İnsan evladı evriminin sonuna mı geldi? Bundan 100 milyon yıl sonra da eğer ölmez sağ kalırsak, yine bugünkü gibi mi görüneceğiz?
Aslında bu soruların cevabı birkaç yıl önce genetik uzmanı Prof. Steve Jones tarafından verilmişti. Biraz arşiv karıştırıp şu açıklamayı buldum:
"Jones’a göre evrimin en önemli iki unsuru, güçlü olanın kazandığı doğal seleksiyon ve genetik mutasyon, insanlığın hayatında artık önemli bir rol oynamıyor. Yani insan nesli varlığını sürdürmeye devam ederse bundan 100 milyon yıl sonra şu anda olduğundan pek de farklı görünmeyecek." Benzer görüşleri daha önce Isaac Asimov'un bir kitabında okumuştum. Epey zaman olmuş, kitabın adını yanlış hatırlıyor olabilirim ama galiba adı Sonsuzluğun Sonu'ydu. Asimov'un kurgusunda, binlerce yıl geçmesine rağmen insan evladının görünüşünde çok az değişiklik oluyordu. Apandisit ve yirmi yaş dişleri yok oluyordu ve başka kayda değer bir değişiklik yoktu. Akıl fikir faslında da bir değişiklik olmuyordu, ki, asıl garibime giden de bu olmuştu.
Hani saf bir umut duyulur ya geleceğe dair, ne bileyim işte insan evladı bir parça daha akıllanacak, kafa daha bir şevkle çalışacak diye? İnsan evriminin bedenlerde değil ama beyinde sürdüğünü ve süreceğini, sonunda daha aklı başında varlıklar olacağımızı, hatta o son noktanın da hiç gelmeyeceğini düşünürdüm. Hayal edebildiğimiz sürece hem de. Hayal kırıklığına uğramıştım. Son bu mu hakikaten?
Asimov'un pek çok öngörüsü neredeyse bire bir gerçekleşiyor, ama bu sefer yanılmış olmasını diliyorum. Tıpkı o devasa bilgisayarların ufalıp cebimize gireceğini öngöremediği gibi misal. Yanılmış ol Asimov, ve lütfen o genetik uzmanı da sadece görüntü faslında haklı çıksın. Kaldı ki, bu bile yeterince can sıkıcı.
İnsan evrimini hepimiz birer Elf olana kadar sürdürse fena mı olur sanki? Öyle kıytırıktan bi apandisit kaybı ya da zulümden başka bir şey olmayan yirmi yaş dişlerinin yok olmasıyla mı geçecek milyonlarca yıl?
Şimdi burada bir mola verip, mantıklı olalım iki dakika: Milyonlarca yıldan söz ediyoruz çünkü. Dile kolay. Oysa insan evladının kendini ve gezegenini çok daha kısa bir zaman içinde yerle yeksan etmesi daha olası. Milyonlarca yıl bir apandisitle vedalaşmasını beklemekten çok daha olası hem de.
Kendimizi yok edebiliriz. Sanırım (şu halimize bakarak genelleme yapıyorum) bu bize çok yakışan bir son olur. Ya da önce gezegenimizi yok ederiz. İçi dışına boşaltılmış, havası suyu zehirlenmiş, uzayı çöp, kendisi kuru bir kabuk haline gelmiş.. Hoşgeldin Wall-e!
Stephen Hawking demiş zaten: Eğer yeni bir gezegen bulamazsak bin yıla kalmadan toz olur gideriz bu alemden. Bulursak ne olur? O zaman da yeni gezegenimizi ham yapmaya başlarız, sonra başka bir gezegen daha, bir tane daha.. derken, bir bakmışız ki galaksiye dolmuş kalkıyor kadim Anadolu'dan.
Hevesimiz kursağımızda kalmasın diye sona sakladım ama elimizde bir de şöyle bir bilgi var:
Bu gezegenin bir parçası olduğu galaksi, komşusu Andromeda galaksisi ile 3 milyar yıl sonra çarpışacakmış. Gezegenin zeki ahalisinin son hesaplamaları bu şekilde. Eski hesaptan 4 milyar yıl kadar az.
Soru: 3 milyar yıl sonra güneş hâlâ daha parlıyor olacak değil mi? Bu tür yıldızların ortalama ömrü 10 milyar yıl kadarmış. Bizimki daha yolun yarısında. Yani galaksiler efendi gibi dursa durduğu yerde, en azından Güneş'in ömrü vefa edene kadar yaşayacak gezegen Dünya.
Tabii yine her durumda, gezegendeki zeki varlıkların külliyen koskoca gezegeni buhar etme potansiyelini göz önünde bulundurmak gerekir. İhtimal dahilindedir, ancak şimdi bi düşündüm de, bu canlıların sadece kendilerini imha etme ihtimalleri daha fazla sanki.
Benim bu güzel ama bahtsız gezegen için temennim şudur: Her ne kadar Nasa bu çarpışmadan bizim Güneş sisteminin burnu bile kanamadan çıkacağını varsaysa da, bu varsayımın moral takviyesi olması da kuvvetle muhtemel. Ve diyelim ki galaksiler çarpıştığında aslında bir tür kıyamet kopacak ve Dünya yok olacak, bari o gün gelmeden bir zaman önce insan kendini silsin süpürsün şu gezegenden. Emekli olsun dünya. Rahat bir nefes alsın. Son günlerini huzur içinde geçirsin.
Aksini düşünmek bu aralar pek içimi açmıyor: Bırakın dünyayı, bütün galaksiye yayılmış bir insan ırkı! Ve bunlar yanlarına en başta dinlerini, milliyetlerini falan alıp gitmişler. Yeni bir gezegene yerleşiyorlar bi ton macera şu bu, ama kafa aynı kafa. Gittikleri her yere o kafayla birlikte çocuklarını da götürüyorlar elbette, ama ilk fırsatta çocuklarını öldürüyorlar. Çünkü bunlar, kendi gelecekleri demek olan evlatlarının üzerinde deney yapabilen, fırınlara tıkıp boğabilen, kesip biçebilen, üzerlerine bombalar yağdırabilen, bedenlerini meşreplerinin keyfine göre kullanabilen, onları canlı bomba ya da canlı kalkan haline getirebilen türde canlılar. Yaşadıkları gezegene çektirdikleri de ayrı bir hikaye.. vs. vs.
Evrim tamamlandıysa eğer, bittiyse eğer, insan ırkı için yolun sonu buysa eğer.. hakikaten çok bahtsız bir gezegenmiş bizim Dünya.
O yüzden, lütfen bekleme yapmayalım, olduğumuz yerde saymayalım. İlerliyelim önlere doğru, sağlı sollu. Hayde..
Umutsuz yazı sonu notu: Yok canım, çıkmamış candan umut kesilir mi? Her gün yeni bir soluk, yeni bir umut. Her çocuk yeni bir yaşam, yeni bir gelecek. İyi düşünelim, iyi olalım. Ramen.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder