Diyet Listeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyet Listeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

0

Kötü Beslenenerek Hastalıklara Davetiye Çıkarıyoruz

İdeal kilonuzda olsanız bile, eğer kötü besleniyorsanız pek çok hastalığa davetiye çıkarıyorsunuz demektir.

Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, metabolizmanın sağlıklı işleyebilmesi için onu ayakta tutan besin gruplarının tümünün düzenli ve dengeli biçimde tüketilmesi gerektiğini söyledi. Kişinin kilosunun azlığı ya da fazlalığının kötü beslenme alışkanlığının sadece en yaygın göstergesi olduğunu belirten Canan Aksoy, “Kötü beslenen bireyin, ideal kiloda olsa dahi, çeşitli hastalıklara yakalanması kaçınılmazdır. Temel olarak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu 50 çeşit besin öğesini, günlük olarak düzenli ve yeterli bir şekilde tükettiğiniz zaman sağlıklı ve dengeli besleniriz” dedi.

Sağlıklı Beslenmek İçin Altın Öneriler

• Öğünlerinizde bütün besin gruplarına yer verin. Bunu sağlamak için tabağınızı 4’e bölün. Bir parçasını sebze veya salata, bir parçasını protein (Et-tavuk-balık-yumurta-peynir-kurubaklagiller) bir parçasını tahıl (Ekmek-çorba-pilav-makarna) ve bir parçasını da süt grubu olarak düşünün.
• Günde 5-7 porsiyon sebze-meyve–salata tüketin. Vitamin, mineral ve posa ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olacağı gibi uzun süre tok kalmanıza da yardımcı olacaktır.
• Süt ve süt ürünlerine her öğünde yer vermeye çalışın. Kalsiyum sadece büyüme çağında ihtiyaç duydugumuz bir mineral değildir. Kemik sağlığını ve tansiyonu dengelemek açısından da her yaşta ihtiyaç duydugumuz bir mineraldir.
• Katı yağ tüketiminden kaçının. Yemeklerinizi sıvı yağda pişirin. Yağın fazla olmamasına ve yanmamasına özen gösterin.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

0

Evde Kilo Vermenin Yolu


Pratik yöntemlerle evde kilo vermenin yollarını denemeye ne dersiniz?

Sıkı ve fit görünmenin tam zamanı! Pratik yöntemlerle evde kilo vermenin yollarını denemeye ne dersiniz?

Belinizi İnceltin!

Göbek ve bel çevresine toplanan yağ ve kilolardan kurtulmak istiyorsanız günde sadece 15 dakikaya ve bir oklavaya ihtiyacınız var.

Oklavayı ensenize denk gelecek şekilde, yatay biçimde iki elinizle tutun. Ayakta olmak koşuluyla sağa ve sola doğru dönün.

Bu pratik yöntem hem belinizi inceltmeye hem de kol kaslarının çalışmasına yardımcı olur.

Basenlerinizi Küçültün!

Kalça ve basenlerinizdeki fazla kilolarla vedalaşmak için günde sadece 15 dakika ve bir yastığa ihtiyacınız var.

Halının üzerine yastığı yerleştirin. Sırt üstü biçimde halının üzerine yatın. Yastığın bel kısmınızdaki boşluğu doldurduğundan emin olun. Önce sağ sonra sol bacağınızı karnınıza doğru çekip bırakın.Bu yöntem sayesinde hem basenleriniz küçülecek hem de bacaklarınız sıkılaşacaktır.

Sıkı Görünün!

Tüm vücut kaslarını çalıştırmak, kilo vermek için en etkili ve basit yöntemlerden biri yürüyüş yapmaktır. Yürüyüş aynı zamanda kalp sağlığı için de faydalıdır.

Açık havada yürüyüş yapmaya fırsat bulamıyorsanız evin için de yapabilirsiniz. Günde ortalama 15 dakika hafif tempoda evin içinde yürüyebilirsiniz. Vücudunuz yürümeye alıştıktan sonra süreyi artırabilirsiniz.

Yürüyüş için diğer bir yöntem ise hafif yüksek bir sehpa ya da ters çevrilmiş bir kova üzerine basarak step yapmaktır. Step; tüm vücut kaslarını çalıştırır özellikle de basenlerinizin küçülmesini sağlar.

Ölçülü Beslenin!

Kilo vermenin en önemli püf noktası ölçülü beslenmektir. Dilediğiniz her yiyecekten küçük porsiyonlarla yiyin. Eğer kalorisi yüksek bir yemek yediyseniz; enerji yakmak için step, oklava ya da yastıkla çalışma egzersizlerini yapın.

Su İçin!

Cilt, vücut sağlığı ve kilo vermek için en büyük yardımcınız sudur. Günde ortalama 8 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Su; hem vücuttaki yağların yakılmasını sağlar hem de iç organların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

21 Haziran 2013 Cuma

0

İyi Yaşam İpuçları....

Zinde yaşama dair önemli bilgiler veren Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, iyi yaşama dair ipuçları vermeye devam ediyor. İşte sağlık bilgileri...

Portakalın kırmızısı
Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen’’ içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.

Aspirin
Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.

Bitkiler
Bitkisel kaynaklı besin destekleri içinde en sık kullanılanlardan birisi ‘‘Evening Primrose Oil’’dir (EPO). Son derece önemli bir Omega-6 yağ asidi olan Gama Linoleik Asid'in kaliteli ve zengin kaynağı olan bu bitkinin düzenli ve bilgili kullanımı özellikle kadın sağlığını koruma ve geliştirmede yararlıdır. EPO'nun kullanımı ve yararları ile ilgili şu bilgileri not alabilirsiniz:

- Premenstrual sendromda, menstruasyon döneminde ve fibrokistik meme hastalığında yararlıdır.
- Artritik eklem ağrılarını azaltır, eklemlerdeki kayganlığı arttırır.
- Şeker hastalığına bağlı sinir hasarının (diyabetik nöropati) oluşturduğu belirtileri (ayak ağrıları, yanma, karıncalanma, kramp ve uyuşuklukları) azaltır.
- Cildi korur, kuruluğu ve yaşlanmayı geciktirir. Egzema belirtilerini azaltır, rosacea ve akneye bağlı cilt sorunlarını geriletir. Saç ve tırnakları destekler.
- Alzheimer hastalığına bağlı bellek sorunlarını önlemede, geciktirmede yararlı olabilir.
- Yaşlanmaya karşı koruyucudur.
- Deneyimli bir uzmandan danışmanlık alarak 500 veya 1000 mg'lık yumuşak kapsüllerden günde 1-2 kez alabilirsiniz.

Omega-6
Bir Omega-3 fırtınası esiyor. EPA ve DHA kısa isimleriyle anılan yağ asitlerinin temsil ettiği bu popüler besinlerinin kalp ve damar sistemi için koruyucu yararları olduğunun anlaşılmasından bu yana kullanımı hızla artıyor. Gündeme yavaş yavaş giren Omega-6 yağ asitlerine ilişkin bilgilerse henüz tam olgunlaşmış değil. Yapılan birçok bilimsel çalışmada bu yağ asitlerinin de pek çok yararı belirtilmiştir. Tahıllar, yumurta, tavuk, birçok bitkisel yağ (ayçiçeği, mısır yağı, susam yağı, pamuk yağı) yeteri miktarda omega-6 yağ asidi ihtiva ederler. Bitkisel desteklerden Evening Primrose Oil (EPO) ve Borage Oil en sık kullanılan omega-6 kaynaklarıdır. Omega-6 yağ asitleri:

- Romatoid artrit ağrılarını azaltır.
- Sedef hastalığı (Psioriazis) ve Rosacea belirtilerini geriletir.
- Diyabete (şeker hastalığı) bağlı nöropatiyi önler.
- Bitkisel destek olarak omega-6 yağ asidi kaynağı olarak Borage oil ve Primrose Oil kullanılabilir. EPO, Borage Oil'den daha güvenilirdir. Broge Oil uzun süreli kullanılacaksa karaciğer fonksiyonlarının izlenmesi gerekir.

15 Nisan 2013 Pazartesi

0

Yiyerek Kilo Verin!

Fasulyegiller ve baklagiller her gün mutfağınızda, elinizin altında. Baklagiller, en mükemmel yiyeceklerdir. 

Bunlar kan şekerini sabitler, tatlı yeme isteğini köreltir. Ayrıca akşam üzeri açlık hissetmenizi önlerler. Altı haftalık programı uygularken baklagillerden her gün en az bir su bardağı dolusu yemenizi öneriyorum. Bunlara çeşitli baharatlar ve otlarla değişik tatlar kazandırabilirsiniz.

Her öğle yemeğinde biraz kuru fasulye yiyin. Nohut, barbunya, mercimek, börülce gibi çeşitler arasından beğendiklerinizi seçin. Taze meyve elbette listenizde yer alacak. Günde en az dört kez taze meyve yiyin. Fakat sakın meyve suyu içmeye kalkışmayın. Ayrıca konserve ve dondurulmuş meyveleri de tercih etmeyin. Tabii kurutulmuş meyvelerden de uzak duracaksınız.

Bazı ipuçları
* Ana yemeğiniz her zaman salata olacak. Öğle ve akşam yemeklerinden önce salata yiyeceksiniz.
* Taze meyveye sınırlama yok. Günde en az dört adet meyve yemelisiniz. Taze meyveler sizin tatlı ihtiyacınızı da giderir.
* Çeşitlilik ilkesini gözardı etmeyin. Özellikle de yeşillikler konusunda.
* Salatalarınızda her türlü sebzeyi kullanabilirsiniz. Değişik tattaki otlar salatalarınıza ayrı bir lezzet verir.
* Nişastalı sebzelere dikkat edin. Yeşil olmayan sebzelerin hepsini nişastalı saymalısınız.
* Kilo vermek için pirinç, patates ve diğer nişastalı yiyecekleri mümkün olduğunca az tüketin.
* Her gün fasulye ve baklagil yiyin. Fasulye türleri diyet uygulayanların en iyi dostlarıdır. Altı hafta süresince her gün bir su bardağı dolusu fasulye yemelisiniz.
* Hayvansal ürünler ve süt ürünleri kesinlikle yasaklanmıştır. Çok canınız çekerse haftada bir kez yağsız balık ve yumurta akından yapılmış omlet yiyebilirsiniz.
* Bol mantar yiyin. Etin yerini doldurabilecek bir besin maddesi varsa o da mantardır. Mantarların kanser riskini azalttıkları da unutulmamalı.

27 Mart 2013 Çarşamba

0

Duygusal Açlık Şişmanlatıyor

Duygusal Açlık Şişmanlatıyor
Yemek yediğinizin farkında olmuyor ve kendinizi bir türlü yemekten alıkoyamıyorsanız, kilolarınız da her geçen gün artıyorsa duygusal aç olabilirsiniz!

Kişi bazen hatta çoğu zaman fiziksel açlıktan ziyade doyuramadığı duygusal açlığından ötürü yeme davranışında bulunabiliyor. Ruhen bazı eksiklikler yaşayan kişi bu alandaki açlığını gidermek için kendini yemeğe verebiliyor. Hal böyle olunca da birey, gereğinden fazla beslendiği için şişmanlayabiliyor.

Tüm dünyada günümüzün en büyük sağlık sorunlarının başında şişmanlık, hatta daha ileri boyutu ise obezite geliyor. Ciddi bir halk sağlığı sorunu olan obezite, fiziksel görünümün yanında kişinin ruh sağlığını da olumsuz etkiliyor. Böyle olunca kişi evine kapanıyor, yalnızlaştıkça yalnızlaşıyor, ciddi psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.

Aşırı şişmanlığın yani obezitenin en büyük nedeninin yeme bozukluğu olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi, NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu rahatsızlığın en büyük nedenlerinden başında duygusal açlığın geldiğini belirtiyor.

Ruhun doyurulmadıkça fiziksel açlığın giderilmesi, fiziksel doygunluğa ulaşmanın mümkün olmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Dilbaz, bazı konularda ruhsal açlık yaşayan kişilerin kendini yemeğe verebildiklerini ifade ediyor. Dilbaz, duygusal açlıklarını yemek yiyerek giderme eğiliminde olan ancak bu şekilde mutlu olabileceklerine inanan kişilerin bu şekilde duygusal açlıklarını doyuramayacaklarını vurguluyor.

Karın doyurmakla ruhu doyurmanın aynı şey olmadığını ifade eden Dilbaz, kişilerin hep aç kalma korkusuyla hareket ettiklerini söylüyor. Bu hisle kişilerin kendilerini güvende gördüklerini belirten Dilbaz, aslında bunun bir yanılsama olduğunu kaydediyor. Dilbaz, fiziksel açlıktan ziyade kişilerin duygusal açlıklarını gidermek için karınlarını doyurduklarını ifade ediyor.

Mutsuzluğu Giderme Arzusu Bir Kısır Döngüye Ulaşıyor
Şişman olan kişilere bakıldığında kişisel çatışmalardan kaçmak adına yemek yeme davranışlarında bulunduklarının da altını çizen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bu duyguyla kişilerin kısır döngüyü girdiklerini belirtiyor. Dilbaz, içine düşülen kısırdöngüyü şu şekilde ifade ediyor:

“Kişi mutsuzluk, bazı ruhsal açlık ya da yaşanılan çatışmalardan dolayı yemek yiyerek haz almanın peşine düşüyor. Yeme anında o hazzı alıyor ancak sonrasında inanılmaz bir pişmanlık hissediyor ve suçluluk yaşıyor. Yaşadığı bu ruhsal durumdan yine yemek yiyerek kurtulma gayretine düşüyor. Mutsuzluğunu giderme arzusu bir kısırdöngüye dönüşüyor. Sarmal büyüdükçe büyüyor ortaya obezite çıkıyor. Beyin artık şu mesajı veriyor. ‘En ufak bir mutsuzluk halinde yemek ye mutlu ol.’ Haz alınmayan hiçbir şeye bağımlılık oluşturmaz.”

Açlık Hissiniz Fiziksel mi, Duygusal mı?
Fiziksel açlıkla ruhsal açlığın aynı şeyler olmadığını, belirtilerinin de farklı olduğunun altını çizen Dilbaz, bu farklılıkları şöyle sıralıyor:

• Fiziksel açlıkta kişinin karnında bir aşınma, burukluk olur fiziksel belirtiler verir. Kan şekeri düşer ancak duygusal açlıkta böyle bir şey olmaz ve aniden başlar.
• Fiziksel açlıkta kişi doygunluğa yedikçe ulaşırken duygusal açlıkta ne kadar yerse yesin doygunluğa bir türlü ulaşamaz.
• Fiziksel açlıkta kişi bekleyebilir ancak duygusal açlık hissedenler hemen yemek ihtiyacını karşılamak ister ve işe girişir.
• Fiziksel açlıkta kişi ufak bir atıştırmayla doygunluk hissederken duygusal açlıkta aperatif atıştırmalar doygunluk vermez.
• Fiziksel açlıkta yemeyle ilgili kişi ne yiyeceğinin planını yaparken duygusal açlıkta bir plan olmaz. Kişi ne bulursa onu yer ve doymak bilmez.
• Fiziksel açlıkta mideyi doyurmak mideden beyine giden uyaranlarla olurken duygusal açlıkta ağız ile beyin arasında bir bağlantı söz konusu değildir.
• Fiziksel açlıkta kişi meyve yiyerek de açlığını giderebilirken duygusal açlıkta daha çok kalori tutan şeyler tercih edilir.

Kilolu Olmak Kader Değil
Kişi duygusal açlık hissediyorsa ne yerse yesin o açlığını doyuramayacaktır diyen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, kişinin kendini iyi hissetmesi için kesinlikle ne yaptığını bilmesi gerektiğini söylüyor. Duygusal açlık halinde kişinin yemekten ziyade o açlık hissini nasıl giderebileceğini düşünüp çözümü doğru yerlerde araması gerektiğini vurgulayan Dilbaz, yemek yerine çok daha farklı aktivitelerin koyulabileceğini hatırlatıyor.
Bu noktada farkındalığın önem kazındığının da altını çizen Dilbaz, kişinin hangi duygusal alanda eksiklik hissettiğini düşünmesi gerektiğini söylüyor. “Bir oturup düşünmek gerekir, elde etmek istediği düşünce ne, daha önceki yaşamda bunu nasıl elde etmiş.. Ne aradığınızı, neyi doyurmak ve bastırmak istediğimizin farkına varmalıyız” diyen Dilbaz, duygusal açlığı yemek yiyerek giderme gayretine giren kişilerin ilerleyen dönemlerde şişmanlayarak depresyona kadar sürüklenebildiklerini ifade ediyor. Yapılan araştırmaların diyet yapılarak kilonun ancak yüzde 15’inin verildiğini ortaya çıkardığını söyleyen Dilbaz, sadece diyetle bir noktaya varılamadığını, kiloda duygusal boyutun önemli olduğunu vurguluyor. Dilbaz, bu noktada psikiyatrik yardımın kaçınılmaz olduğunu hatırlatarak, “Yemek, fiziksel bir ihtiyaç. Duygusal açlığı gidermenin sonu yok. Kilolu olmak kader değil” diye konuşuyor.

4 Mart 2013 Pazartesi

0

Tatlı Kriziyle Başa Çıkmanın 10 Yolu

Şeker, hepimizin doğduğumuz andan itibaren ilk tercih ettiği tattır. Bu durumun başlıca sebebi, şekerin beynimizden seratonin ve endorfin adı verilen mutluluk hormonlarının salgılanmasına yardımcı olmasıdır. 

Mutsuz kişilerin de buzdolabında tatlı bir şeyler aramasının veya iş yerinde çekmece de bir acil durum çikolatası bulundurmasının sebebi budur. Kadına tatlı aratan en temel neden, mutlu olma isteğidir. Fakat tatlı krizlerinin fizyolojik sebepleri de olabilir. Diyetisyen &Yaşam Koçu Gizem Şeber tatlı krizlerinin en temel nedenlerini açıklıyor…

Hipoglisemi: Kan şekerinin hızlı düşmesi durumu olarak açıklanabilecek hipoglisemi rahatsızlığında, kişinin ara öğün yapma alışkanlığı yoksa veya uzun süreler boyunca aç kalıyorsa düşen kan şekerine bağlı olarak kişinin tatlı krizine girmesi çok yüksek olasılıktır. Hipoglisemisi olanların, mutlaka günde 2,5-3 saatte bir besin tüketmeleri ve ana öğünlerin arasında sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeleri gerekir.

Bazı vitamin ve mineral yetersizlikleri: Demir gibi bazı minerallerin yetersizliğinde kişilerin daha sık tatlı krizleri yaşadıkları bilinir. Vücut yetersiz alınan vitamin ve/veya mineralin intikamını tatlı isteyerek alır.

PMS (Adet öncesi sendromu): Adet dönemleri öncesinde aşırı duyarlılık göstermek olarak tanımlanabilecek bu durumda, kadınların aşırı tatlı ihtiyacı duydukları bilinir. Çeşitli beslenme stratejileri ile tatlı krizlerinin önüne geçilmesi mümkündür.

Polikistik Over Sendromu (POS): Polikistik over hastalığı olan kadınların birçoğunda gizli şeker (insülin direnci) eş zamanlı olarak bulunduğundan ötürü, POS’u olan kadınların tatlı krizlerini diğer kadınlara göre çok daha sık yaşadıkları bilinmektedir. POS’u olan kadınların bu durumu aşabilmeleri için doktorları ile gerekli tedavi planını yapmaları, diyetisyenleri ile sağlıklı kiloya inmeleri ve bu kiloyu korumaları ve düzenli egzersiz yapmaları gerekir.

Barsak parazitleri: Barsak parazitleri, barsakta yiyecekten üretilen enerjinin büyük bir kısmını çaldığından ötürü kişinin iştahı açılır ve tatlı isteği artar. Aşırı tatlı isteği duyan ve gece uyurken salya akıntısı olan kadınların, barsak paraziti ihtimalini gündeme getirmesi gerekir.

Duygusal Durum: Kadınlarda tatlı ihtiyacının ortaya çıkmasının en temel nedenlerinden biridir. Üzüntü, mutsuzluk, stres, depresyon gibi sebepler tatlı isteğinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Son dönemlerde kadınlarda yaşanan cinsel mutsuzluğunda tatlı isteğine sebep olabileceği gündeme gelmiştir. Evliliklerinde veya cinsel hayatlarında mutsuz olan kadınların, diğer kadınlara göre daha fazla tatlı ihtiyacı duydukları bilinir.

Tatlı Kriziyle Savaşmanın 10 Yolu

1- Az miktarda tüketin…
Yapılan araştırmalar canı tatlı isteyen kişilerin eninde sonunda o tatlıyı tükettiğini gösteriyor. Bu nedenle canınız tatlı istediğinde az miktarda tüketmek yardımcı olacaktır. Günlük 150 kaloriyi aşmayacak bir tatlı tüketiminin vücuda çok zararlı olmadığı düşünülüyor. Amerika Kalp Sağlığı Derneği’nin açıklamasına göre Amerikalılar günde 22 çay kaşığı şeker tüketiyor, önerilen maksimum miktar ise kadınlar için altı, erkekler için dokuz çay kaşığı dolusu şeker.

2- Tatlı ile diğer besinleri karıştırın…
Tatlıdan alacağınız kaloriyi azaltmak ve daha az miktarda tatlı tüketerek tatlı damağınızı kırmak istiyorsanız, besinleri karıştırmalısınız. Örneğin çikolata sosuna bandırılmış muz ve çilek tüketmek veya direk çikolata yemek yerine fındık ve bademli drajelerden tüketmek hem daha az miktarda tatlı ile tatlı isteğinizi kesmenize hem de daha az kalori almanıza yardımcı olur. Ayrıca karışım tatlılar, kan şekeri daha yavaş yükselip daha yavaş düştüğünden ötürü tatlı tüketimine bağlı hızlı acıkma ihtimalinizi de azaltmış olursunuz.

3- Şekersiz sakız çiğneyin…
Şekersiz fakat şeker tadı olan aromalı sakızlardan çiğnemek tatlı ihtiyacınızı azaltabilir. Yapılan bazı bilimsel çalışmalar, sakız çiğnemenin yemek yeme isteğini azalttığını göstermektedir.

4- Meyve tüketmeye çalışın…
Canınız tatlı istediğinde taze veya kuru meyveler ile bu ihtiyacınızı bastırabilirsiniz. İş yeri çekmecenizde veya mutfağınızda aşırı kalorili şekerli atıştırmalıklar yerine kuru kayısı, kuru incir, hurma, kuru erik gibi tatlı ama sağlıklı atıştırmalıklara yer açın.

5- Odağınızı değiştirin…
Canınız gün boyunca tekrar tekrar tatlı bir şeyler tüketmek istiyor ise odağınızı değiştirmelisiniz. İmkân varsa yürüyüşe çıkmak tatlıyı unutturacak en iyi yöntemlerden biridir. Bilgisayar oyunları, gazete, dergi ve kitap okumak gibi faaliyetler ilk on dakikasından sonra genelde tatlı ihtiyacını ortadan kaldırır. Tatlı istediğinizde evi toplamak, en yakın arkadaşınızı arayıp sohbet etmek hatta günümüz dünyasında sosyal medyada zaman harcamak tatlıyı unutturacak yöntemlerden sayılabilir.

6- Kaliteli tatlı tüketin…
Şeker ve gofretler yerine yoğun kakaolu bitter çikolataları, hamur tatlıları yerine meyveli ve sütlü tatlıları tercih edin. En azından tatlı isteğinize mağlup olduğunuzda, sadece şeker değil, vücudunuz için gerekli olan bazı vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini de almış olursunuz.

7- Düzenli beslenin…
Uzun süre aç kalmak, ana öğünleri atlamak gibi beslenme yanlışları tatlıya olan isteğinizi arttırabilir. Günde 3 saatten uzun aç kalmayacağınız ve aralarda sağlıklı atıştırmalıklar tüketeceğiniz bir beslenme planı tatlıya olan isteğinizi ciddi anlamda azaltır.

8- Destek alın…
Eğer üzüntü, stres gibi duygusal durum değişiklikleri tatlı krizlerine yol açıyorsa ve bu hayatınızda artık çözümlenemeyen ve sürekli tekrarlanan bir hal aldı ise destek almayı düşünebilirsiniz. Unutmayın ki, hiçbir besin veya içecek hayatınızdaki problemleri çözemez. Hayatınızda ciddi bir mutsuzluk kaynağı var ise onu tatlı yiyerek yenemeyeceğinizin farkına varmalısınız.Tatlının problemi sadece erteleyen anlık bir çözüm olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

9- Kendinizi ödüllendirin…
Tatlı krizlerinize karşı açtığınız savaşı bütün hafta hafif sıyrıklar ile atlattı iseniz, haftanın sonunda kendinizi ödüllendirmelisiniz. Yemeğin bir ödül olmadığını unutmayın. Kendinizi başka şeylerle ödüllendirmeye çalışın. Çok beğendiğiniz kazak veya en sevdiğiniz yazarın yeni kitabı gibi. Bu ödüller tatmin etmiyor ise 150 kaloriyi aşmayan bir tatlı ile kısa dönemli bir ateşkes ilan edin.

10- Hep aynı taktiği uygulamayın…
Canınız her tatlı istediğinde kuru kayısı tüketmek veya en yakın arkadaşınızı aramak gibi aynı yöntemler ile yol almaya çalışırsanız başarısız olabilirsiniz. Bu nedenle canınız her tatlı istediğinde başka bir taktik uygulamaya çalışmalısınız.

6 Şubat 2013 Çarşamba

0

Diyetteyken Yapılan 12 Yanlış

Sürekli diyette olduğunuz halde bir türlü zayıflayamıyor musunuz? İşte buna neden olabilecek yanlışlar...

Hızlı diyetlere güvenmek
Bir haftada 10 kilo zayıflayacağınızı vadeden hiç birşey yemediğiniz sadece greyfurt ya da lahana içeren diyetlere aldanmayın. İlk önce yemediğiniz için zayıflıyor gibi görünseniz de gerçekte, sadece birkaç kalori ile beslendiğiniz için metabolizmanız yavaş çalışmaya başlar. Diyet bittiğinde vücudunuz kalorileri az yakar ve verdiğinizden daha kısa sürede kilo alırsınız.

Kahvaltı etmemek
Sabah kahvaltı etmemek birkaç kalori az almanızı sağlıyor gibi görünebilir ancak bu sebeple gün boyunca hep aç hissedersiniz. Bu nedenle sürekli ofiste ya da evde kalorili şeyler atıştırırsınız. Ancak yüksek protein ve lif içeren iyi bir kahvaltı gün boyu aç hissetmenizi engelleyebilir. Araştırmalara göre her sabah kahvaltı eden insanlar diğerlerine göre daha sağlıklı.

Sık atıştırmak
Her öğününüzde yediklerinize dikkat ediyor olabilirsiniz ancak ara öğünlerde gereksiz şeyler yiyor olabilirsiniz. Masanızın üstünde koca bir dilim ekler varsa, çubuk dondurmadan vazgeçmiyorsanız ya da ofis partilerinde ikram edilen kekten mutlaka bir dilim kek yiyorsanız  zararlı çıkan siz olursunuz. Beslenmenize bir bütün olarak dikkat etmelisiniz.

Çok fazla çerez yemek
Dikkat etmeden yediğiniz cips gibi kızartılmış atıştırmalıklar bel çevrenizin kalınlaşmasına neden olur. Bazı insanlar açlıklarını bastırmak için çok fazla yer. Bu tür yiyeceklerin yerine özellikle protein bakımından zengin  fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler tüketmek metabolizmanızın hızlı çalışmasını sağlar. Araştırmalarda bunları tüketenlenlerin diğer cips gibi şeyleri yiyenlere göre daha zayıf oldukları da belirlenmiş.

Çok fazla az yağlı yiyecek yemek
Düşük yağlı yiyecekler diyette önemli bir yere sahiptir ancak düşük yağlı demek düşük kalorili demek değildir. Eğer tabağınızda düşük yağlı bir kek varsa düşük kalorili olduğu anlamına gelmez. En iyisi yediğinizin ne kadar yağ, kalori ve şeker içerdiğine de dikkat etmektir.

Çok az su içmek
Bu en çok yapılan en basit diyet hatasıdır. Su özellikle kalorilerin yakılması için gereklidir. Eğer suyunuzu kurutursanız metabolizmanız çalışmaz yani daha yavaş zayıflarsınız. Her yemekten veya atıştırmalıklardan sonra mutlaka bol su için.

Süt ürünleri tüketmemek
Süt, peynir, dondurma, yoğurt çoğu diyet yapan kişi için tabudur ancak aslında yararlıdır. Bazı araştırmalara göre vücut yeterince kalsiyum aldığında yağ yakmaya başlar. Vücut kalsiyumdan yoksunsa vücut yağ depolamaya başlar. Kalsiyum vitaminleri yerine süt ve süt ürünleri tüketilmesi daha yararlıdır. Çoğu diyetisyen yağsız ya da yarım yağlı süt, peynir ve yoğurt öneriyor.

Araçta yiyip içmek
Yiyeceklerinizi aracınızda yiyecekseniz mutlaka salata türü sağlıklı yiyecekleri tercih edin. Bol kalorili menülerden uzak durun. Eğer bir kere aracınızda yiyip içerseniz bu alışkanlık haline gelebilir, bu yüzden asla denemeyin.

Her gün tartılmak
Her gün tartılmak sizi diyetiniz konusunda umutsuzlaştırabilir. En iyisi haftada bir tartılmak ya da uzun bir diyet döneminden sonra tatılmak olabilir. Tartıda başlangıçtan daha az bir değer gördüğünüzde daha mutlu hissedeceksiniz.

Gerçekçi olmayan hedefler koymak
İlk haftada 5 kilo zayıflamaya çalışıyorsanız hafta sonunda umutsuzluğa kapılarak beslenmenize dikkat etmeyebilirsiniz. Kendinizi cesaretlendirmek ve motive etmek adına gerçekleştirebileceğiniz hedefler koyun. Ne kadar zamanda ne kadar zayıflayacağınızı bilemiyorsanız diyetisyeninizle konuşabilirsiniz.

Egzersiz yapmamak
Egzersiz yapmazsanız verdiğiniz kilolaları almanız daha kolay hale gelir. Eğer egzersiz yaparsanız sevdiğiniz şeyleri daha çok yiyebilirsiniz ve hala zayıflamaya devam edersiniz. Düzenli egzersiz yapmanın anahtarı ise sevdiğiniz egzersize karar vermek ve başlamak.

23 Ocak 2013 Çarşamba

0

Dışarıda yemek yenirken yapılan 7 hata!

Sağlıklı bir menü yediğinizi düşünürken aslında evinizde pişirdiğinize göre daha bayat ve belki de daha yüksek kalorili yiyecekler tüketiyor olabilirsiniz.

Sağlıklı bir menü yediğinizi düşünürken aslında evinizde pişirdiğinize göre daha bayat ve belki de daha yüksek kalorili yiyecekler tüketiyor olabilirsiniz. Burada size önereceğimiz noktalara dikkat ederek bu hatalara düşmeden korkusuzca restoranları ziyaret edebilirsiniz.

Zeytinyağına banmayın
Evet tamam zeytinyağı sağlıklı ama bu şişmanlatmadığı anlamına gelmez. Restorana gidip ekmeğinizi bandırarak sınırsızca tüketmeyin. Uzmanlar ekmeğin yağı sünger gibi emdiğini ve böylece iki dilimde 380 kaloriye ulaştığını belirtiyorlar. Tereyağı kalori açısından daha düşük seviyede olmakla beraber doymamış yağ oranı yüksektir. Çözüm olarak ekstra saf zeytinyağını tercih edip içine kalori ve yağ emilimini azaltacak balzamik sirke katıp hem daha lezzetli bir atıştırmalık elde etmiş hem de daha hafif beslenmiş olursunuz.

Küçük tabakları tercih edin
Süperboy menüleri ağzına kadar dolu kocaman tabakları bir kenara bırakın. Mayonezli bir kızarmış patates tabağı yaklaşık 500 kalori ve daha hafifmiş gibi görünen pesto soslu karides tabağı 650 kalori. Bunlar yerine orta boy ızgara menülerini tercih edin. Yemeklerden biri protein diğeri de sebzeden oluşan menü hem sağlıklı bir öğündür hem de gerçekten tok hissetmenizi sağlar.

