Sistine Şapeli'nin bacasından beyaz duman tütmesiyle birlikte Twitter ahalisinde bir hareketlenme oldu. Dumanın çıkmasıyla, yeni Papa'nın açıklanması arasında geçen sürede başka bir dinin kutsalıyla eğlenildi, komiklikler şakalar yapıldı, hoş vakitler geçirildi. İbret almayı sevenler için bulunmaz bir örnek vakaydı, kıymeti bilinmedi.
Kendi dinlerine iki aykırı laf edilse ortalığı ateşe vermek için birbirleriyle yarışacak olan bazı müslümanlar, katolik hıristiyanların inançlarıyla, kültürleriyle, gelenek ve görenekleriyle dalga geçe geçe bi haller oldular.Kimsenin bana bi şey sorduğu yok ama yine de bana sorarsanız, tadını kaçırmadan bu tür kafa bulmalarda hiçbir sorun yok. Tabii karşılıklı olmak kaydıyla. Sen başka bir dinin işleyişiyle dalga geçiyorsan, başka bir dinin insanı da senin dininin işleyişi ile geçecek dalgasını. Alınmaca kırılmaca insanları yakmaca falan yok.
Kimse kimseyle dalga geçmesin, biz bi dine inanan insanlar inanmayanlar ile dalga geçelim diyorsan, cık, o da öyle tek taraflı olacak iş değil. Yalınız bu konuda eğitim şart. Hakikaten şart. Yani adam ya da kadın "ben bir yaratıcı olduğuna inanmıyorum" dediğinde senin inandığın yaratıcıya ya da sana hakaret falan etmiyor, aman gözünü seveyim, hemen "inancımıza saygı duyacaksın!" diye celallenme. Ne biliyorsun belki saygı duyuyor olsaydı o da inanacaktı? Zorlamanın bi manası yok değil mi? Sadece şunu bil, başka birileri inanmıyor diye senin inandığın şey yok olmuyor. Tıpkı, sen inanıyorsun diye var olmadığı gibi.
Bir de sırası gelmişken hatırlatmak isterim, ifade özgürlüğü diye bir şey var hani? İşte o şey, herkese lazım. Sana ne kadar lazımsa, başkalarına da o kadar lazım. Yani sen başkalarının diniyle imanıyla kafa bulurken ifade özgürlüğünü nasıl tepe tepe kullanıyorsan, aynı özgüürlük o başkaları için de geçerli, onlar da senin değerlerinle kafa bulmak için ifade özgürlüklerini kullanabilirler, aman diyim, sakın arızaya geçme.
Şimdi eğer bana "ama dini değerlerle dalga geçmek ifade özgürlüğü müdür?" diye sual edecek olursan, cevabım "evet öyledir.. hatta, ifade özgürlüğünün tanımını yapmaktır," olacak.
Ki zaten, ifade özgürlüğü de tam olarak böyle bi şey. İki dakika düşünelim hemen: Suya sabuna dokunmayan, herkesin bildiği ve hatta gayet memnun onayladığı düşünceleri ifade etmenin adı mı özgürlük? Bunun adı ezber geçmek.
Elzem not: Nefret söylemi var hani? Bunu yapmıyoruz.
Duymaya tahammül dahi edemediğin her bi şeyi düşün.. ve şimdi onları duy. Bu kadar. Karşında bir insan var, ve bu insan, senin baştan aşağı doğru bildiğin, zerre kuşku duymadığın ve hatta yedi kat yukarıdan tescil edildiğine canı gönülden inandığın her ne varsa, bunların alayına kısaca "hadi be?" diyor. Yok öyle bi şey diyor. Hatta adamın sinirlerini bozmuşsun misal, diyelim bu adama kendi inancını, sırf çoğunluk buna inandığı için, günde beş vakitten başlayarak dayatmışsın, okullarda ders diye okutmuşsun, adamın kimliğine yazdırmışsın. Kazancından vergi kesip inancının gereğine göre kullanmışsın. İyi ama sen bu adamla yıllardır göstere göstere kafa bulmuşsun zaten? Dalga geçmişsin, farkında mısın?
Farkındasın aslında.
İfade özgürlüğünü, başka bir inançla dalga geçme özgürlüğünü sadece kendi adına isterken de farkındaydın, tepe tepe kullanırken de. Başkaları senin değerlerine dil uzattığında o ifade özgürlüğünü "ama inancımıza hakaret ediliyor.. ama saygı duyun!" diyerek rafa kaldırırken de farkındaydın be iki gözüm.
Şimdi Sistine Şapeli'nin bacasından çıkan dumanın rengiyle, bacanın kendisiyle, kardinallerle ya da misal, Papa olmak için geçilmesi gereken aşamaların en mahremiyle dalga geçerken için rahat. Alışıksın, farkındasın. İçin rahat, gönlün ferah.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder