2 Şubat 2013 Cumartesi

0

KOLAY BÖREK

 Malzemeler:
* 6 adet hazır yufka

İçinin Sosu:
* 1 büyük çay bardağı beyaz un
* 1 büyük çay bardağı su
* 1 büyük çay bardağı sıvı yağ veya zeytinyağı
* Biraz tuz
* 1 çay kaşığı dolusu karbonat

İç Malzemesi:
* 1 büyük kase rendelenmiş beyaz peynir
* 1/2 demet incecik kıyılmış maydanoz

Üzerine Sürmek için:
* 1 küçük fincan sıvı yağ veya zeytinyağı
Yapılışı: Öncelikle Maydanozu ve peyniri bir kasede karıştırın, içine sürmek için iç malzemenin tamamını bir kasede karıştırın, yufkanın birini yayın iç malzeme sosundan alın iyice yufkanın üzerine sürün diğer yufkayı üzerine örtün, yufkayı sigara böreği saracak gibi 8 veya 10 eşit üçgen şeklinde kesin, her üçgenin tam başına
peynirli harçtan bir miktar koyun sigara böreği gibi sarın, bütün yufkaları aynı şekilde sarın,üzerine yağ sürün ve 180 derecede ıstılmış fırında üzeri kızarana da kadar pişirin. Sıcak sıcak servis yapın.
Afiyet Şeker Olsun..


NOT:
* Çıtır çıtır çok lezzetli bir börektir.
* İçine istediğiniz malzemeyi tercih edebilirsiniz.
* Kıymalı, patatesli, ıspanaklı, patlıcanlı gibi.
* Yufkanın bir tanesi ile ikiye katlayarak çalışırsanız daha kolay olur.
* İsterseniz yufkaları sarıp difrize koyup sonra kullanabilirsiniz.,
* İsteyen ikinci kat yufkaya da biraz sos dökebilirsiniz.
* Böreklerin büyüklüklerini kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
* Ölçüleri 1 su bardağı olarak kullanabilirsiniz.
* 1 su bardağı kullanırsanız yetip yetmemesi konusunda endişeniz olmaz.



KURT SADECE TÜYÜNÜ DEĞİŞTİRİR, HUYUNU DEĞİŞTİRMEZ.

1 Şubat 2013 Cuma

0

Haifa Wehbe & Zuhair Murad: Style Evolution

Since the beginning of Mr. Murad's fashion career, Haifa has worn countless pieces from his collections. To this day, you can catch Haifa donning one or several of his gowns for her various concerts and appearances. The careers of both Zuhair Murad and Haifa have flourished around the same time and both continue to adapt to the ever-changing world of fashion. Here are some of the pieces from Murad's 2003-2005 fashion era:













0

Yalnızlık da bulaşıcı çıktı

ABD'de yapılan bir araştırmaya göre yalnızlık hissinin şişmanlık, sigara tiryakiliği ve mutluluk gibi bulaşıcı.

Chicago Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan çalışma, yalnızlık hissinin tıpkı aşırı şişmanlık (obezite), sigara tiryakiliği ve mutluluk gibi, sosyal ağlar aracılığıyla bulaşabileceğini ortaya koydu.

Yalnız insanların yalnızlıklarını, içinde bulundukları sosyal ağa duydukları güvensizliği diğer grup üyelerine de yansıtmak yoluyla bulaştırdıkları kaydedildi.

Çalışmayı kaleme alanlardan Nicholas Christakis, "Kişiler, yalnızlıklarını sosyal ağları içinde bulaştırabilir ve sonra grupla ilişkisini kesebilir" diye konuştu.

Araştırma için, Massachusetts eyaletinde 60 yıldan fazla süredir devam eden ve binlerce kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığı ile alışkanlıkları ve beslenme şeklinin kayıt altına alındığı bir sağlık araştırmasının verilerini inceleyen uzmanlar, yalnız insanların, yalnızlık hislerini arkadaşlarına ve komşularına bulaştırdığı, ardından sosyal ağların dış sınırına doğru hareket etme eğiliminde olduğu sonucuna ulaştı.