Şefe güvenmeyin
Kalorileri önemsiyorsunuz. Kalorileri önemsiyoruz. Peki ya mutfaktaki şef? Pek sayılmaz. Onlar yemeklerin tadını önemser ve bu amaçla kremaları, sosları ve yağları korkusuzca kullanırlar. Dolayısıyla mönüdeki açıklamalara her zaman güvenemezsiniz. Emin olmak istiyorsanız, krema ve yağlı soslu seçeneklerden uzak durun.

Sebze tabaklarını iyi inceleyin
Nasıl olsa sebze tüketiyorum, hafif bir yemek olacak diye gönül rahatlığıyla sipariş vermeyin. Hazırlanışını sorun. Haşlanmış sebzelerde sorun yok. Fakat yemeklerde bolca yağ, sos ve krema kullanılmış olabilir. Siz salatanızı kuru isteyin ve kendi kalori hesabınıza göre yağ veya sos ekleyin.

Görünüşe aldanmayın
Önünüze gelen yemeğin miktarı, algısı servis şekline, tabağın boyutu ve düzenlemesine göre değişiklik gösterebilir. Yani görünüş aldatıcı olabilir. Büyük bir tabaktaki yemek size daha azmış gibi görünür. Mesela ortalama bir et yaklaşık akıllı telefonunuz büyüklüğünde olmalıdır. Karbonhidrat bazlı yiyeceklerin ideal miktarı da bir avuç kadar olabilir.

Bifteğe evet diyin
Kırmızı etin çok da hafif olduğu söylenemez. Ama protein olarak mesela balık tüketecekseniz, ince dilimli olarak sipariş ettiğiniz bir biftek, aynı gramajdaki yağlı bir balık etinden daha hafiftir. Ayrıca balık tercih ettiğinizde doyma hissi için kırmızı ete oranla daha büyük porsiyonlar tüketebilirsiniz.

Salatalara dikkat
Mesela bir Sezar salata yağ tuzağı olabilir. Masum olduğunu düşündüğünüz peynirli ve cevizli bir salata 500 kalori olabilir. Çözüm olarak salatanızın kombinasyonunu kendiniz oluşturarak diyetinize uygun bir tabak oluşturabilirsiniz.

13 Ocak 2013 Pazar

0

Balık Etlilere Müjde!

Amerikan hükümeti dünya genelinde yaklaşık 3 milyon kişinin katıldığı obezite araştırmalarını inceledi. Vücut kitle endeksine göre fazla kilolu olanların normal insanlardan daha fazla yaşadığı ortaya çıktı.

Amerikalı uzmanların yaptığı bir araştırma normale göre biraz daha (Bir beden kadar) şişman olanların daha uzun yaşadıklarını ortaya çıktı. Amerikan Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi, ABD, Kanada, Avrupa, Avustralya, Çin, Brezilya, İsrail, Hindistan ve Meksika’da 12.88 milyon kişi üzerinde yapılan 100 araştırmayı detaylı bir şekilde inceledi.

Sonuçta ‘normal’ bir insan için kabul edilen vücut Kitle Endeksine (BMI) sahip insanlardan bir beden daha kilolu olan insanların daha uzun yaşadıkları ortaya çıktı. vücut ağırlığının boyun karesine oranıyla elde edilen BMI endeksi 18.5-24.9 arasında olanlar tıp literatüründe “normal” olarak kabul ediliyor.

Ömürleri 6 Yıl Daha Uzun

Araştırmaya göre BMI endeksi 25 ila 30 arasında olan yani bir beden daha kilolu olanların normal insanlara oranla yüzde 6 daha uzun yaşıyor. Bu da ortalama yaşam süresi 70 olarak alındığında 1 yıldan fazla bir süreye tekabül ediyor. Araştırmaya göre Vücut Kitle Endeksi 30-35 arasında olanlar, yani iki beden kadar kilolu olanlar BMI’ı normal çıkan insanlarla aynı yaşam süresine sahipler. Ancak araştırmaya göre BMI 35’in üzerine çıktığında ölüm riski de direkt olarak yüzde 30 oranında artıyor.

Amerikan Tıp Birliği Dergisi’nde yayınlanan araştırmayı yürüten Dr. Katherine Flegal, egzersiz yapan, sağlıklı beslenen ve sigara alkol kullanmamak şartıyla insanların fazla kilolalarını kafaya takmalarına gerek olmadığını dile getirdi. Uzmanlar vücudun biraz yağlı olmasının, düşme ve kazalardan kaynaklanın ölüm riskini ve kemik kırıklarını da azalttığına dikkat çekti. Harvar Üniversitesi Beslenme bölümü direktöre dr. Geroge Blackburn ise araştırmanın kilo almanın iyi olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekerek, “Biraz daha kilo alayım diye sakın düşünmeyin” uyarısında bulundu. Washington Üniversitesi St. Louis Tıp Merkezi Beslenme merkezi direktöre Samuel Klein, ise BMI’nin ölüm riskini belirlemede çok doğru sonuçlar vermediğini, tansiyon, kolesterol, şeker gibi faktörlerin de göz önüne alınması gerektiğine işaret etti.

Vücut Kitle Endeksi Nasıl Hesaplanır?

Vücut kitle endeksi, boy uzunluğunun ikiyle çarpılıp, vücut ağırlığına bölünmesi ile elde edilir. Sonuca göre 0-18.4: zayıf, 18.5-24.9: normal, 25.0-29.9: fazla kilolu, 30.0 ve üstü ise obez kabul edilir.

6 Ocak 2013 Pazar

0

'Amerikan Diyeti'yle Zayıflayın!

Fazla kilolar, tüm ülkelerde sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Amerikalılar ise, grup diyetini uyguluyor. 

ABD kaynaklı Weight Watchers programını uygulayanlar, forma kavuşmak isteyen diğer insanlarla bir araya gelerek, rejime girmenin yarattığı sıkıntıları, sorunları, geçmişte fazla kilolarla başı dertte olan bir uzmanında desteğiyle birlikte aşmaya çalışıyor.Weight Watchers diyetini uygulamaya karar verirseniz. zayıflamak isteyen bir arkadaş veya bir yakınınıza bielikte kilo vermeyi önermelisiniz.

Önerilen mönü üç günlük. Ama, öğünlerde değişiklik yapılarak en çok 4 hafta süreyle olmak kaydıyla tekrar edilebiliyor. Diyette bir hafif bir de esas öğün var. Günlük ritminize göre ikisinin arasında seçiminizi yapın. Esas öğünü ister öğlen ister akşam yiyebilirsiniz. Kilo vermek için uygulamanız gereken menü ise şöyle;

Weight watchers diyeti / Günde 1000 kalori

Birinci Gün
* Kahvaltı: 250 ml. Yağsız süt. 2 etimek. Çay veya kahve.
* Hafif öğün: 4 dilim yağsız füme et (60 gr.). 2 dilim kavun. 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 2 çay kaşığı rendelenmiş peynirle tatlandırılan haşlanmış kuşkonmaz. Yarım sandviç ekmeği. (30gr.)
* Esas öğün: Ton balıklı makarna (40 gr. makarnayı haşlayın. 120 gr. ton balığı, 100 gr. haşlanmış bezelye, 1 kasık domates salçası, 2 çay kaşığı zeytinyağı ile hazırladığınız sosu makarnaya karıştırın.) Izgara sebze (patlıcan, biber, kabak). 1 küçük kase çilek.
* Arada: 1 küçük kase yağsız yoğurt (125 ml)

İkinci Gün
* Kahvaltı: 1 küçük kase yağsız yoğurt. Çay veya kahve.
* Hafif öğün: Sebzeli omlet (l yumurta, 30 gr. peynir, 100 gr. haşlanmış ıspanakla hazırlanır). 1 çay kaşığı zeytinyağı ile tatlandırılmış salata. 1 kivi.
* Esas öğün: Pilav (1 çay kaşığı margarinle pişirdiğiniz pilavı haşlanmış sebze ile karıştırın). 2 dilim rosto. 1 çay kaşığı zeytinyağı ile tatlandırılmış haşlanmış fasulye. Şekersiz meyve salatası (1 küçük kase).
* Arada: 1 fincan yağsız süt. 1 dilim kek.

Üçüncü Gün...
* Kahvaltı: 1 fincan yağsız süt. 1/2 sandviç ekmeği. 2 tatlı kaşığı marmelat. Çay veya kahve. * Hafif öğün: 2 dilim peynir, 2 dilim füme et ile hazırlanmış tost. 1 çay kaşığı zeytinyağı ile tatlandırılmış patlıcan salatası. 1 bardak portakal suyu.
* Esas öğün: 60 gr. ekmek (ekmek dilimlerini kızarttıktan sonra üzerlerine 2 çay kaşığı zeytinyağı gezdirin). 2 küçük tavuk kanadı (ızgara). Limonlu havuç salatası. 1/2 muz veya 1 küçük şeftali.
* Arada: 1 küçük kase yağsız yoğurt.
Mönüyü değiştirebilirsiniz
* Makarna, pilav ve hububatlar eş değerdedir. Biri yerine bir diğerini yiyebilirsiniz.
* Et dana, tavuk veya hindi eti olabilir. Yeter ki yağsız olsun.
* Füme etler arasında yağsız olanları seçebilirsiniz.
* Et yerine balık yiyebilirsiniz. Ama yağlı balıklardan uzak durmaya çalışın.
* Patates sebze değildir; patatesi ekmek yerine yiyebilirsiniz.
* Çiğ ve pişmiş sebzeleri dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Karnınız çok açsa mönüde öngörülen salata porsiyonunu artırabilirsiniz.

26 Aralık 2012 Çarşamba

0

Strese karşı çikolata yerine meyve

Stresin önüne geçmek için yanlış alışkanlıkların değiştirilmesi gerektiği belirtilerek, çikolata yerine meyve tüketilmesi önerildi. 

Besleyici madde eksikliğinin ve çok miktarda kafeinle şekerin sinirleri iyice bozduğu ifade edilerek, bunun da vücudun savunma sistemini ve direncini zayıflattığı kaydedildi.

Uzmanlar “Doğru beslenme, stresli zamanların üstesinden gelmenin en güzel yoludur” diyerek şu açıklamada bulunuyor:

“Bunun için yanlış alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Sabahları vücudun enerji deposu yoktur. insanlar yataktan kalkınca biraz hassas, alıngan, sinirli ve dikkatsiz olurlar. Bu yüzden sabahları çok iyi kahvaltı yapılmalıdır.”

Yapılan açıklamada, fazla kahve tüketiminin, kalp çarpıntısına ve huzursuzluğa, daha sonraları da uykusuzluğa yol açtığına dikkat çekilerek, aşırı kahve tüketiminin hassas insanlarda korkuya ve endişeye neden olduğu, bunun için de günlük kahve tüketiminin azaltılması gerektiği vurgulandı.

Strese karşı bunları uygulayın

Strese karşı çikolata yerine meyve tüketilmesi önerilerek, şunlar kaydedildi:
“Çikolatanın aşırı alınması kan şekerini alt üst eder. Şeker miktarı önce artar, daha sonra hemen düşer. Sonuçta yorgunluk ve tatlılara karşı istek ortaya çıkar. Buna karşılık meyve daha yavaş enerjiye dönüşür ve kan şekerinin dengesi bozulmaz. Fazla miktardaki ve yağlı yiyeceklerden, uyku ilacı etkisi yaptığı ve bağışıklık sistemini zayıflattığı için uzak durulmalıdır. Fazla alkol, gün boyunca baş ağrısı yanında, dikkatsiz ve unutkanlık yapar.”

Stresten korunmak için anti-stres maddeler olan kalsiyumun yanı sıra kepek, çavdar, baklagiller ve ayçiçeği gibi magnezyum içeren yiyeceklere ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanarak “Beynin kapasitesi için bol meyve ve sebze yenilmeli. Düzenli meyve ve sebze tüketimi, beyin kapasitesinin azalmasını önlemektedir” denildi.
0

Düzenli egzersiz mutlu ediyor

Uzmanlarca yapılan araştırmalar, düzenli yapılan bisiklet egzersizinin dayanıklılık antrenmanı yerine geçtiğini, bunun da beyin tarafından endorfin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasına yol açtığını ortaya çıkardı.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Spor Fizyolojisi Bilim Dalı Başkanı ve Spor Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Gökbel yaptığı açıklamada, düzenli yapılan bisiklet egzersizinin dayanıklılık antrenmanı yerine geçtiğini, bunun da beyin tarafından endorfin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasına yol açtığını belirtti.

Bu hormonun kişinin kendisini daha iyi hissetmesini, ağrılarının ve endişe hissinin azalmasını, dolayısıyla da kişinin kendisini mutlu hissetmesini sağladığını ifade eden Gökbel, “Mutluluk hormonunu salgılatacak egzersizlerin 30-45 dakikalık süreyle olması gerekli ve bu egzersiz düzenli şekilde haftada en az 3 gün yapılmalı. Bu yapılırsa salgılanan mutluluk hormonu daha da fazla olur” dedi.

Bisiklet kullanmak yorgunluğu gideriyor

Gökbel, bisiklet egzersizinin yemekten en az 2,5-3 saat sonra yapılması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Yenilen yemek çok yağlı ve proteinli olmamalı. Mümkün olduğunca sıvı ve karbonhidrat açısından zengin bir menü olmalı. Yani yemeğin ağır olmaması ve yemekten sonra bir süre beklenilmesi gerekli. Daha sonra 30-45 dakika boyunca konuşmayı engellemeyecek hızla bisiklet sürülmeli. Bu egzersiz düzenli şekilde haftada 3 gün yapılırsa, bisiklet kullanan kişi, kendini daha iyi ve mutlu hisseder, yorgunluğu daha az olur.”

Bisiklet egzersizinin ağır kalp hastaları ve yeni ameliyattan çıkanlar için uygun olmadığını belirten Gökbel, kalp hastalığı gibi ağır kronik rahatsızlığı bulunanların bisiklet egzersizine hekim kontrolünde başlamaları gerektiğini söyledi.

Üreme sistemlerinin zarar görmemesi için…

Prof. Dr. Hakkı Gökbel, öte yandan bisiklete binmenin bir miktar harekete neden olduğu için kilo artışını önlemede de faydası olduğunu dile getirerek, “Buna karşın, bu spor erkeklerde yumurtalıklarla bisiklet selesinin uzun süre temasından dolayı sele uygun değilse ve uzun süreler bisiklet kullanılıyorsa üreme sistemlerinde zaman içinde bazı zararlara neden olabilir. Bu nedenle bisiklet seçiminde dikkatli olunmalı ve standartlara uygun bisikletler tercih edilmeli” diye konuştu.

Bisikletin hava kirliliği ve araç trafiğinin yoğun olduğu yerlerde kullanılmasını önermediklerini de anlatan Gökbel, bisiklet egzersizinin akşamüzeri yapılmasının daha uygun olduğunu, ancak o saatlerde vakit bulamayanların yemekten 2,5-3 saat sonra olması şartıyla başka zaman da egzersiz yapabileceğini bildirdi.
0

Doyasıya Yiyerek Zayıflayın!

Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. 'Volumetrik Diyet'te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! "Hacim Diyeti" olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, "doyana kadar ye" prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan "volumetri"den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya "evet" deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, "doyana" kadar yemek yiyor. Bu durumda "ne" yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç "doydum" hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak "Volumetrik Diyeti" geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: "Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!"

Bir Günlük Örnek Mönü

Sabah: Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

Ara: Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.

Öğlen: Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

(Elele)

9 Aralık 2012 Pazar

0

Yaşlanmayı Önleyen Besinler!

Yaşlanmamak, dinç ve zinde kalmak herkesin hayali. Yaşam koşulları ve genetik yapı kadar doğru besinleri tüketmek de genç kalmanın en önemli anahtarı... Yaşlanmayı önleyici besin maddelerini sizin için derledik. İşte genç kalmaşı sağlayan mucize besinler!...

Yeşil çay: Kolesterolü düşürücü etkisi var. Yapılan deneylerde birçok kanser türünde etkili olduğu saptandı. Günde 1 - 2 fincan öneriliyor.

Üzüm çekirdeği ekstresi: Kansere ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir silah. İltihaplı romatizma ve alerjilerin tedavisinde de kullanılıyor.

Likopen: Meyve ve sebzelere kırmızı rengi veren likopen özellikle prostat kanserine karşı koruyor. Pankreas, meme ve mesane kanserlerinde de etkili.

Pektin: Hem kansere hem de kalp hastalıklarına karşı koruyan bir madde. Elma, muz, greyfurt, kuru fasulye ve kök sebzelerde bulunuyor.

Su: Günde 6 - 8 bardak su içmek gerekiyor. Su, kabızlığı önler, kilo kontrolünde yardımcı olur, cildin yaşlanmasını önler.

Buğday kepeği: Tam buğday ekmeği ve kahvaltılık tahıllarda bulunur. Meme ve bağırsak kanserine karşı koruyucu, kolesterol düşürücü.

Askorbik asit (C vitamini): Portakal, greyfurt, limon, brokoli, kivi, çilek, tatlı kırmızı biberde var. Özellikle mide kanserine karşı koruyucu.

Beta - karoten: Hemen hemen tüm kanser türlerinde koruyucu. Kalp krizi ve felç riskini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kayısı, patates, brokoli, kabak, havuç, şeftali ve ıspanak zengin kaynakları.

Arnavut biberi: Kalp hastalığı ve felç riskini azaltır, kötü kolesterolü düşürür. Ağrı giderici ve ruh halini düzelticidir.

Çemen: Afrodizyak olarak ünlenen çemen, erkeklerde iktidarsızlığı ve kadınlarda menopoza eşlik eden rahatsızlıkları tedavide kullanıldı. Günümüzde menopoz ve diyabet tedavisinde yardımcı olarak öneriliyor.

28 Kasım 2012 Çarşamba

0

En iyi kilo verme silahını açıklıyoruz!

Araştırmalar, günlük lifli besinini 12 gramdan 24’e çıkaran kadınların, aynı miktarda lifsiz besinlerle beslenenlere oranla her gün 90 kalori daha az aldıklarını bulmuş.

Bu şekilde yediklerine biraz pürüzlü şeyler katmaktan başka bir şey yapmadan ve efor sarf etmeden yılda 4,5 kilo verebilirsin. İşte sana bu mucize fikrin nasıl yürüdüğü ve her gün 25 gram almanın faydalarını açıklayacak kanıtlar...

Lif 101: Vücuduna doldurman için ısrar ettiğim bu lif denen şey tam olarak nedir? Lif bitkinin kolay hazmedilemeyen kısmıdır. Meyve, sebze, tüm tahıllar, fındık, baklagil ve fasulyede bulunur. Yeni modaysa, lifli yiyeceklerin yoğurda, soya sütüne, makarnaya eklenmesi. Tıpkı Oscar töreni konukları gibi, bu lifli yiyecekler boşlukları doldurur ve daha iyi şeyler geldiğinde yeri onlara bırakır.

Muhtemelen çözünebilen ve çözünemeyen olmak üzere 2 tip lif olduğunu duymuşsundur. Çözünebilen lifler, yiyeceklerin içine gizlenmiş halde bulunur. Örneğin elmanın etli kısmında ve kabuksuz pirinç tanelerinin içinde bulunur. Pişirilmiş sebzelere, yumuşaklığını ve kıvamını veren de bunlardır. Midende, bu çözünebilen lifler jelsi bir kıvama kavuşmak için akışkan maddeleri tutarak doymuş hissi verir ve sindirimi yavaşlatarak vücudunun yediklerinden daha fazla besini emmesini sağlar.Çözünemeyen lifler ise en vazgeçilmez olanıdır. Midedeki sıvıları emdikçe şişer; bu şişlik artık maddeleri sıkıştırarak vücuttan atılmasına neden olur. Çözünemeyen lifler genellikle meyve ve sebzelerin kabuklarında ve yiyeceklerin dış kısmında bulunur ve onların sertliğini sağlar. Çözünemeyen lifleri bir süpürge olarak düşün. Tam olarak yediklerinin sindirim sisteminden geçişini hızlandırır ve vücudundaki toksinleri süpürür. Sloganın bu olmalı: Liflere merhaba, elveda kabızlık!

Doğal yiyeceklerle beslendiğin sürece, midendeki boşlukları bu liflerin iki türüyle de dolduracaksın. Midendeki bu boşluğu doldurup onu oyalayarak, aperatif şeyleri ağzına tıkıştırmak istemeyeceksin çünkü kendini zaten oldukça tok hissediyor olacaksın. Ve sen doymuş bir midenin memnuniyetiyle koltuğuna yayılmışken, aldığın az miktardaki kaloriyle gülümseyerek şu hisse bürüneceksin: Lifli yiyecekler vücuduma karbonhidrat girişini azaltır. Eğer her öğün aldığın 44 gramlık karbonhidratlı yiyeceklerin 10 gramı lifli ise, vücudun yalnızca 34 gr lifsiz karbonhidrat emiyor demektir.Sonuç ise: Yoğun lifli yiyecekler, yüksek karbonhidratlı yiyeceklerin neden olduğu kabızlık problemini de ortadan kaldırmış olacak.

Elmas değerinde yiyecekler
Liflerle ilgili unuttuğumuz en kötü şey, hiçbirimizin onlardan yeterince yememesi. Çoğu araştırmalar gösteriyor ki, Amerikalıların vücuduna aldığı meyve ve sebzeler önerilen seviyelerin altında kalıyor. Birçoğumuz, gün içinde cips ve soda gibi hiç lif içermeyen abur cuburlar atıştırıyoruz. Zengin lifli gıdalar hacimlerine oranla çok fazla yer tutar. Kalori kesmek senin için önemliyse lifli gıdaları tercih etmelisin.

Şimdi lifler üzüm suyundan yoğurda kadar her şeyin içine giriyor. Belki de bu lif eksikliğini, onu cazip hale getirerek kapatmanın bir yoludur. Fakat bu ürünler yerlerini korurken, hiçbir zaman zor durumda başvurduğun birer kaynak olmamalı. Her zaman lifleri ana yiyeceklerden almak en iyisidir. İlaveler ve sonradan eklenenler, sade yiyeceklerdeki kadar besin avantajı sağlayamaz.

Vücuduna gizlice lif almanın kolay yolu
• Öğlen yemeğine küçük bir salata ekle.
• Beyaz pirinci, kepekli pirinç ile değiştir.
• Çorbana nohut ya da fasulye ekle.
• Mısır gevreğine en az 5 gram tahıl ekle.
• Tatlı niyetine light kremşanti ile birlikte frambuaz gibi yoğun lifli meyveler ye.

Fakat bir kamyon dolusu fasulyeyi yemeye başlamadan önce, birçok uzmanın önerdiği gibi kademeli olarak lif alımını arttır. Birden bire artış, şişkinliğe ve gaza neden olur. “Eğer günde 10 gram alıyorsan, hemen bunu 25’e çıkar” diyor Doktor Caroline Williams.Daha iyi bir yöntem: Azla başla ve arttır. Litrelerce su iç. Su olmadan kendini kabız gibi hissedebilirsin. Aynı zamanda pes de etme. Lifin avantajları ancak günde 50 grama ulaştıktan sonra kendini göstermeye başlar. “Bu çabucak gerçekleşmez” diyor Greave. Aşırı lif, vitamin ve mineral emilimini tehlikeye atabilir.”

“70’li yıllarda lifli yiyecekler, buğday bakterileri, küçük kırmızı örümcekler yüzünden kötü unvana sahipti” diyor Williams. “Fakat şimdi onları tatmadan bile alabiliyoruz. Lifler insanlara doymuş hissi verir ve senin için oldukça sağlıklıdır.” Kulağa hoş geliyor değil mi?

Lifin düşmanları
Ağır bir diyet, lif oranını bir top muffin kekten daha fazla düşürür.Ayrıca lifli yiyecekler bazı hastalıklara karşı direncini arttırır.

Diabet
“Tonlarca lifli yiyecek ve tahıl tüketmek Tip 2 diyabet riskini düşürür” diyor Archives of Internal Medicine araştırmaları.

Meme ve kolon kanseri
Yapılan çalışmalar, zengin lifli, yulaflı ekmek ve tahılların meme kanseri riskini ortadan kaldırdığını gösteriyor. Diğer çalışmalar da daha fazla lifli yiyecekleri, özellikle fasulye tüketmenin kolon kanserini önlediğini gösteriyor.

Kalp krizi
The American Journal of Clinical Nutrition’da yer alan çalışmalarda, fazla lifli yiyeceklerin, kalp krizi riskini arttırdığı bilinen C-reaktif proteininin (CRP), seviyesini düşürdüğünü gösterdi.

26 Kasım 2012 Pazartesi

0

Pazartesi Diyetlerinin Ömrü Kısa!

Pazartesi gelmeden; gazeteden, dergiden, internetten, beslenme uzmanına giden bir arkadaştan alınan diyet listesi buzdolabına asılıyor ve pazartesi diyete start veriliyor. Peki ya sonra? Birkaç gün sonra, yiyeceklerin dayanılmaz cazibesi galip geliyor ve aynı beslenme yanlışlarına devam ediliyor. 

Kilo verilemediği gibi terazideki sayılar her geçen gün artmaya devam ediyor ta ki yeni bir pazartesi gününe kadar… Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Küçük, zayıflama diyetine başvuranların öncelikle kararlı olması gerektiğini, beslenme biçimlerini radikal bir şekilde birdenbire değiştirmek yerine küçük değişikliklerle sürdürmenin kilo vermede daha etkili olacağını vurguladı.

Dyt. Elif Küçük, her pazartesi diyete başlayan kadınların kendilerini kandırmalarına neden olan 10 avuntu hakkında bilgi verirken, zayıflama sürecinde uygulanacak doğru stratejileri de anlattı:

1- Bugün kaçamak yaptım yarın toparlarım:
Her yapılan kaçamağın ardından çokça söylediğimiz cümlelerden birisi de budur. Ufak kaçamaklar bizim tüm gün boyunca kaçamak yapacağımız anlamına gelmez. Bir öğünde daha yüksek kalorili besinler tükettiysek daha sonraki öğünlerde toparlayabiliriz. Her kaçamak için ‘nasıl olsa bugün düzensiz beslendim yarın daha düşük kalorili beslenmeliyim’ mantığına yol açacağından, bir an önce bu düşünceden uzaklaşmakta yarar var. Gün içerisinde tek bir kaçamakla günümüzü atlatabiliriz. Fazlası her zaman zararlıdır.

2- Bol kahve içerim, kahve zayıflatır:
Kahve içinde bulunan kafein maddesi nedeniyle metabolizmayı hızlandırır. Ama bu hızlandırıcı etkiye sahip olması, kahvenin harcamamız gereken toplam enerjiyi artıracağı anlamına gelmez. ‘Nasıl olsa kahve içiyorum zararı olmaz’düşüncesi de yanlıştır. Kahveyi şekerli ve bol kremalı tercih etmeniz gün içerisinde aşırı kalori almanıza neden olacaktır. Kahve içerken süt yerine kullanılan süt tozları, krema ve aromalar kahveler için pek de masum tercihler olmayacaktır. Ancak günde 1 fincan şekersiz bir Türk kahvesi veya şekersiz light süt ile yapılmış bir neskafe daha iyi bir alternatif. Kahvenin, hiçbir zaman zayıflatmayacağı unutulmamalıdır.

3- Sabah limonlu su içerim yağlarım erir:
Günlük su tüketimi metabolizmamızın hızlandırılmasına yardımcı olacaktır. Su içmekte zorlanıyorsak değişiklik yaparak limonlu suyu tercih edebilirsiniz. Fakat limon asitli bir meyve olduğu için yağları yakar düşüncesi yanlıştır. Günlük gereken kaloriden daha fazlasını almanıza, limonlu su içerek zayıflarım yanılgına kapılmayın. Sabahları sıcak veya limonlu suyun zayıflama üzerine etkisi yoktur.

4- Büyük beden kıyafetler kusurlarımı kapatır:
Evet, büyük beden her zaman kusurlarımızı kapatır. Ancak büyük beden giymenin riskleri de var; aldığınız kiloların farkında olmazsınız ve her seferinde daha büyük bedenler tercih ederek bedeninizi gizleme gereği duyarsınız. Oysa bedenimizi başkalarından gizlemek yerine öncelikle farkına varmalıyız. Böylece fazla kiloları fark ederek zayıflama kararının ilk adımını atabilirsiniz.

5- Annem, teyzem de kiloluydu, ben de öyleyim:
Genetik özellikler, pek çok sağlık sorununda olduğu gibi obezite de etkili. Ailenin diğer fertlerinin kilolu olması kendinizi onlara benzeterek rahatlamanıza yol açabilir. Ancak bazen genetik her şey değildir! Çevresel faktörlerin, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının da büyük önemi var. ‘ Annem de kiloluydu deyip ne yaparsam yapayım ben de alırım’ diye düşünmek yerine, onlar gibi olmamak için kilo almama için neler yapabilirim sorusuna odaklanmanızda yarar var. Yanlış yapılan beslenme ve yaşam alışkanlıklarını bir an önce düzeltmek daha sonraki dönemleri onlar gibi geçirmenizi önleyecektir.

6- Günde bir öğün yerim zayıflarım:
‘Daha az yerim daha az kalori alıp zayıflarım’ düşüncesi çoğu kişinin inandığı ve uyguladığı yanlış bir yöntem. Sık yiyerek düşük kaloriyle zayıflamak doğru bir tercihken, tek öğün beslenerek metabolizmanızı yavaşlatmak kilo almanıza yol açan yanlış bir tercih olacaktır. Az ve sık beslenmeyi hayat biçimi haline getirip bu sistemle zayıflamak mümkündür. Oysa tek öğün beslenmek, vücudun kendini korumak için daha az enerji yakması, bu da zayıflamamanız anlamına gelir. Aksine, kendini koruma modu sayesinde vücut, yağlanmaya meyilli olur.

7- Spor yapıyorum, kebap da yerim tatlı da, bir şey olmaz:
Spor, günlük yakmanız gereken enerjiyi artırarak kilo vermenize veya kilonuzu korumanıza yardımcı olur. Ancak spor yapıyorum diye düzensiz ve fazla kaloriyle beslenmeniz, kilo vermek yerine almanıza yol açar. Yani sporla birlikte de düzenli beslenme şarttır. Bu nedenle sporu tek başına değil, düzenli ve sağlıklı beslenmeyle desteklemelisiniz.

8- Acı biber yerim zayıflarım, kaloriye devam:
Zayıflamak için hiçbir mucizevi besin yoktur. Acı biber de zayıflatmaya yardımcı bir besin değildir. Acının azda olsa metabolizmada hızlandırıcı etkisi vardır. İstediğimiz her besini yiyip acı biberle zayıflamak imkansızdır. Zayıflamanın bir formülü var; aldığınız kalori, harcadığınız kaloriden her zaman az olmalıdır.

9- Yağlarımı aldırırım, zayıflarım:
Besinlerle aldığımız fazla kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanmaktadır. Ancak cerrahi işlemle alınan yağlar tekrar oluşmayacak anlamına gelmiyor. Sonuçta yağ vücutta oluşuyor. Sürekli yağ aldırarak da geçici süre fazlalıklarınızdan kurtulsanız da yaptığınız yanlışları düzeltmediğiniz sürece yağlanmalar devam edecektir.

10- Nasılsa estetik yaptırdım bir daha kilo almam:
Zayıflamayla ilgili yapılan estetik ameliyatları da, yağ aldırma gibi geçici bir çözümdür. Bir daha kilo alınmamasını garanti edemez. Kilolu kişilere her ne işlem yapılırsa yapılsın düzenli beslenmedikçe kişi eski haline hızlı bir şekilde geri dönebilecektir.

13 Kasım 2012 Salı

0

Dışarıda yemek şişmanlatıyor

Şehir hayatının koşuşturması ve yoğun iş temposu sebebiyle birçok insan evden çok dışarıda yemek yiyor. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı ofis masasında poğaça veya açma gibi ürünlerle yapmayı tercih edenlerin sayısı bir hayli fazla.

Diyetisyen Meltem Şeniz Toksoy, dışarıda yenilen öğle ve akşam yemeklerinin ise ciddi oranda yağ ve sodyum alımına neden olduğunu ancak ihtiyaç duyulan besin öğelerini yeterince içermediğini söyledi.

