk!”

Kapatıp açmak. Elimizdeki en iyi tamir yöntemlerinden bir tanesidir kapatıp açmak, ya da bir süre kendi haline bırakmak ve daha sonra tekrar denemek...

Çalışmayan uzaktan kumandayı önce hafiften silkelemek, olmadıysa dize tıklatmak, olmuyorsa, pil ve pil yuvası kurcalamak, hâlâ olmadıysa diğer elin desteği ile şiddetli vuruşlarla kumanda dağılana kadar uğraşmak.

Anahtar dürtmek. Her derde devadır anahtar. Parça sıkışmış; anahtar, televizyonun düğmesi bozulmuş; anahtar, bankamatik kartı yuttu; aha sana anahtar...

Televizyona çatal, kaşık, bıçakla anten yapmak. Arabanın kopan motor kayışını kadın çorabıyla bağlamak... Laçkalaşmış pil kapağını, paket lastiğiyle tutturmak. Topallayan eşyanın ayakları altına gazete kağıdı sıkıştırmak. Ve... Ağızda sigara ile tüpün havasını almak. Bambaşka olmak, pırıl pırıl kalmak!..

* Halime Gürbüz 

© Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.

0

Yürüyüş tansiyonu düşürüyor!

Hipertansiyon başta kalp damar sistemi olmak üzere pek çok organımızda ciddi hasarlar oluşturabiliyor.

Ancak yaşam alışkanlıklarınızda alacağınız basit önlemlerle kan basıncınızın kontrol altında olmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin 30 dakika tempolu yürüyüş yapmak gibi!

Yaşam tarzı açısından geçiş döneminde olan ülkemizde başta tuz tüketimindeki artış olmak üzere beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareket düzeyinin azalması ve obezite sıklığının artması nedeniyle hipertansiyon görülme oranı giderek artıyor. Öyle ki 2008 yılı verilerine göre; ülkemizde yaşayan erişkin nüfusun yüzde 31,8’i hipertansiyon hastası. Üstelik ülkemizde her 4 ölümden biri, hipertansiyon nedeniyle gerçekleşiyor. Uzun süre devam eden kontrolsüz hipertansiyon kalp damar sistemi, beyin, böbrek ve gözlerde ciddi hasarlar oluşturabiliyor, hatta ölüme bile yol açabiliyor. Bu iç karartan tablo canınızı sıkmasın, çünkü yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız basit düzenlemelerle hafif düzeydeki hipertansiyonu kontrol altına alabilir veya ilaç kullanıyorsanız kan basıncının daha iyi düşmesini sağlayabilirsiniz.

1. Düzenli egzersiz yapın: Haftada 5 gün en az 30 dakika, örneğin orta tempolu yürüyüş gibi, orta tempolu aerobik egzersiz yapın. Eğer egzersiz süresini 1 saate çıkartabilir ve şiddetini artırabilirseniz (hızlı tempolu yürüyüş veya koşmaca gibi) sporu haftada 3 gün yapmanız yeterli olacaktır. İnsan vücudunun biyoritmi açısından en iyi egzersiz saatlerinin öğle-akşamüzeri olduğu düşünülmekle birlikte, bulabildiğiniz her fırsatta egzersiz yapmanız önemli. Siz yeter ki buna zaman ayırın. Yine yemekten sonraki ilk 1,5 saat içerisinde yoğun sindirim faaliyetleri nedeniyle yoğun egzersiz önerilmiyor.

2. İdeal kilonuza ulaşın: Fazla kilolarınızı vermeniz kan basıncınızı düşüreceği gibi sizi diyabet ve kalp hastalıkları riskinden de koruyacaktır. 5–10 kilo kaybı bile kan basıncında anlamlı düşüş yapabiliyor. Çalışmalar kısa vadede kan basıncını düşüren en etkili önlemin kilo kaybı olduğunu, tuz kısıtlaması ve egzersizin etkisinin ise orta uzun vadede ortaya çıktığını gösteriyor.

3. Sağlıklı beslenin: Özellikle hayvansal yağlardan fakir, karbonhidratı azaltılmış, proteinden zengin ve bol sebze ile meyveden oluşan bir beslenme türünü tercih edin. Şeker ilave edilmiş gıdalardan ve içeceklerden de kaçının. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, günlük tuz tüketimini günde 6 gramla sınırlandırmak olmalı.

4. Sigara içiyorsanız bırakın: Yapılan araştırmalara göre; sigara içimi sırasında ve sonrasında kan basıncı yükseliyor. Unutmayın ki sigara aynı zamanda kalp damar hastalıklarına da yol açan önemli etkenlerden biri.

5. Alkol miktarını sınırlayın: Düzenli ve daha yüksek miktarlarda alınan alkol tansiyonu yükseltmenin yanı sıra, diyabet, kalp damar hastalıkları, karaciğer sirozu ve kanser gelişim riskini de artırıyor. Şarap ve benzeri içkiler için günlük miktar erkekseniz 2 kadehi, kadınsanız 1 kadehi geçmemeli.

6. Stresin esiri olmayın: Stres yeme bozukluklarını tetikliyor, sigara ve alkol kullanımına olan eğilimi artırıyor, hareket düzeyini azaltabiliyor böylece kan basıncı yüksekliğine eğilimi artırabiliyor. Eğer stresin olumsuz etkilerinden korunamıyorsanız sağlık profesyonellerinden, örneğin psikologlardan yardım isteyebilirsiniz.

İlaç tedavisine ne zaman başvurulmalı?
Eğer ilk ölçümlerde kan basıncınız 160/100 mmHg’nın üzerinde ise ve bu şekilde devam ediyorsa muhtemelen doktorunuz tıbbi durumunuza uygun bir ilacı size reçete edecektir.

Yine başlangıçta ilaç tedavisi gerekli görülmemiş, ancak yaşam tarzı değişikliklerinize rağmen tansiyonunuz 140/90 mmHg’nın üzerinde seyrediyorsa, uzun dönemde oluşabilecek komplikasyonları engellemek için doktorunuz ilaç tedavisine başlar.

Özellikle son yıllarda kullanıma giren ve sayıları giderek artan modern tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyelleri oldukça düşük olup, ilaçların seçimi eşlik eden tanılara göre değişebiliyor.

İlaç kullanımında önemli olan nokta, doktorunuzun sizin için seçtiği ilacı saatinde aksatmadan kullanmanız.

Yine ilacın etkinliğini değerlendirebilmek için büyük olasılıkla doktorunuz kan basıncınızı takip etmeye ve sonuçları kaydetmeye devam etmenizi isteyecektir.

Kaynak: HT Hayat

0

Mango İlkbahar/Yaz Kataloğu

    Dünyaca ünlü hazır giyim markası Mango' nun 2013 İlkbahar/Yaz katoloğu yayınlandı. Mango' nun koleksiyonunda yaz trendlerine uygun olarak; çizgiler, desenler, renkler, siyah-beyaz matchler, colorblocklar, denimler... ön planda tutulmuş. Malumunuz, markanın birkaç sezondur yüzü olan Kate Moss yerini bu yıl Miranda Kerr'e bıraktı. Her ikiside çok başarılı bulduğum iki isim ancak, Miranda'yı daha bir sevdim sanki:) İşte katologdan görüntüler.




    Koleksiyonun günlük looklarında, desenli pantolar ve şortlar, blazer ceketler, renkli pantolon, şort ve ceketler dikkat çekiyor.




    Gece elbiseleri koleksiyonunda ise, siyah ve pembeler üzerine yoğunlaşılmış. İpek ve payetli elbiseler de oldukça dikkat çekiyor.


    Birkaç sezondur hayatımızda olan denimlerin bir arada kullanılması trendine  katologda fazlasıyla yer verilmiş.


    Bahar aylarının vazgeçilmez parçası deri ceketler de siyah ve kahve tonlarında karşımıza çıkıyor.


    Gece dışarı çıkarken siyah ve beyazın eşsiz uyumundan yararlanmak her zaman iyidir demiş Mango:)


    İş kadınları için de, etek-ceket takımlar, kalem etekler ve  pantolonlar net renklerle karşımıza çıkıyor.



    Vazgeçilmez aksesuarlarımız çanta koleksiyonunda ise, deri totelar ,postacı çantaları ve clutchlar renk renk karşımıza çıkıyor.

    Resimler: mango.com.tr
   Ülkemizde oldukça geniş bir kitleye hitap eden Mango koleksiyonunda, sezon trendlerine fazlasıyla yer vermiş. Ben özellikle çizgili parçaları denemek için sabırsızlanıyorum:) Sizin favoriniz hangisi?:)

0

Bedük'ten Parti gibi Klip

Bedük yeni albümü Overload'un ilk klibini hareketli şarkısı Beatfreak için çekti. Adı gibi hareketli görüntülerden oluşan klip yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi topladı.

Her şarkısıyla kendi alanında ilklerin öncüsü olan elektronik dans müziğinin Türkiye'deki en özgün temsilcisi Bedük, yeni albümünün ilk klibini BeatFreak isimli şarkısına çekti. Klibin yönetmenliğini çektiği parti ve gece hayatı fotoğraflarıyla ünü kulaktan kulağa yayılan Tchane Okuyan üstlendi.


Üç günde pek çok farklı mekanda çekilen klipteki görüntülerin bir kısmı Bedük'ün geçtiğimiz haftalarda İndigo'da gerçekleştirilen konserinden alındı. Konserde spontane bir şekilde izleyicilere "hadi klip çekiyoruz" diyip kendini seyircilerin arasına atan Bedük, hayranlarıyla birlikte eğlenceli görüntülere imza attı.

Beatfreak şarkısının adına yakışan video klibindeki diğer görüntüler ise Türkiye'nin en iyi dansçı ve koreograflarından Uğur Yıldıran'ın sahibi olduğu Hasköy'deki Acaip İşler Müdürlüğü'nde çekildi. Bedük, şarkı söylediği bölümlerde de lazerle özel ışık tasarımının kullanıldığı klibi için "Klip tam anlamıyla şarkıyı izleyicilere aksettirmek ve benim konserime geldiklerinde yaşayacakları eğlenceyi birebir yansıtabilmek için tasarlandı. Biz çekimlerde çok eğlendik, umarım seyredenler de eğlenirler" dedi.

Konserleri:
7 Mart Ankara Jolly Joker Ankara
9 Mart Kayseri Hilton Otel
22 Mart Konya Rixos Otel

http://www.biletix.com/etkinlik-grup/47511461/TURKIYE/tr

www.facebook.com/beduk
www.twitter.com/beduk
http://instagram.com/beduk
https://soundcloud.com/beduk

Bir bumads advertorial içeriğidir.
0

Koton Murphy'ye Karşı

Koton'u niye severim...

Şimdilerde olduğu gibi ne moda üzerine master yapmışım, ne de blog yazıyorum. Üstüme başıma, hatta başkalarının üstüne başına yine çok meraklıyım ama. Siemens'te kurumsal kıyafetlerimle işimin başındayım. Süslü püslü, renkli bir İnsan Kaynakçıyım. Zaman zaman İnsan Kaymakları, zaman zaman İnsan Manyakları diye espiriler yapılan, oradan oraya koşturduğum güzel ofis günlerimdeyim.

Her zaman da takım elbise giymiyorum. Ama o gün bir ekstra rahat gelmişim. Bir açıyorum outlook ajandamı, sürpriiiizzzz: Toplantı. Resmen jean giymekten halliceyim. Dahası CEO ve CFO'nun da katılacağı bir toplantı hep o rahat giyindiğiniz gününüze denk gelmez mi? Hep öyle olmaz mı?
Sürpriiiizzzz! Toplantı :o

Sevgili Murphy Yasaları, arayı açabilirsin oysa, seni hiç özlemiyorum...

Evet, Murphy yine mesai yapıyor. Bu toplantılarda malum erkekler garson (siyah takım elbise-beyaz gömlek), kadınlar resepsiyon görevlisi (etek-ceket-fular) gibi olur. Bense Bebek'te kızlarla akşamüstü kahvesi stilindeyim. Toplantı öğleden sonra. A planı: Ofisten eve gitmeliyim. Taksiye bin, giyin, geri gel. Sadece taksi git gel 65 TL tutuyor (ta o zaman). Bir de zaman maliyeti var ki çok riskli, trafik patlasa toplantıya gecikebilirim. Kesinlikle B planı: Bölümden iki kız arkadaşımla şirkete 10 dakika uzaklıktaki alışveriş merkezine gidiyorum.


İşte kurtarıcı oradan bana bakıyor! Koton. Koşar adım içeriye dalıyorum. Satış görevlisine derdimi ve tarzımı bir çırpıda anlatıyorum. Bana 2-3 takım elbise gösteriyor. Lacivert, üzerinde incecik çizgileri olan bir etek ceket takım alıyorum. Ceketi tam istediğim gibi. Bu ceketi hedeflesem, arasam bulamam! Kısa, dar ve modern kesimli. Etek dizin hafif üstü. İçine de yalın ama şık bir gömlek. Hepsini alıyorum, ve hatta orada giyip çıkıyorum. Tüm bu süreç tam 15 dakika sürüyor. Koton seni seviyorum.



Ofise giriyorum ve komplimanlarımı topluyorum. 

Ve mutlu son...

CEO, CFO'nun katıldığı toplantı diyecek olursanız. Tek kelime konuşmam gerekmiyor. Çok da kalabalık bir toplantı çıkıyor üstelik. Ama eski kıyafetimle gitsem kesin ayağa kalkıp bir tur atmam gerekirdi. Murphy beni rahat bırakmazdı, mümkün değil. Ama Koton ile birlik olup Murphy'yi şutluyorum ve lacivert Koton takımımla zen bir toplantı geçiriyorum.
0

ANNE HELVASI

 Malzemeler:
* 3 su bardağı beyaz un
* 1 çay bardağı zeytinyağı
* 1-2 yemek kaşığı tereyağ
* 1 küçük kase dövülmüş ceviz

Şerbeti İçin:
* 3 su bardağı toz şeker
* 4,5 su (şeker yerine bal kullanılabilir)
* 1/2 limon

Yapılışı: Geniş bir tencerede zeytinyağı ve tereyağını ısıtın, unu ilave edin rengi değişene kadar 30 dakika kavurun,cevizleri ilave edin, başka bir tencerede su ve şekeri iyice kaynatın,1 veya 1,5 saat kaynatın son yarı m saatte  yakın limonu  içine atın , şerbeti soğumaya bırakmadan limonu içinden çıkarın, her iki malzeme soğuduktan sonra karıştırın ve ellerinizle yoğurun ve tabaklara basın üzerine şekil yapın ve servis yapın..
Afiyet Şeker Olsun..

NOT:
* Sevgili arkadaşım Ferdi Seymen'in annesinin tarifidir.
* Buradan arkadaşıma ve sevgili annesine teşekkür ederim..
* Çok lezzetli ve değişik bir helvadır.
* İçine ceviz yerine fındıkta koyabilirsiniz.
* Yağını bu ölçüye göre koymalısınız.
* Şekeri azaltabilirsiniz.
* Un iyice esmerleşmelidir.
* En önemli özelliği malzemelerin soğuk olması ve elle yoğrulmasıdır.


SADECE TAŞLA DUVAR ÖRÜLMEZ.
0

Pratik Saç Modeli:At Kuyruğu

At kuyruğu pratik bir model olsa da burada bahsettiğim evdeki gri eşofman rahatlığımızdaki at kuyruğu değil tabiiki.En azından biraz özenerek yapılan modellerden bahsediyorum.

Şimdi doğruya doğru, istediğiniz kadar özenerek yapın bu model herkese yakışmaz.Çirkin olan yapmasın demiyorum,hobi olarak yine yapsın ama bizimde göz zevkimizi düşünsün değil mi?Şöyleki; bu model bütün yüzünüzü kabak gibi ortaya çıkaracağından yüz hatlarınıza güvenmeniz lazım.Güvenmiyor ama yine de bu saçda ısrar ediyorsanız,yanlardan sağdan soldan tutamlarla yüzünüzü çevreleyebilirsiniz.

back to top