Yalnızlığın, dünyanın düşmanca bir yer olduğu hissiyle başlayabileceği, ardından kişinin kendi ürettiği bu düşünceye inanmaya başlayabileceği kaydedilen çalışmada, yalnızlığın kişileri sosyal tehditlere karşı duyarlı hale getirdiği ve kişinin kendini korumaya yönelik tavırlar geliştirdiği, ancak ironik olarak bu tavırların kişinin kendisine zarar verdiği belirtildi. Çevresine ilgisini kaybeden kişinin, zamanla sosyal ağından çıktığı ve etrafına daha az güvenmeye başladığı ifade edildi.

Uzmanlar, yalnızlığın aile bireylerinden çok arkadaşlardan bulaştığına, özellikle kadınlar ve 1,5 kilometrelik alan içindeki komşular arasında daha çok bulaşıcı olduğuna dikkati çekti. Araştırmaya göre, yalnızlık da tıpkı aşırı kilo, sigara içmek ve mutluluk gibi üç ayrı derecede bulaşıyor: Yalnız bir insanın arkadaşına yalnızlık bulaştırma oranı yüzde 40 ila 65'ken, bir arkadaşın yalnız bir arkadaşından yalnızlık kapma ihtimali yüzde 14 ile 36 arasında kalıyor. Üçüncü dereceden bir arkadaş söz konusu olduğunda ise yüzdeler 6 ila 26'ya düşüyor.

Uzmanlar, kendini yalnız hissetmenin insanın hiç arkadaşı olmayacağı anlamına gelmediğinin, ancak bu arkadaşların kişi için tatmin edici olmadığının altını çiziyor.

Yalnızlığın alzheimer ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten uzmanlar, sosyal ağlarından çıkan kişilerle yeniden bağ kurmanın hayati önem taşıyacağını da vurguluyor.

Chicago Üniversitesinden John Cacioppo ve James Fowler ile birlikte, alışkanlıklar ve duyguların sosyal ağlar üzerindeki etkileri üzerinde çalışmalar yürüten Christakis, daha önce aşırı şişmanlık (obezite), sigara içmek ve mutluluğun da bulaşıcı olduğunu ortaya koymuştu.

Araştırma, Kişilik ve Sosyal Psikoloji dergisinin aralık sayısında yayımlandı.

0

Makyaj çantamda ne var?


Merhabalar!
"Çantamda ne var" yazısından sonra biraz ayrıntılara girip "Makyaj çantamda ne var" yazısını yazıyorum. Bu yazıdan sonra ojelerle ilgili bir yazı gelecek. Çok yazı biriktiğimi söylemiştim :)

Makyaj çantamı, Antalya'da okurken canım arkadaşım Ceysu hediye etti. Yıllardır anısı olduğu için kullanıyorum. Bir çok makyaj çantam var fakat çantamın içinde, en yakınımdaki bu;

Ayrıntı çekip sizi fotoğraflarla boğmak istemedim, toptan bir çekim yaptım.

Çantamda ağırlık olmasın diye, alabileceklerimin en azını yanıma alıyorum.


1. Flormar dudak kalemi; numarası 229. Ten rengi, açık pembe gibi koyu olmayan rujlarımı kullanırken dudak çevresine hafifçe sürüyorum. Ruju sabitlemek için kolaylık sağlıyor. Bazıları dudak kalemini tüm dudağına sürüp mat ruj gibi de kullanıyor. Bende bunun için koyu bir renk beğendim. Onu da uygulayınca buradan size iletirim.

2. Flormar Matte Terracotta Eye Shadow; numarası M110. Flormar'ın en büyük özelliği de göz farlarının allık olarak da kullanılabilmesi. Bu ürünü daha çok allık olarak kullandım. Son zamanlarda yüzüme kontürleme yaparke kullanıyorum. Terracotta olması da uzun süre kullanmanız için ideal.

3. Flormar ruj; bununla ilgili bir yazı yazacağım, ayrıntıları orada görebilirsiniz.

4. Teyzemin bana hediye ettiği en güzel hediyelerden galiba. Göz farı. Yanımdan hiç ayırmadığımı kırılan kapağından anlayabilirsiniz. Markası ne hiç bilmiyorum ama renkleri çok güzel. Bir ömür geçirebilirim.

5. Avon allık fırçası; Avon'dan aldığım en mantıklı şey her halde. Zaten diğerleri benden uzak dursun. Avon'un ürünlerine bi antipatikliğim var. Ama bu allık fırçası sapsız olduğu için yer kaplamıyor da. Bu yüzden seviyorum.

6. New Well Terracotta Allık; numarası 02. Balıkesir'de İrem Kozmetik diye bir yer var. Oradan almıştım, fiyatı uygundu. Çok önceden almıştım. Dediğim gibi terracotta olduğu için ürünün ömrü çok uzun oluyor. Ama rengi biraz koyu gelmeye başladı. Daha doğal renklerden alacağım.

7. GoldenLady Eyeshadow; numarası 22. Bunu daha önce de anlatmıştım. Kullanıyorum ve çok memnunum. Mat renkte olduğu için aydınlatıcı olarak çok rahat kullanılıyor.

8. Garnier Roll-on; çok güzel, çok güzel, çok güzel. Kesinlikle denemelisiniz. Ben çok memnun kaldım. Fiyatı çok uygun. Ayrıntılar için daha önceki yazılarıma bakabilirsiniz.

9. Flormar Eyeliner Pen; Zamanınız bolsa çok güzel ama sabahın körü okula gitmeden önce bir kaç kez beni çileden çıkardı. Kalemle daha rahatım galiba.

10. Maybelline Affinitone Foundation; numarası 30. 2008'den beri kullanıyorum. Çok memnunum. Missha BB Cream'i alasıya kadar bu ürünle devam edeceğim.

11. Maybelline One by One Rimel; Benim klasiklerimden biridir. İlk katı makyaja başlarken, son katı da makyaj bitiminde sürdükten sonra çok güzel uzun hacimli kirpikler elde edebilirsiniz.

12. Watsons Magic Lip Balm; Bu şeker nemlendirici rujun rengi yok. Dudağınıza sürdüğünüzde rengini alıyor. Çok güzel de bir kokusu var. Tavsiye ederim. Özellikle de bu kış aylarında koruyucu olarak sık sık kullanıyorum.

13. Flormar Far Fırçası; Çok memnnum, kullanımı çok rahat. Artık her yere benimle geliyor. İyi ki almışım.


Evet makyaj çantamın içindekiler bunlar. Bu ürünlerin çoğunun ayrıntılarını daha önceki yazılarımda görebilirsiniz.



Yazımı bitirmeden öncede internetten gördüğüm bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.
Makyaj çantalarının düzenlenmesi ile ilgili.

Stila kozmetiğin kurucusu, ünlü makyaj uzmanı Jeanine Lobell makyaj çantası organizasyonunun püf noktaları için bakalım ne demiş;






Fondöten sızıyor, göz farları kırılıyor, pudranın kapağı açılıyor derken; makyaj çantası tam bir savaş alanına dönüyor. İşte burada Stila kozmetiğin kurucusu, ünlü makyaj uzmanı Jeanine Lobell devreye giriyor ve makyaj çantasını kusursuz bir şekilde kullanmanın tüyolarını veriyor.

- Çantanın içine önem verin
İçi naylon astarlı bir makyaj çantası içinin daha kolay temizleneceği anlamına gelir. Dolayısıyla seçiminizi yaparken makyaj çantasının iç yapısına mutlaka bakın. Çantanızın içinde mutlaka makyaj temizleme mendilleri bulundurun. Bu, sadece makyajınızı değil, makyaj çantanızı da pratikçe silmeniz için faydalı olacaktır.

- Çifte kontrol
Bu kulağa sıradan gelebilir. Ama makyaj çantasındaki karmaşayı önlemenin en iyi yolu boşlukları doğru bir şekilde doldurmaktır. Doğru bir şekilde doldurulmamış bir makyaj çantasının kapanmaması çok normal! Bu konuya biraz kafa yormaktan çekinmeyin. Hacmi büyük olan ürünlerden ziyade küçüklere yönelin. Örneğin eyeliner ambalajı yerine kalem formundaki eyeliner’lar gibi…

- Fırçaları sınıflandırın
Fırçalarınızı sıraya dizin: uzunlar, darlar, genişler, çanta boyları gibi… Çantanıza dizerken de bu kategorilere göre dizin. Aynı zamanda fondöten ve pudra fırçalarınızın, allık fırçalarınızla yan yana gelip karışmamasına da özen gösterin.