Ev dışında yenilen öğünler arttıkça fazla kiloların da arttığına ve sağlıklı kiloyu korumanın gittikçe zorlaştığına dikkat çeken Toksoy, “Size geniş menü alternatif sunan mekanları tercih edin. Bilmediğiniz yemeklerin içeriğini garsonlara sormaktan çekinmeyin. Yemeğe yalnız gitmemeye özen gösterin. Yemekte arkadaşınızla sohbet edin ya da kitap gazete okumak gibi yemek dışındaki şeylerle ilgilenin” dedi.

SALATA TERCİHİ ÖNEMLİ

Meltem Şeniz Toksoy’un dikkat çektiği noktalardan biri de salata seçimi: “Hafif bir yemek sipariş etmek isteyenler, neredeyse her restoranın menüsünde yer alan Sezar salatayı tercih ederler. Ancak Sezar salatanın sosu, salatayı ana yemekler kadar kalorili bir besin haline getirir. Onun yerine Akdeniz salata ya da deniz mahsulleri salata tercih edin. İki dilim tahıllı ekmek ve asitsiz bir içecekle hem sağlıklı hem de dengeli bir öğün oluşturabilirsiniz.”

“AKŞAM YEMEĞE ÇIKACAĞIM DİYE ÖĞLE YEMEĞİNİ ATLAMAYIN”

“Dışarıda yiyeceğiniz gün bir önceki öğünü atlamayın” önerisinde bulunan Toksoy’a göre, açlığı kontrol altında tutamamak, restorandaki menülerin çekiciliğine daha kolay kapılmaya neden oluyor: “Evde olduğu gibi dışarıda yemek yediğinizde de kendinize dört besin grubunun bir arada bulunduğu yemekler sipariş edin. Örneğin, ızgara et veya tavuk, yanında yeşil salata, içecek olarak ayran ve 1-2 dilim tahıllı ekmek tüketebilirsiniz.”

“BÜYÜK PORSİYONLARLA RESTORAN KALİTESİNİ EŞ TUTMAYIN”

Yemeğin porsiyon büyüklüğünün de çok önemli olduğunun altını çizen Diyetisyen Toksoy, “Günümüzde büyük porsiyonlar restoranın kalitesi ile eşdeğer tutuluyor, restoran seçerken tercih sebebi oluyor. Büyük porsiyonlarla yemek servis ettiğini bildiğiniz mekanlarda yemeğinizi küçük porsiyonlarda getirmelerini isteyin ya da ihtiyacınız kadarını tüketip kalanını paket yapmalarını rica edin” dedi.

10 Kasım 2012 Cumartesi

0

Kışa girmeden önce yapılacak detoks önerisi

Kışa hazırlanırken üç günlük bir detoks ile toksinlerden arındırdığımız vücudumuzu sağlıklı beslenme programı ile güçlendirmek için sonbahar mevsimi ideal bir dönem.

Yaz geliyor, diyete başlamam lazım’ deyişiniz daha dün gibi. Oysa yaz günleri su gibi geçti gitti. Hareketlenen sosyal hayat, seyahatler, düğünler, partiler derken yediklerinizin dozu biraz kaçtı. Buna bir de bronzlaşmak uğruna güneşin altında uzanılan uzun saatler eklendi. Üç aydır biraz acımasız davrandığınız vücudunuzun temizlik zamanı ise şimdi geldi. Kışa doğru vücut direncinizi artırırken diğer yandan da yazın aldığınız kilolardan kurtulmak için sonbahar ideal bir dönem… Üç günlük sonbahar detoksunun ardından başlayacağınız sağlıklı beslenme programı ile bu kış mikroplara kapınızı kapatırken küçük beden kıyafetlerinizle de barışabilirsiniz.

METABOLİZMA YAVAŞLIYOR
Kışa girerken metabolizmanın ve bağışıklık sisteminin yavaşladığını belirten Diyetisyen Yeşim Çelik, “Böylece hem viral hastalıklara yakalanma riski artıyor hem de kilo artışı oluyor. Bu artış metabolizmanın yavaşlamasının yanı sıra kışın hareketsizlik de arttığı için de görülüyor. Detoks ise vücudun toksinlerden arındırılmasını sağlarken metabolizmayı da hızlandırıyor. Dolayısı ile sonbahar geçiş dönemini iyi kullanırsanız yazın aldığınız fazla kiloları vermekle kalmıyor, kışın ortaya çıkan kilo alma ihtimalini de ortadan kaldırmış oluyoruz” diyor.

AMAÇ KİLO VERMEK DEĞİL
Detoksun kilo vermek değil arınmak için uygulanan bir program olduğunu belirten Diyetisyen Yeşim Çelik, üç günün sonunda çok düşük oranda yağ yakılmış olsa da asıl kaybın sıvıdan olduğunu söylüyor. Total kiloda görülebilecek değişikliğin yağ kaybı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çelik, detoksun devamında uygulanacak sağlıklı beslenme programı ile kilo vermenin doğru bir yaklaşım olduğunu vurguluyor. Detoksun en fazla üç gün uygulanması önerisine rağmen kısa aralıklarla daha sık uygulamalar yapanlar olduğunu anımsatan Diyetisyen Çelik, “Beslenmeninetkileri uzun vadede ortaya çıkıyor. Detoks programını önerilenden uzun süre uygulayan kişiler kısa vadede hiçbir olumsuz etki görmeyebilir ancak olumsuz etkiler uzun vadede ortaya çıkıyor” diyor. Diyabet, yüksek tansiyon, kalp, böbrek ya da karaciğer yetmezliği olan kişilerin detoksu mutlaka hekim kontrolünde yapmaları öneriliyor. Emziren annelerin, hamilelerin, küçük çocukların ve yaşlıların ise kesinlikle detoks yapmaması gerekiyor.

STRESTEN UZAK DURARAK RUHUNUZU TEMİZLEYİN
Sonbahar aylarının, vücudunu kışa daha dinç sokabilmek için iyi değerlendirilmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu belirten Diyetisyen Çelik, şunları söylüyor; “Detoksun en fazla üç gün yapılmasını öneriyoruz. Detoks döneminde et, tavuk, balık, süt gibi gıdaları, tatlıları ve asitli içecekleri tamamen beslenmenin dışına çıkarıyoruz. Taze sebze ve meyveden oluşan, lif içeriği yüksek bir menü tüketiyoruz. Böylece bağırsak sistemini çalıştırarak arınmasını sağlıyoruz.” Sindirim sistemi iyi çalışan insanın ‘mutlu insan’ olduğunu belirten Diyetisyen Çelik, “Hastalara hep şunu söyleriz; strese girdiğinizde, sıkıldığınızda çok yediğinizde ya da az yediğinizde önce sindirim sisteminiz etkileniyor. Eğer bir kişinin sindirim sistemi iyi çalışıyorsa kabızlık, ishal, şişkinlik yoksa o kişi mutlu kişidir. Detoks programında da amacımız bağırsak sistemini boşaltarak sindirim sistemini iyi çalışır hale getirmek… Bu nedenle lifli gıdalar önem taşıyor. Ayrıca sıvı tüketimini artırıyoruz. Tıpkı bedenimizin dışını yıkar gibi içini de yıkıyoruz. İlk tercihi her zaman sudan yana yapıyoruz. Ayrıca meyve suları ve bitki çayları tüketilmesini öneriyoruz.” Detoks programı boyunca egzersize de yer vermek gerektiğini belirten Diyetisyen Yeşim Çelik, tam bir arınma için bu süre içinde stresten de uzak durmayı öneriyor.

ÜÇ GÜNLÜK SONBAHAR DETOKS PROGRAMI

1. GÜN

Sabah kalkınca: 1-2 bardak ılık su (Limon suyu ile tatlandırabilirsiniz.)

Kahvaltı: 4 yemek kaşığı haşlama buğday, 1 su bardağı yoğurt, 1 yemek kaşığı bal, (Buğdayı haşlayın, ılıdıktan sonra üzerine yoğurt ve bal ekleyerek yiyebilirsiniz.),

Kuşluk: 1 fincan ıhlamur, 1 dilim karpuz,

Öğle: Lahana+kabak çorbası

Hazırlanışı: Küçük bir bütün beyaz lahana+2 adet kabak

- 1 adet soğan

- 3–4 diş sarımsak

- 1 demet maydanoz

- Birkaç adet sivribiber

- 1 çay kaşığı kimyon

- 1 çay kaşığı zerdeçal

- 1 tatlı kaşığı zencefil

- 2–3 tatlı kaşığı zeytinyağı

İkindi: 1 adet orta boy şeftali

Akşam: 1 kase mercimek çorbası, Mevsim salatası (1/2 adet domates, 1/4 adet salatalık, 1 yaprak marul, 1 yumurta büyüklüğünde brokoli, 1/4 adet kırmızı biber, 2 yaprak roka, 1 diş sarımsak, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı nar ekşisi)

Gece: 6 adet kırmızı üzüm, 1 adet kivi

2. GÜN

Sabah kalkınca: 1-2 bardak ılık su (Limon suyu ile tatlandırabilirsiniz.)

Kahvaltı: 1 bardak kefir ve 2 adet salatalık

Kuşluk: Yeşil elma+armut kompostosu

Hazırlanışı: Dilimlenmiş 2 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet armut – 3-4 adet kabuk tarçın
- 5-6 adet karanfil

- 10-15 adet kuru üzüm

Öğle: Haşlama semizotu+ 1 diş sarımsak, 1 su bardağı light yoğurt

İkindi: Yeşil elma+armut kompostosu

Akşam: Soğan-sarımsakla pişirilmiş taze fasulye, brokoli ya da ıspanak gibi yeşil bir sebze yemeği (1 yemek kaşığı zeytinyağlı ile)

Gece: Yeşil elma+armut kompostosu

3. GÜN

Sabah kalkınca: 1-2 bardak ılık su (Limon suyu ile tatlandırabilirsiniz.)

Kahvaltı: 1 su bardağı light süt, 1 adet muz, 1 yemek kaşığı kırmızı kuru üzüm, 2 adet ceviz,

Kuşluk: 1 dilim kavun

Öğle: Zeytinyağlı barbunya, 1 porsiyon yeşil salata

İkindi: Taze sıkılmış meyve suyu

Akşam: 1 kase tarhana çorba, 1 kase yoğurt

Gece: Yarım su bardağı light süt, 2 adet ceviz, 1 adet muz,

NOTLAR:

● Arınma süresi boyunca bol su içmelisiniz.

● Çay çeşitlerini sınırsız içebilirsiniz.

● Kahve ve kafein içeren içeceklerden, gazlı içecekler ve alkolden uzak durmalısınız.

● Gün içinde istediğiniz kadar salatalık, domates, biber, marul ve kereviz sapı tüketebilirsiniz.

HER ŞEY MEVSİMİNDE GÜZEL

Günümüzde birçok sebze meyve her mevsim reyonlarda bulunabilse de bu gıdaları ‘mevsiminde yemek’ büyük önem taşıyor. Çünkü görünüş olarak aynı olsalar da örneğin yazın yenilen bir domatesin içeriğindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar, kışın yenilen domatesten çok daha fazla oluyor. Gerek detoks sırasında gerekse sağlıklı beslenme döneminde her şeyi mevsimine göre tüketmek öneriliyor. Meyve sebze reyonlarındaki bolluk sizin de aklınızı karıştırıyorsa, neyin hangi mevsimde daha sağlıklı olduğunu aşağıdaki tablodan takip edebilirsiniz.

Kaynak:formsanté

7 Kasım 2012 Çarşamba

0

Beden Zekası ile Fazla Kilolarınızdan Kurtulun!

Pek çok kişinin ortak sorunu bir türlü kilo verememek veya verdiği kiloları hızla geri almaktır. 

Her türlü diyeti uyguladıkları halde kilo vermeyi başaramayan ya da verdiği kiloları geri alan kişiler, çoğu zaman bunun fiziksel bir sorundan kaynaklandığını düşünür. Oysa pek çok kilo ve yeme sorununun altında psikolojik nedenler yatar. ART Tıp Merkezi uzmanlarından Uzman Psikolog Arzu Güneş, Beden Zekası çalışmaları sayesinde kilo sorunu ve yeme bozukluklarının nasıl tedavi edildiğini anlatıyor.

Kilo verme üzerine hazırlanmış programların neredeyse tümü davranış değişikliği yaratmak üzerine kurulmuştur. Diğer bir deyişle bu programlar kilo vermek isteyen kişilere davranışlarını (örneğin; tatlı yeme davranışını, aşırı yeme davranışını, düzensiz yeme davranışını, tıkınırcasına yeme davranışını vs) değiştirmeyi öğretmeyi hedeflerler. Ama bunu, değiştirmeye çalıştıkları davranışların altında yatan nedenlere yönelmeden yapmaya çalışırlar ve çoğunlukla başarısızlık veya kısa vadeli başarıyla karşı karşıya kalırlar.

Öncelikle Kilo Probleminin Kaynağına İnmek Gerekiyor

Beden Zekası çalışmalarında öncelikle, kişinin kilo problemine neyin sebep olduğunu anlamaya çalışılır. Daha sonra da kilo sorununu sürekliliğini sağlayan düşünme biçimleri ve kalıpları tespit edilir. Bu kalıplar, örneğin bedeninizle ilgili ne düşündüğünüz ve ne hissettiğinizle ilgili olabilir. Ya da yiyecekler veya egzersiz yapmak konusunda ne düşündüğünüz konusunda olabilir.

Çoğu kilo sorununda, sorunu yaşayan kişinin düşünce kalıpları sürekli olumsuz ve işlevsiz düşünceler üretip durur. “Beden Zekası” çalışmalarında bu düşünce kalıplarının devre dışı bırakılması veya değiştirilmesi hedeflenmektedir. Bu değişimle birlikte farklı, yararlı ve gerçekçi düşünce, duygu, davranış kalıpları oluşturulur. Bu yeni kalıplar, bir süre sonra, tıpkı önceki yararsız kalıplar gibi otomatikleşecek ve kişinin yemek veya egzersize karşı tutumu tümüyle değişmiş olacaktır.

Beden Zekası Çalışması Pollyana'cılık Değildir!

Bu çalışma kesinlikle bir pozitif düşünce veya Pollyanna’cılık olarak görülmemelidir. Unutmayalım ki, sürekli pozitif düşünmeye yönelik kalıplar, en az olumsuz kalıplar kadar zararlıdır. Amaç, GERÇEKÇİ-YARARLI kalıplar oluşturmaktır. “YARARLILIK” kavramı; durumu olduğundan daha iyi ya da daha kötü değil olduğu gibi görmek, yorumlamak ve ona göre davranmak anlamında kullanılmaktadır.

Yararsız bir düşünce kalıbını önce fark edip sonra da değiştirmek istiyorsak, Beden Zekası çalışması bunun için en uygun araçtır.

Kilo ile ilgili Beden Zekası çalışmaları şu alanlarda etkili olabilmektedir.

• Beden İmajını yükseltmek.
• Aşırı yeme davranışlarını ortadan kaldırmak.
• Genel duygu durumunu iyileştirmek.
• Stresle baş etmek.
• Duygusal yemeyle baş etmek.
• Özgüveni artırmak, kişinin bireysel hedeflerine ulaşma becerisini artırmak/geliştirmek.
• Uzun vadede kendi terapistiniz olmanızı sağlamak.
• Olumsuzluklarla, sorunlarla karşılaşıldığında havlu atmanızı engellemek.

Çalışmalar tamamlandığında, daha yüksek bir Beden Zekasına sahip olmakla birlikte, yukarıdaki becerilerin tümünü edinmiş olacaksınız. Özellikle kilo konusunda çalışırken, hedeflere ulaşmak için, öncelikle kişiye uygun bir beslenme planlamasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Beden Zekası Programına başlarken, Beslenme Danışmanı, Terapist ve hastanın katılacağı bir seans düzenlenir ve kişinin ihtiyaçlarına uygun bir program akışı belirlenir. Daha sonra ihtiyaç duyuldukça ikili seanslar yapılır ve başta belirlenen hedeflerin tümüne ulaşıncaya kadar terapi sürdürülür.

6 Kasım 2012 Salı

0

Diyete devam etmenin 4 yöntemi

Diyette olmak çoğunlukla sadece fikir olarak bile yorucu bir şeydir. Taylan Kümeli yazdı...

İstediğiniz kadar süsleyin... ‘Diyet’ sevimsiz ve tahrik eden bir sözcüktür. Sizi aniden acıktıracak denli sinyaller yollayabilen, hakkında planlar yaptığınız, uğruna acı çektiğiniz bir sürece işaret eder. Peki, başlamak bile zorken sürdürmek nasıl mümkün olabilir? İşte size 4 anahtar...

1. Amacınızı Unutmayın! 

Nasıl kilo vereceğinizden önce, ne kadar kilo vereceğinize odaklanın... Hemen ardından da, asla yanlış bir metoda yönelmeden uzmanınızı seçin. Kilo aralığınıza bakarak, içinde bulunduğunuz durumu isimlendirin. Normal kiloda mısınız? Aşırı kilolu musunuz? Yoksa obezitenin kapılarına mı dayandınız? Porsiyon ölçünüzü belirleyin ve günden güne azaltın... Sizin için doğru olan porsiyon miktarını, size ancak sizin medikal geçmişinizi bilen ve yorumlayacak denli donanımlı olan bir doktor söyleyebilir. Sıkı sıkıya inandığınız yahut kısa vadede sonuçlar aldığınız yanlış bilgiler, sizin başarınızı bloke ediyor olabilir. Hareket, sağlıklı beslenme sürecindeki bir insanın hayatına dahil etmesi gereken unsurlar arasında... Her zaman jimnastik salonlarına gidemeyebilirsiniz. Bunun yerine televizyon başından kalkmanız ve yarım saatinizi ev içinde bile olsa yürüyüşe ayırmanız size fayda sağlar. Ancak unutmayın ki düzenli bir spor programı da, diyet programı da işinin ehli olan kişilerin rehberliğinde sonuca ulaşır.

2- Kişisel gerçeklerinizi göz önünde bulundurun 

Kişilik, yiyeceklere yönelimlerimizde doğrudan rol oynar. Eğilimlerinizi bilemek, sizi kendi zaaflarınıza karşı korumanın ilk adımıdır.

Atak: Eğer ataksanız elinizin hemen altında duran ve bir çırpıda ağzınıza atabileceğiniz şeyleri kendinizden uzaklaştırın. Tek lokmalık kurabiyeler, buzdolabında hazır bekleyen börekler, dondurucunun elinden 5 daki kada kurtulabilecek hazır pizzalar gibi...

Unutkan: Eğer yediklerinize dikkat etmeyen biriyseniz (örneğin heyecanla bir program seyrederken önünüze gelen yiyeceğe bakmadan ya da önemsemeden ağzınıza atıyorsanız) sizi o an için ayıltacak bir uyarana ihtiyacınız var. Örneğin belki de siz “Hey! Bu yediğim faydalımı?” diye her defasında kendisine sorması gerekenlerdensiniz...

Gergin: Eğer ileri düzeyde kaygılı bir insansanız, yeme içme konusu sizin için ayrı bir tepki alanı... Çoğu kişi kendisini yiyerek yatıştırır. Çoğu da kendisine zarar verecek denli aç kalır.

İnatçı: Keskin kişilikler, kilo verme konusunda diğer gruplardan daha başarılıdırlar. Çünkü kural koyucular kendileridir. Zamanlama, organize olma ve ayarlama konusuda bu kişilik grubunun üzerine yoktur.

Sosyal: Kendi evlerinde bile sosyal olan kimseler mönülerini misafirlere göre belirlediklerinden düzenli bir liste uygulamaları zorlaşır.

3- Çift güç

Diyet ve egzersiz Sıklıkla karşılaşılan bir soru vardır: “Önce diyet mi gelir, egzersiz mi?” Diyet, en başta da söylediğimiz gibi sevimsiz bir sözcüktür. Egzersiz ise, caydırıcı ve korkutucu bir anlam taşıyor. Ancak siz sağlıklı olmaya karar verdiğinizde, yaşam tarzınızla ilgili bir şeyleri gözden geçirme niyetini beslemektesinizdir. O halde birini diğerine tercih etmektense, onları etkileştirmek en doğrusu olacaktır. Öyleyse, doğru beslenme ve egzersizin kombine olmuş hali form tutmak için eşsiz bir birleşimdir.

4. Kendinize verdiğiniz sözü tutmak gibisi yoktur! 

Başarılı olmak için kendinizi anlamalı ve kilo kaybetmeyi hedeflediğiniz sürece odaklandırmalısınız. Öyleyse, başlamadan önce kendinize bazı sorular sormak, kendi gerçeklerinizle yüzleşmeniz gerekir. Mesela: Bunu yapmaya hazır mıyım? Bu içten gelen bir motivasyonmu? Aksiliklerle ve olumsuzlarla baş ederek bu süreci devam ettirebilecek miyim? Tastamam hedefime odaklanabilecek bir süreçte miyim? Şayet iş değiştirmek üzereyseniz yahut dikkatinizi dağıtacak bu türde geçiş dönemlerinin arifesindeyseniz, söz gelimi, çözülmemiş uzun vadeli kişisel sorunlarınız varsa bu sizin kilo kaybetme disiplinini doğrudan etkiler.

Sonuç olarak, kendinize hazır olduğunuzu her anlamda taahhüt etmelisi niz. Birileri istedi, baskı yaptı, yahut sizi zorladı diye değil, buna ihtiyacınız olduğunu siz düşündüğünüz için... Ve hazır olana dek, ihtiyacınız olan sabrı kendinize gösterin... Hiç bir şeyin jet hızıyla gerçekleşmeyeceğini, uzun süren başarıların uzun süren hazırlık ve çalışmaların ürünü olduğunu daima anımsayın... Ve en önemlisi, kendinizle sözleşin... Çünkü insanın kendisine verdiği sözü tutması kadar nefis birşey yoktur!

back to top