- Güncelleyin
Ayda bir defa makyaj çantanızı boşaltın. Güzel bir temizleme mendili ile iyice temizleyin. Sadece çantanızı değil, fırçalarınızı da teker teker temizleyin. Yılda dört defa ise makyaj çantanızı revize edin. Kapatıcılarınız ve allıklarınızın makyaj çantanızın değişmez temelleri olabilir. Ama göz farı ve ruj gibi trende göre değişim gösteren kozmetikleri bu sezonlarda gözden geçirmenizde fayda var.

Sephora'nın makyaj çantasına bayıldım! 

Önerilerimizi de aldığımıza göre, güzel bir hafta sonu diliyorum. Eğer sizinle makyaj ürünü olarak tavsiye etmek istedikleriniz varsa lütfen yazın. 

Kendinize cici bakın! 
0

Diyabetten Korunmak İçin 10 Tüyo

Ailesinde şeker hastalığı olanlar, kilolu olanlar, hareketsiz yaşayanlar ve yüksek tansiyon hastalarının diyabet riski yüksek. Peki diyabetten korunmak mümkün mü?...

Medical Park Acarkent Sağlık Söyleşileri’nin ikincisi Diyabet Haftası’nda Prof. Dr. Ziya Mocan tarafından gerçekleşti. Prof. Dr. Mocan, çağımızın hastalığı haline gelen ve ülkemizde 10 milyon kişinin mücadele ettiği diyabet hastalığının tedavisindeki yeni yöntemler ve korunma yolları hakkında Acarkentlileri bilgilendirdi. Acarkent Coliseum’da “Şeker Hastalığı ve Tedavisinde Yeni Yöntemler” başlığıyla gerçekleşen söyleşide, katılımcıların şekerleri de ölçüldü.

Kimler Risk Grubunda?

Prof. Dr. Mocan, “Ailesinde şeker hastalığı olanlar, vücut ağırlığı fazla olanlar, hareketsiz yaşantı sürenler, hamileliği süresince kan şekeri yükselmesi yaşayanlar ve yüksek tansiyon hastaları diyabete daha yatkın” dedi. Diyabet hastalığının belirtilerine de değinen Prof. Dr.  Mocan, “Çok susuyorsanız, çok sık idrara çıkıyorsanız, çok acıkıyorsanız, kilo kaybı yaşıyorsanız, yorgunluk çekiyorsunuz mutlaka şekerinize baktırın. Bunlar diyabet hastalığının en önemli belirtileri” diye açıkladı.

Diyabetten Korunmak İçin 10 Öneri

Prof. Dr. Ziya Mocan, Medical Park Acarkent Söyleşileri’nde 21. yüzyılın getirdiği yeni yaşam şekli dolayısıyla çağımızda hızla artan diyabet hastalığından korunmak için 10 öneri açıkladı:

1) Sağlıklı ve dengeli beslenin.
2) Düzenli spor ve egzersiz yapın.
3) Posalı gıdalar tüketin.
4) Fazla kilolardan kurtulun.
5) Sigarayı bırakın.
6) Bebekleri en az 6 ay emzirin.
7) Düzenli uyuyun.
8) Katı yağlardan uzak durun.
9) Kırmızı et tüketimini azaltın, özellikle balık tüketimini artırın.
10) Karbonhidrat alımını azaltın.

0

"Reflekstir" Deyip Hafife Almayın!

Bebeklerde ani sıçramanın nedeni “epilepsi” olabilir! 

Epilepsi, en sık çocukluk çağında, özellikle de 0-1 yaş arasındaki bebeklik döneminde ortaya çıkıyor. Sanılanın aksine sadece vücutta kasılma ve çenenin kitlenmesi gibi büyük nöbetlerle değil, gözden kaçabilecek küçük nöbetlerle de gelişebiliyor. Örneğin, bebeklerde ani sıçrama epilepsinin işareti olabiliyor!

Halk arasında ‘sara’ olarak bilinen epilepsi; ateş ve kafa travması gibi herhangi bir tetikleyici faktör olmadan tekrarlayıcı bilinç kaybı ile bilinçte bozulmanın görüldüğü ataklarla gelişen bir hastalık. En sık çocukluk çağında, özellikle de 0-1 yaş arasında ortaya çıkıyor. Çocukluk çağındaki epilepsi tüm vücutta kasılma/atma, çenenin kitlenmesi ve ağızdan köpük gelmesi gibi belirtilerle seyreden büyük nöbetlerle gerçekleşebileceği gibi; tanınması zor ve kısa süren küçük nöbetlerle de ortaya çıkabiliyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Uğur Işık, bebeklerde sadece kollar, bacaklar ve baş bölgesinde ortaya çıkan ani sıçramanın hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekerek, “Klasik epilepsi belirtilerinin yanı sıra, bu tür kısa süren küçük nöbetlerin de asla atlanmaması gerekiyor. Çünkü bu küçük nöbetler anne babalar tarafından gözden kaçarsa sorun tedavi edilmediği için büyük nöbetlere dönüşebiliyor” diyor.

Hangi Nöbetler Gözden Kaçabiliyor?

• Ani Sıçrama ve Kapanma: Bebeklikte kümeler halinde gelen, kollar, bacaklar ile baş bölgesinde ani sıçrama ve kapanma ile gelişen nöbetler ortaya çıkabiliyor.
• Gözlerin Sabit Bir Yere Bakması: Çocuklarda kasılma, atma, gözlerin sabit bir yere bakması ve kusma ile gelişebiliyor. Vücudun tek tarafında kasılma veya vücudun tek tarafında anormal his ile de görülebiliyor.
• Dalma: Absans nöbetlerinde çocuk sadece 5-10 saniye boyunca dalıyor ve çevresine karşı duyarsız oluyor.
• Gece Uykudan Sık Uyanma: Frontal lob denilen (beynin ön bölgesi) bölgede gelişen nöbetlerde gece uykudan sık uyanma, kasılma ve anlamsız hareketler görülebiliyor. Bu durum çoğunlukla uyku bozukluğu ile karışıyor. Ayrıca çocuk anlamsız yere kendi çevresinde dönme veya koşma şeklinde hareketler sergileyebiliyor.
• Ani Baş Düşmeleri: Ani baş düşmeleri ve yere kapaklanma şeklinde nöbetler görülebiliyor.
• Sıçrama: Bazen sadece ani elektrik çarpması benzeri sıçramalar (myokonik nöbetler) ortaya çıkabiliyor.

Çocuğun Hayat Kalitesini Belirliyor

Bazı türlerinde nöbetler günde 50-60 kez tekrar ederken, bazılarında ise yılda sadece 1-2 kez ortaya çıkıyor. Epilepsiye neden olan durum hayat kalitesinde en önemli belirleyici faktör oluyor. Çünkü bu faktör hem çocuğun zeka düzeyini ve davranış sorunlarını hem de epilepsinin şiddetini beliyor. Nöbet sayısı ve nöbet kontrolü hayat kalitesini belirlemede önemli bir rol üstleniyor. İlaçlarla kontrol altına alınabilirse çoğu çocuk okul, spor ve hobiler gibi günlük yaşam aktivitelerine devam edebiliyor.

Bazı Türleri İlaçla Kontrol Altına Alınabiliyor

Hangi tedavinin uygulanacağında epilepsinin türü çok önem taşıyor. Çocukluk çağının iyi huylu genetik epilepsilerinin yüzde 80-90’ı ergenlikte düzeliyor. Bazen de epilepsiler ergenlik çağında başlıyor, bunların bir kısmı ömür boyu tedavi gerektiriyor. Epilepsilerin bir kısmı ilaç tedavisine çok iyi yanıt veriyor. En az 2 yıl, bazen de ergenlik çağına kadar ilaç kullanmak yeterli gelebiliyor. Ancak altta kafa travması veya menenjit gibi nörolojik bir sorun varsa tedavi edilmesi daha güç olabiliyor. Örneğin hastanın çok uzun yıllar ilaç kullanması gerekiyor.

Epilepsi Cerrahisinde Başarı Oranı Yüksek

Tüm epilepsilerin yüzde 20-30’unu dirençli epilepsiler oluşturuyor. Bu durumda ilaç dışında diğer tedavi seçenekleri gündeme geliyor. İlk yöntem de epilepsi cerrahisi oluyor. İyi seçilmiş hastalarda epilepsi cerrahisinin başarısı yüzde 80’lere ulaşıyor. Ancak ne yazık ki her dirençli epilepsisi olan çocuk ameliyat adayı olamıyor. Çocuğun epilepsi cerrahisi adayı olması için nöbetlerinin belli bir bölgeden kaynaklaması ve çıkarılacak bölgenin dil ve görme gibi önemli bir fonksiyonunun olmaması gerekiyor.

Beyne Takılan Pil Belirgin Düzelme sağlıyor

Çocuğun cerrahi yönteme uygun olmadığı durumlarda “vagus sinir stimülatörü” denilen beyin pili tedavisi düşünülebiliyor. Göğüs altına yerleştirilen pil, vagus sinirini belli aralıklarla uyarıyor ve bu nöbetlerde azalma sağlayabiliyor.  Beyin pili tedavisiyle nöbetlerin tamamen durması mümkün olmasa da iyi seçilen hastalarda belirgin düzelme sağlanabiliyor.  Diğer bir tedavi seçeneği de ketojenik diyet. Bazı tür epilepsilerde etkili olan bu diyet yağdan çok zengin beslenilmesi prensibine dayanıyor.

Nedenleri Neler?

• Kromozom anomalileri,
• Beyin oluşumundaki yapısal bozukluklar,
• Beynin oksijensiz kalması veya beyin kanamaları,
• Tümörler,
• Kafa travması,
• Menenjit gibi beyin enfeksiyonları epilepsiye sebep olabiliyor.

Çocuğunuz Atak Geçirdiğinde… 

• Nöbet sırasında çocuğunuzu sağ ya da sol tarafına doğru yatay pozisyonda yatırın.
• Başının altına bir yastık koyun, yakası sıkıysa gevşetin.
• Sallamayın, üstüne su dökmeyin, ağzına bir şey sokmaya çalışmayın.
• En yakın sağlık kuruluşuna götürün ya da çocuğunuzu izleyen doktoruyla iletişim kurun.
0

Psikolojik rahatsızlık: Kendini beğenmişlik

Başkalarına empati yapamayan, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren egosu yüksek kişileri tanımak ister misiniz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan sizin için anlatıyor  

Narsisist kendisini fazla beğenen, üstün gören, hep takdir ve ilgi bekleyen, imtiyazlı olduğuna inanan, özel muamele bekleyen kişidir. Narsisist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır.

Bu insanları şuuraltı kendine güvensizliği bastırarak egosu yüksek insanı üretir. Narsisistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.

Narsisist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?

Narsisistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur.

Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.

Narsisistler elitist davranışa eğilimlidirler. Statüsü yüksek arkadaşlar edinmek, iyi yerlere gitmek, iyi arabalara binmek isterler. İnsanları ezmekten çekinmezler, kendileri en üstün oldukları için, başkalarını ezmek doğal davranışlarıdır.

İzleri ergenlik, hatta çocukluk yıllarına kadar uzanabilir, ama asıl 18 yaşından sonra belirgin hale gelir. Narsisistler, genellikle narsisist olduklarını fark etmezler; söyleseniz de kabul etmezler; kabul etseler bile kolay kolay değiştiremezler.

Narsisist kişiler çevresine zarar verirler mi?

Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler.

Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.

Hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Çünkü hepimiz kendimizi iyi görmek isteriz. Ama narsisistlerin problemi kendilerini iyiden de öte imtiyazlı görmek ve başkalarına değer vermemektir.

Narsistiklerin tedavi edilmesi gerekir mi? Ya da bu kişilikler tedaviyi kabul eder mi?

`Ben narsisistim` diye diye tedaviye gelmezler. Genellikle depresyon yüzünden başvururlar. Çünkü narsisistler sık hayal kırıklığı yaşarlar. Çünkü hep sevilme, övülme beklentilerinin hayat boyu devamlı karşılanması mümkün değildir.

Kaynak: elmaElma
back to top